İşte İstanbul dışında görmeniz gereken selâtin camiler!

Başlarda Bursa ve Edirne civarında daha yoğun inşa edilen selâtin camiler, Fatih Sultan Mehmet’ten sonra daha çok İstanbul’da yapılmaya başlanmıştır.

2017-09-20 13:09:00
İşte İstanbul dışında görmeniz gereken selâtin camiler!

I. Ahmet döneminde savaştan galip çıkma şartı kalkmış, 18. yüzyılda ise ganimet elde etme geleneği tamamen unutulmuştur. Bu gelenek unutulsa da, selâtin camilerin inşasına devam edilmiş, padişahlar kendilerinin veya aile bireylerinin adlarına cami yaptırmıştır.

Osmanlıların kendine has mimarisi, özellikle tanzimat sonrasında Avrupa mimarisine benzemeye başlamış, barok ve neogotik üslubun Osmanlı mimarisine yansıması, okul, hastane, saray veya devlet dairelerinde olduğu gibi, selatin camilerde de görülmüştür.

 

1-) Bursa Yeşil Camii – Hacı İvaz Paşa/ Çelebi Mehmet, II. Murat

 

1413 senesinde Çelebi Mehmet döneminde inşasına başlanan Bursa Yeşil Camii, 1424 senesinde II. Murat döneminde tamamlanmıştır.

Kuzey cephesindeki büyük süslemeleri olan giriş kapısından girdikten sonra, yan odalara açılan bir koridor vardır. İbadet alanına ise, iki sütunun ortasındaki alçak kapıdan girilir.

Çapları 13 metre olan kubbelerin yerden yüksekliği 25 metredir.

Aynı zamanda Yeşil Cami, Bursa’da inşa edilen ilk mermer abidedir. Caminin ön tarafı, pencereleri, kapısı, kitabeleri ve kapı tavanı mermer işçiliğinin nadide örneklerindendir.

Caminin en önemli özelliklerinden biri ise, çini kaplamalarıdır. Özellikle İç mekandaki eyvanlar, müezzin mahfilleri, hünkar mahfili, tabhaneler, şahnişinler ve mihrap çini süslemenin yoğun kullanıldığı bölümlerdir.

 

2-) Bursa Ulu Camii – Ali Neccar/ I. Bayezid

 

1396 senesinde yapımına başlanan Bursa Ulu Camii, 1400 senesinde tamamlandıktan sonra açılış hutbesini Somuncu Baba’nın okuduğu rivayet edilir. Bursa’nın sembollerinden biri olan Bursa Ulu Camii, 5000 m2 boyutlarındadır. Aynı zamanda 20 kubbesi vardır.

Ulu Camii’nin Hacı Abdülaziz oğlu Mehmed isimli sanatkar tarafından yapılan minberin doğu yönündeki geometrik kompozisyonun güneş ve etrafındaki gezegenleri simgelediği, aralarındaki uzaklıkların doğru oranda ayarlandığı, batı yönündeki geometrik kompozisyonun ise galaksi sistemini simgelediği 1980 senesinde fark edilmiştir.

Sadece cami minberinde bile bilimi işleyen bir ecdadın, bizlere bıraktığı eserlerde, Allah bilir daha ne gizemler mevcuttur…

 

3-) Bursa Muradiye Camii – Sultan II. Murat

 

1425-26 yılları arasında yapımı tamamlanan Muradiye Camii, mimari açıdan dönemin estetik anlayışını çok belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Muradiye Camii, iki büyük kubbe ve bunların yanında iki küçük kubbe ile örtülmüştür.

Minber ve mihrap ise 1790 senesinde tekrar yapılmış ve rokoko üslubunda inşa edilmiştir.

Mihrabın solundaki duvarda firuze renkli çiniler yer almaktadır.

Girişteki kapı ve kapı kanatları kabartma ile yapılmış, yaprak ve çiçek motifleriyle bezenmiştir.

