Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

[email protected]

2018-01-14 02:22:00

Anayasa Mahkemesi, kendi kararında söylüyor: “Tahliyesi gerekmez”

Bir fırtınadır esti..

“Anayasa Mahkemesi, FETÖ’cülere tahliye kararı verdi” diye rüzgarlar estirildi..

Kararı okudukça..

Oluşturulmak istenen algı ile, gerçek arasında dağlar kadar fark olduğu, ortaya çıkıyor..

Anayasa Mahkemesi’nin, Mehmet Altan ile ilgili kararından aktarıyorum...

Bakalım, “Tahliyesine” mi demiş?

Yoksa, “Bizim, yerel mahkemede henüz karar çıkmadığı aşamada, tutukluluk ile ilgili olarak verdiğimiz kararlar, tahliye anlamında değildir” ikazı mı yapılmış?

Mehmet Altan kararının okumak isteyenler için belirteyim, 26. sayfasından alıntılıyorum:

 “89. Bir suç isnadıyla gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan kişinin gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğu veya gözaltında tutulma süresinin uzun olduğu iddiasıyla yaptığı bireysel başvuruda ihlal sonucuna varılmış olması -özgürlükten mahrum kalmanın sona ermesi bağlamında- başvurucunun kişisel durumuna bir etkisi bulunmamaktadır.”

Ne diyor mahkeme?

“Başvurucunun kişisel durumuna bir etkisi bulunmamaktadır.”

Bu tespiti, sağa sola çekmenin imkanı var mı?

Yok..

Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen tahliyeye hükmetmediği zaman, “Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesine posta koydu” demenin anlamı var mı?

Yok..

Posta koyulan Anayasa Mahkemesi, kendi kendisine itiraf ediyor zaten.. “Bizim bu karar bir işe yaramaz.. Başvurucuya tazminat kazandırır. Hepsi o kadar.. Kişisel durumu değiştirmez” diyor..

Çok net ifadelere rağmen..

Hâlâ tereddüdü olanlar var ise..

“Hukuk devleti zaten yoktu.. Şimdi hepten iflas etti” diyerek bigiçlik taslayanlar var ise..

Ki gazete köşelerinde..

Televizyon ekranlarında bunları bol miktarda görüyoruz..

Onlara, kendilerine gerekçe yaptıkları Anayasa Mahkemesi’nin tam da Mehmet Altan kararından, hukuki durumu tespitte yazılanları aktarmaya devam edelim..

Anayasa Mahkemesi, verdiği kararı çarpıtacak olanları tahmin ettiği için..

Kendisi de, biraz önce alıntıladığım bölüme devam ederken, cümleye “Zira” diye başlamış.

Buyrun birlikte okuyalım:

“Zira bireysel başvuru sonucunda gözaltına alma kararının hukuka aykırı olduğu veya gözaltında tutulma süresinin makul olmadığı tespit edildiğinde dahi -kişi hakim tarafından tutuklandığından- bu yöndeki tespitler ve sonucunda verilecek ihlal kararı ‘tutuklu’ kişinin serbest kalmasına tek başına imkan vermeyecektir.”

Yok arkadaşlar..

Bekir Bozdağ’ın açıklamasından, hükümete yakın bir hukukçunun yorumundan alıntı yapmıyorum..

Solakların. FETÖ’cülerin..

Tüm darbe yanlılarının adeta can simidi gibi yapıştıkları Anayasa Mahkemesi’nin son kararından size aktarıyorum..

Aynen bunları yazmış, Anayasa Mahkemesi..

Ne bir harf ekledim.

Ne bir harf çıkardım..

Biliyorum..

“O zaman Anayasa Mahkemesi, kendi kararının ne işe yaradığı konusunda bir fikir serdetmiş mi? İş olsun diye mi, laf olsun, torba dolsun diye mi bu kararı vermiş” diye soracaksınız..

Zımnen, ona da cevap vermiş, Anayasa Mahkemesi (Hatırlatmış olayım.. Yaptığım alıntı, cımbızlama metodla yapılmış değildir. Kararın değişik yerlerinden, cümlelerin anlamı bozulacak şekilde, işime gelen cümleleri kesip buraya yapıştırıyor değilim.. Şu ana kadar yaptığım alıntıların tamamı, Anayasa Mahkemesi’nin son Mehmet Altan kararının, aynı paragrafından ve hiç atlamadan yapılmıştır):

“Dolayısıyla bireysel başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı ancak -talep etmesi halinde- başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir (Günay Dağ ve diğerleri, § 147; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, § 44).”

Demek ki ne imiş?

Yüksek sesle rica edelim..

Kartel gazetelerinden..

CNN’ine..

Habertürk’üne kadar..

Yargıtay eski başkanlarından..

Barolar Birliği başkanlarına..

Baro başkanlarına kadar..

CHP Genel Başkanı’ndan..

Diğer muhalefet parti mensuplarına kadar..

Hepsine cevap olacak şekilde..

Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Altan ve Şahin Alpay için verdiği “hak ihlali kararı”nın ne anlama geldiğini bir daha altını çizerek söyleyelim:

“İhlal kararı ‘tutuklu’ kişinin serbest kalmasına tek başına imkan vermeyecektir.”

Devamla belirtelim:

“Başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir.”

Hepsi hepsi bu..

Bilmem anlatabildim mi?

Prof. etiketli hukukçular..

Yüksek yüksek yargı kurumlarından emekli olan yüksek yüksek hakimler?

 Olayın bir de şu yönü var..

Anayasa Mahkemesi, Mehmet Altan’ın şu an cezaevinde olmasının, hak ihlali olduğunu belirtiyor.

Bunu da, “gösterilen gerekçe, dosya içindeki bilgiler”i esas alarak yapıyor..

Ama..

Bugün itibari ile.

Yarın itibari ile..

Mahkeme, yeniden yazdığı tahliye talebinin reddine ilişkin kararının gerekçesinde, “Şu şu sebeplerle tahliye talebini reddediyorum” dediğinde..

Tekrar Anayasa Mahkemesi’ne gidilirse..

Bu sefer Anayasa Mahkemesi’nin, “Hak ihlali yoktur” deme ihtimali vardır..

Çünkü, dünkü tutuklama kararında, mahkeme işi ciddiye almadan ve gerekçe göstermeden, “Tutuklanmasına” diyerek işi bitirmiş ise..

Ki kısmen olayın bu şekilde olduğu görülüyor..

Anayasa Mahkemesi de, “Gerekçe göstermeden, tutuklama kararı veremezsiniz” dediğinde..

Bunun anlamı..

“Mehmet Altan suçlu değildir. Beraat etmelidir. Tutuklanmamalıdır” demek değildir..

“Tutuklama kararı gerekçeli değildir.. Gerekçe sunarak tutuklama kararı verebilirsiniz. Tutuklama gerekçeniz yok ise, hak ihlali devam ediyor anlamına gelir” demektir..

Bir Anayasa Mahkemesi kararı dahi..

Bakın insanları nasıl birbirine zıt taraflara savuruyor..

Aynı karar..

Aynı dili konuşan insanlar tarafından..

Nasıl farklı görülebiliyor..

Umarım ki..

Muhalifler de..

Kararı atlayarak değil.. Bizim gibi, satır satır okusunlar..

Sadece sonucuna değil..

Gerekçesine de baksınlar..

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
  • 9218
  • 15

Yörükoğlu 1 gün önce eklendi.

Anayasa Mahkemesinden iyi biliyorum diyorsunuz yani....

Hasip 1 gün önce eklendi.

.....Allah c.c. adaletinden ayırmasın