İnebahtı’dan sonra yeni bir donanma nasıl inşa edildi?

2018-01-22 17:30:50

Osmanlı kıyılarının savunulması için süratle yeni bir donanmanın inşa edilmesi gerekiyordu. Kılıç Ali Paşa bahara kadar hazırlanması istenen gemilerin inşası için yoğun bir çaba göstermekteydi. Ancak yapılacak işin büyüklüğü de gözünü korkutuyordu. Bu yüzden Sokollu Mehmed Paşa’ya: ''Gemilerin teknesinin yapılması mümkündür, lakin gemi lengerlerini, yelkenleri ve sair levazımatın tekmilinin gerçekleşmesi zordur'' demesi üzerine, veziriazam tarihe geçmiş şu meşhur sözlerini söylemiştir: ''Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuvvet ve kudreti ol mertebededir ki, donanma lengerlerini gümüşten, resenlerini (ipleri) ibrişimden, yelkenlerini atlastan temin etmek ferman olunsa müyesserdir''

1571 yılında İstanbul, İzmit, Sakarya, Sinop, Gelibolu, Varna, Silistre, Semendire, Burgaz, Vize, Ahyolu, İğneada, Süzebolu, Midye, Alanya, Antalya, Samsun, Kefken, Bartın, Biga, Gemlik ve Rodos’taki Osmanlı tersaneleri, yeni gemileri inşa etmek için hummalı bir şekilde çalışmaya başladı. İmparatorluk bütün ekonomik imkanlarını seferber ederek gemi yapımı için ülkenin her tarafından kendir, üstüpü, donyağı, urgan, yelken bezi, zift, kereste, gemi direği, çivi ve demir toplanıp, tersanelere gönderildi. Bir taraftan da silah ve top yaptırılıp, yeni donanma için kürekçi ve asker toplandı. Gemi inşasında görevli yetkililer sık sık uyarılarak işlerini zamanında bitiremezlerse cezalandırılacakları hatırlatıldı.

İnsanüstü gayretlerin sonucunda 50 gemi Rumeli tersanelerinde, 50 gemi de Anadolu’da inşa edildi. İstanbul’da inşa edilenlerle birlikte 5-6 ay içerisinde 134 yeni gemi ortaya çıkmıştı. Ayrıca mevcut hasarlı gemiler de onarılmıştı. 13 Haziran 1572 tarihinde, içine 20 bin asker konulmuş 250 kadırgadan oluşan Osmanlı donanması Kılıç Ali Paşa’nın komutasında denize açıldı.

Osmanlı donanmasının tamamen yok olduğu İnebahtı Muharebesi’nden sonra 5-6 ay içinde, 250 gemilik bir donanma ortaya çıkınca Hristiyanlar şaşkına dönmüşlerdi.

Fransız elçisi Osmanlı’nın muhteşem organizasyonu ve kapasitesi karşısında büyülenmişti. Acqs Piskoposu, 8 Mayıs 1572’de Kral IX. Charles’e gönderdiği mektubunda şöyle diyordu: ''Kendi gözlerimle görüp, değerlendirmesini yapma fırsatını bulmamış olsaydım, asla bu monarşinin gücüne inanmazdım. Ama gerçekten de tek bir gün geçmiyor ki, yeni etkilerle karşılaşmayayım.''

Osmanlı donanması 250 gemiyle yeniden Akdeniz’e çıktığında, Mora’nın güney sahillerindeki Haçlı birliği liderleri arasındaki köklü anlaşmazlıklar da bariz bir şekilde su yüzüne çıktı. Birkaç önemsiz çarpışma ve Venedikliler’in Ayamavra Adası’na başarısız olan birkaç saldırısı dışında önemli bir gelişme olmadı. Bir yıl sonra da Osmanlı donanması, Tunus’u fethetti.