 

4-) Bursa Yıldırım Camii – Yıldırım Bayezid, Musa Çelebi

 

Etrafında medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, misafirhane ve kasır bulunan bu görkemli caminin inşası 1403 senesinde başlamıştır. Yıldırım Bayezid’din Ankara Savaşı’nda esir düşmesinin ardından yarım kalan inşaat, Musa Çelebi tarafından 1407 senesinde tamamlanmıştır.

Orta bölümü örten 12 metre çapında, 18 metre yüksekliğindeki ana kubbeden başka, beş kubbe de son cemaat yerinin üstündedir.

İbadet yeri ise, arka arkaya iki kubbeli mekan ile yanlarda küçük eyvanlar ve bunların iki yanında tonoz örtülü birer odadan meydana gelmiştir.

 

5-) Bursa Murat Hüdavendigar Camii – I. Murat

 

1365-66 yılları arasında inşa edilen bu caminin içerisinde bulunduğu külliye; cami, medrese, türbe hamam ve imaret gibi bölümlerden meydana gelmektedir.

Klasik ters T planı ile inşa edilen iki katlı bu caminin alt katında ibadethane, üst katı ise medrese olarak kullanılmaktadır. Caminin ibadethane olarak kullanılan alt katında, orta kubbenin altında asıl namaz kılınan alan ve bu alanın yanlarında birer eyvan yer alır. İki eyvan dışında altı adet odası olan caminin, kubbesinin altında bir de şadırvan vardır. Yapının en ilginç özelliklerinden biri de, mihrabın üzerindeki dua edilen odaya açılan penceredir. Dar bir geçitle varılabilen pencereye ait odanın, zamanında Sultan Murad’a ait olduğu tahmin edilmektedir.

 

6-) Kütahya Ulu Camii – Yıldırım Bayezid, Musa Çelebi, Fatih Sultan Mehmet

 

1381 senesinde inşasına başlanan bu cami Kütahya’daki tek selâtin camiidir. Yıldırım Bayezid’in Timur’a esir düşmesinin ardından Musa Çelebi tarafından tamamlanmıştır. Caminin vakfiyesi ise, Fatih Sultan Mehmet zamanında tertip edilmiştir.

Meşhur gezgin Evliya Çelebi, 1672 senesinde caminin 180x90 ayak olduğunu iki yan ve bir kıble kapısının bulunduğunu, 57 çam direkli ahşap çatılı iki tarafında mihraba kadar fevkani sofa bulunduğunu ve 64 demir parmaklıklı penceresi ve tek kubbesi olduğunu yazar. Ayrıca fevkani kısmıyla beraber iki bin cemaat aldığını, üzerinin kurşun örtülü serapa kargir olduğunu da söyler.

1812 senesinde Vahid Paşa, caminin son cemaat kısmındaki odada bir kütüphane kurdu. İlerleyen dönemlerde artan kitap sayısından dolayı kütüphane taşınmıştır ve günümüzde bu odayı din görevlileri kullanmaktadır.

 

7-) Manisa Muradiye Camii –  Mimar Sinan/ III. Murat

 

Mimar Sinan tarafından tasarlanan bu cami, III. Murat adına bir külliye olarak 1583-1585 yılları arasında inşa edilmiştir. Manisa’nın Şehzadeler semtindedir. Klasik Osmanlı mimarisinin her özelliğini yansıtan ve kesme taştan yapılan bu yapıda iki minare vardır. Yanındaki Sıbyan Mektebi maalesef yıkılmış olsa da, medrese ve imarethane günümüze ulaşmıştır.

 

 

8-) Manisa Sultan Camii – Acem Ali/ Kanuni Sultan Süleyman

 

Kanuni Sultan Süleyman padişah olduktan sonra, Acem Ali’ye cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret ve hankah yapmasını emretti. Bu yapılar 1522 senesinde tamamlandı. Sonradan darüşşifa ve hamam da bu yapılara eklenmiştir.

