Sedat Yılmaz

Sedat Yılmaz

2018-01-12 03:06:00

Akıl sağlığına bakılması gereken kimler?

Bugünlerde akıl sağlığından şüphe edilen iki liderden biri ABD Başkanı Donald Trump, diğeri de Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un… Dünya ikisinin de deli olduğunu zannediyor!

Hadi, Trump ile Kim Jong Un’u “Delidir ne yapsa yeridir” diyerek bir yana bırakalım, asıl 2,5 asırdır dünyanın her yerinde istilacı, baskıcı, saldırgan ve yok edici operasyonlarını aralıksız sürdüren ABD yönetimlerinin ve bu yönetimleri başlarına geçiren ABD’lilerin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına bakmak gerekmez mi?

250 yıllık tarihinde Hitler’in katliamlarını bile geride bırakan ABD’yi akıl sağlığı konusunda nereye koyacağız?.. Hangi akıl sağlığı yerinde olan bir devlet, bu kadar insanı vahşice ve hunharca katledebilir?

İşte tarihe geçen ABD’nin vahşet bilançosu:

Kuruluş döneminde katledilen milyonlarca Kızılderili... Şimdi böyle bir nesil yok!

1898 yılında Meksika ve Küba işgali… 1921 yılında Nikaragua baskını…

1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası… Japonya’da bir anda 250 bin kişi yok edildi!.. 1950 -1953 yılları arasında yüzbinlerce Korelinin katledilmesi…  1954 yılında binlerce Guetamalalı masumun öldürülmesi… 1956 – 1959 yılları arasında Küba’da, 1970 – 1975 yılları arasında Kamboçya ve Laos’ta 1 milyonluk soykırım…

1973 yılında Şili’de ve Arjantin’de toplam 60 bin kişinin öldürülmesi… 1975 yılında Vietnam’da 700 bin ton bomba atarak yüzbinlerce insanın parça parça edilmesi… Ki ABD’nin bu ülkeye kişi başı 5 bomba attığı tarihi vesikalarla sabit… 1983 yılında 14 bin ABD’li deniz piyadesinin Lübnan’da 100 bine yakın insanı katletmesi… 1986 yılındaki Libya ve Panama katliamı… 1991 yılında Irak’ta tahrip gücü yüksek bombalar ve kara harekatıyla yüzbinlerce insanın acımasızca yok edilmesi… ABD’nin Afrika’daki katliamlarını zaten saymak mümkün değil… ABD sadece 1945 – 1975 yılları arasında soykırım niteliğinde 215 saldırı düzenlemiş… Ayrıca ABD’nin yıllarca Türkiye üzerindeki ölümcül operasyonlarını nereye koyacağız? İşte genel manada akıl sağlığı yerinde olup olmadığı bile belli olmayan böyle bir devletin, yine son yıllarda dünyada rejim değiştirmeler, darbeler ve terör örgütleri maharetiyle icra ettiği operasyonların haddi hesabı yok!

Halen Suriye’de PKK’ya ağır silahlarla donatılmış 100 bin kişilik ordu kurması da ABD’nin terörizme verdiği desteğin son örneği olarak artık ayan beyan ortada! Yoksa ABD “Armegedon”a mı hazırlık yapıyor?

TÜRKİYE’DEN USTA İŞİ OPERASYON

Daha önce kaleme aldığım “Sen misin doları by-pass eden!” başlıklı yazımda, “Türkiye’ye her alanda savaş açan ABD, kötü komşu mal sahibi yapar misali aslında Türkiye’nin milli dirilişini ateşliyor”, diyerek Amerika’nın Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı, haksız İran ekonomik ambargosunu usta işi operasyonla kırdığını, ABD’nin de hemen Türkiye’de PKK ve FETÖ eliyle saldırılarını artırırken Halk Bank davasının da içinde olduğu seri operasyonlar yürüttüğünü dile getirmiştim…

Evet Türkiye, bölgeye yönelik Amerikan ambargosunu kırarken Halk Bank operasyonuyla gerçek kimliğine geri döndüğünün sinyallerini vermiştir…

Daha önce de yazdım gibi, ABD’nin Türkiye’nin üzerine gelmesinin ana sebebi; İran ambargosunu kırarken Türk Lirası kullanarak bölgesel ticaretin tıkanmasını önlemesi…

Şayet bugün Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türkçe konuşuluyorsa, Türk Lirası’nın bölgesinde güçlü bir para birimi olarak kullanılması düşmanlardan başka kime zarar verebilir?

BU HAKSIZLIĞA ANCAK PES DENİR

Şimdi gelelim, ABD’de halen devam eden Halk Bank davasına… Bilindiği üzere işadamı Rıza Sarraf ile Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, Amerikan hapishanelerinde yatıyor ve mahkemeye gidip geliyorlar.

Bugün Panama’da aklanan kara paraların yüzde 70’inden fazlasının ABD kaynaklarına ait olduğu yayınlanan Panama Belgeleri ile ortaya çıkarken, uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirilen Türkiye - İran - Hindistan üçlü ticaretinin ABD tarafından kara para operasyonu olarak nitelendirilmesine “Pes!” demek lazım!

Tabii anlaşılıyor ki, ABD’nin ambargoya yönelik Türkiye hıncı devam ediyor… Bugün görevde olmayan New York savcısı Preet Bharara maharetiyle önce işadamı Sarraf, daha sonra savcı Bharara’nın arkasından göreve gelen Joon H. Kim tarafından, Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın “kara para ve banka dolandırıcılığı” suçlanmasının tesadüfi olmadığı gibi, Türkiye’de 2010 yılında başlayıp 2013 yılından itibaren yoğunlaşan FETÖ operasyonlarının MİT krizi ve 17 - 25 Aralık kumpası ve 15 Temmuz başarısız darbe girişimiyle zirve yapması da rasgele gelişen olaylar değil.

Yine 24 Ocak 2014 tarihli Bankalar Yeminli Murakıbı ve halen FETÖ soruşturması kapsamında firari sanık olarak yargılanan Osman Zeki Canıtez’in, 25 Aralık 2013 tarihli başsavcılık talebiyle oluşturduğu bilirkişi raporunda geçen suçlamalarla, halen ABD’de yürüyen Halk Bank davası iddianamesinde geçen suçlamaların paralellik oluşturması da yine olayın aynı odakların ürünü olduğu ortaya çıkıyor.

İşte sadece kendi gücünü ilah edinmiş ABD, ne Avrupa’da, ne Asya’da ne dünyanın başka bir yerinde kendine hasım ve rakip olacak farklı bir mali ve askeri güce tahammül edemiyor. Tahammülsüzlüğünü de vahşi, insani değerleri ve kuralları tanımayan, ahlak dışı uygulamalarıyla gösteriyor!

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
  • 1786
  • 0

Güzel haber..

İlk yorum yazan sen olabilirsin.