Feodalizm nedir?

2018-01-31 19:36:49

Feodalizm ya da derebeylik, başta Orta Çağ Avrupası olmak üzere tarihin birçok evresinde rastlanan toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütleniş biçimidir.

Bu düzenin en önemli özelliği, devlet iktidarının parçalanmış olması ve halkın devlete değil, toprakların sahibi olan senyörlere/derebeylere bağımlı olmasıydı.

Feodalizm, Latince “feodum (tımar)” ile taşınabilir değerli mal anlamına gelen Latince kökenli bir kelimeden türemiştir.

Feodal toplumda hiyerarşik bir örgütleniş söz konusudur. Siyasi örgütleniş koruyan-korunan ilişkisine dayanır. Merkezi otorite zayıftır.

Özellikle Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından güçlü monarşilerin ortaya çıkmasına kadar geçen sürede, feodalizm etkin olmuştur. Roma döneminin ardından birçok irili ufaklı feodal beylik, bir başka deyişle derebeylik ortaya çıkmıştır.

Ticaretin ulusal güçlü monarşiler oluşturması ile feodalizm zayıflamış, Sanayi Devrimi ile de tamamen ömrünü tüketmiştir.

Feodalizmin ortaya çıkışını sağlayan başlıca iç etken, var olan köleci üretim tarzının gelişen üretim tekniğine ayak uyduramamasıdır.

Feodalizmde topraklar, “fief sözleşmesi” ile hiyerarşik bir düzene bağlanmıştır. Fief sözleşmesi, iki yanlıdır. Taraflardan biri senyördür. (süzeren).

Senyör, vassal olarak adlandırılan bir ikinci kişi lehine, belirli bir toprak parçası üzerinde adalet dağıtma işlevini sürekli bir hak olarak verirdi. Bunun karşılığında vassal da senyörün kendisinden beklediği görevleri yerine getirmek zorundaydı.

Öte yandan Feodal düzende kilisenin de çok önemli bir yeri vardı. Kilise ve manastırlara ait birçok malikane ve toprak bulunuyordu.

Feodalizmde halk arasında eşitlik yoktu. Feodal düzeni oluşturan sosyal sınıflar soylular (senyörler, derebeyler), rahipler, burjuvalar (kentliler) ve köylülerdir (hür köylüler ve köleler-serfler)

Bu sosyal sınıflar farklı hukuki statülere bağlıydılar. Birbirinden kesin çizgilerle ayrılan bu sınıflar arasında geçişim, belli bir merasimi ve birtakım hukuki işlemleri gerektiriyordu.

Senyör ayrıca, sahibi ve hakimi olduğu, köylülere işletme için bıraktığı toprak parçaları için de vergi alır veya kendisi için ayırdığı arazide angarya işler için köylüleri kullanırdı. Köylüleri, çoğunlukla kendi serfleri olarak görürdü.

Her ne kadar tam anlamıyla köle sayılmasalar da serfler, bağlılıklarının simgesi olan belli bir miktar parayı senyöre vermek zorundaydılar. Ayrıca, işledikleri toprakları elden çıkarmaları, istedikleri gibi kullanmaları mümkün değildi; bu, kölelerin ölümüyle birlikte sahip oldukları mal ve mülkün yeniden senyöre geçmesi anlamına geliyordu.

Serfler ve köylüler üretim araçlarına sahip olmadıkları gibi, hukuki açıdan da aşağı konumdaydılar. Ayrıca senyörlük dışında evlenmelerini, başka yere taşınmalarını ve orada oturmalarını yasaklayan bir kural da vardı.