Cami, Osmanlı mimarisinin Manisa’daki en önemli örneklerinden birisidir. Kesme taş ve tuğladan yapılan Sultan camii, gayet sade bir tarza sahiptir.

Ortadaki büyük kubbe, yanındaki iki küçük kubbeyle birlikte caminin tavanını süslerken, caminin iki minaresi de Manisalı Müslümanları Allah’ın evine davet etmektedir.  

Kurtuluş Savaşı sırasındaki yangında yanan ve sonraki yıllarda da yıkılan hankah ve imarethane binalarının yeri, park şeklinde düzenlenerek “Sultan Parkı” adını almıştır.

 

9-) Konya Selimiye Camii – Sultan II. Selim

 

Mevlana Dergahının batı tarafında bulunur. İnşasına 1558 senesinde Sultan II. Selim’in şehzadeliği zamanında başlanmış, 1567 senesinde tamamlanmıştır. Camii Osmanlı klasik mimarisinin Konya'daki en güzel örneklerindendir. Kuzeyinde altı sütuna istinat ettirilmiş yedi kubbeli son cemaat yeri ve mermer süveli geçme basık kemerli cümle kapısı mevcuttur.

Son cemaat yerinin sağ ve solunda tek şerefeli iki minaresi vardır.

 

10-) Konya Aziziye Camii – Şeyh Ahmet, Sultan Abdülaziz

Cami, 1671-76 yılları arasında Şeyh Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Maalesef çıkan bir yangın sonucu tamamen yanan cami, 1867 senesinde Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından tekrar inşa ettirilmiştir. Son dönem Osmanlı mimarisinin tipik bir örneği olan ve barok üslupla yapılmış bu cami, ortada bir büyük kubbeye, son cemaat yerinde de üç küçük kubbeye ve iki minareye sahiptir.

 

11-) İzmir Bergama Ulu Camii – Yıldırım Bayezid

 

Kitabesinden anlaşıldığına göre, I. Bayezid tarafından 1399 tarihinde yaptırılmış bu camideki orta sahın üç kubbe ise, yan sahınlar ise beşik tonoz ile örtülmüştür. Ortadaki kubbenin yüksekliği 17 metre, diğerinin yüksekliği ise 15,5 metredir.

38 metre yüksekliği olan minare batı cephesindedir.

 

12-) İzmir Foça Fatih Camii – Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman

İsmini, banisi olan Sultandan alan bu cami, Foça’da Türkler eliyle yapılan ilk yapıdır. Aynı zamanda, ilçede Osmanlı’dan miras kalan en eski yapıdır. 1455 senesinde inşa edilmiştir.

Camide iki kitabe vardır. Bu kitabelerin ilkinde avlu kapısının Mustafa Ağa tarafından inşa edildiği yazar. Diğer kitabede ise caminin Kanuni Sultan Süleyman emriyle tekrar inşa edildiği yazmaktadır.

Çatısı ahşap olan bu caminin duvarları, bir sıra kesme taş, bir sıra da tuğla hatıl ile örülüdür.

İbadet mekanı iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap yuvarlak bir niş şeklindedir. Caminin minaresi kesme taş kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.

 

13-) Edirne Üç Şerefeli Cami – Mülihiddin Ağa/ II. Murat

1437 senesinde, II. Murat tarafından, Mimar Sinan’ın hocası Müslihiddin Ağa’ya yaptırılan bu cami, kendinden önceki örneklerinde farklı olarak daha geniş bir şadırvan avlusuna sahiptir.

24 metre çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak, enine dikdörtgen bir yapıdır. Bu cami Osmanlı Mimari Tarihinin ilk büyük revaklı avlusuna sahiptir. Bu avlu da, Osmanlı Mimarisinin bu konudaki ilk denemesidir. Camiye adını veren üç şerefeli minare, Selimiye yapılana kadar minarelerin en büyüğü kabul edilirdi. Külahıyla birlikte 76 metre olup, merdivenindeki toplam basamak sayısı 203'tür.

 

14-) Edirne Eski Cami – Konyalı Hacı Alâaddin/ Çelebi Mehmet

 

1403 senesinde Süleyman Çelebi tarafından inşasına başlanan cami, 1414 senesinde I. Mehmet döneminde tamamlanmıştır.

9 kubbe ve 2 minareye sahip camide, Hacı Bayram Veli hazretlerinin vaaz verdiği söylenen kürsüsü, hatırasına saygı nedeniyle imamlarca kullanılmamaktadır.

Ayrıca Kâbe’den getirilen ve mihrabın sağında duran Kâbe taşı, camide görülmesi gereken en önemli ziyaret noktasıdır.

 

15-) Edirne II. Bayezid Camii – Mimar Hayreddin/ II. Bayezid

 

Külliye birimlerinin merkez tarafında bulunan cami, kare şeklinde, sütunsuz ve kemersiz bir yapıdır.

1484 senesinde temeli atılan cami, 1488 senesinde de ibadete açılmıştır.

Caminin kubbesi 22 metre çapındadır. Ayrıca 22 kubbeli bir revak tarafından çevrelenen avlusu ve üstü açık bir şadırvanı vardır. Caminin, 17 mermer sütun içinde yer alan hünkar mahfilinin Osmanlı cami mimarisinde yapılmış ilk mahfil olduğu kabul edilir.

 

16-) Edirne Selimiye Camii – Mimar Sinan/ II. Selim

 

Mimar Sinan’ın bazı kaynaklara göre 80, bazı kaynaklara göre ise 90 yaşında yaptığı ve “Ustalık Eserim” dediği cami…

Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biri. 1568 senesinde inşasın başlanan bu muazzam eser, 1574 senesinde tamamlanmış, 14 Mart 1575 tarihinde de ibadete açılmıştır.

Bu harika eser, 2000 senesinde UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenmiş, 2011 senesinde de Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir.

Dört köşesinde, her biri özel üç şerefeli, 3,80 metre çapındaki minareler 70,89 metre yüksekliğindedir.

Yapının iç tarafı İznik çinileriyle süslenmiştir. Büyük kubbenin alt tarafındaki hünkar mahfili 12 mermer sütunludur. Çinilerin bir kısmı, maalesef ki 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında sökülmüş ve Rusya’ya kaçırılmıştır.

Yapının kuzeye, güneye ve avluya doğru açılan üç kapısı vardır. Avlunun ortasında mermerden özenle işlenmiş şadırvan vardır.

Caminin müezzin bölümünün mermer ayaklarından birinin altında ters bir lale motifi bulunmaktadır. Rivayete göre, caminin yapılacağı arsa üzerinde bir lale bahçesi bulunmaktaydı. Bu arsanın sahibi, ilk başlarda arsasının satılmasını istemedi. Sonunda, Mimar Sinan'dan camide bir lale motifi olmasını isteyerek arsasını sattı. Mimar Sinan da lale motifini ters olarak yaptı. Çünkü, lale motifi bu arsada bir lale bahçesi olduğunu, ters olması ise sahibinin tersliğini temsil etmekteydi. 

 

 

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
  • 4064
  • 0

İlk yorum yazan sen olabilirsin.

Doğayla iç içe stresten uzak… Buradan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz
Doğayla iç içe stresten uzak… Buradan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz
Pahalı Dubai’nin alternatifi Şarika
Pahalı Dubai’nin alternatifi Şarika
Gondol keyfi Venedik’ten sonra Adana’da
Gondol keyfi Venedik’ten sonra Adana’da
İşte Üsküp'te mutlaka görülmesi gereken yerler!
İşte Üsküp'te mutlaka görülmesi gereken yerler!
İşte İstanbul dışında görmeniz gereken selâtin camiler!
İşte İstanbul dışında görmeniz gereken selâtin camiler!