Kadızadeli hareketi nasıl dağıtıldı?

2018-01-23 12:09:03

IV. Mehmed dönemi sadrazamlarından Boynueğri Mehmed Paşa zamanında Kadızadeliler’in durumları bozuldu. Sadrazam, ''Ulema ve şeyhlere danışmak ne demektir?'' diyerek Kadızadeliler’i devlet işlerinden uzaklaştırdı. Bunun üzerine Kadızadeliler, sadrazam aleyhine büyük bir karalama kampanyası başlattılar. Ancak fiilen daha sonra Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı zamanında harekete geçtiler.

Köprülü Mehmed Paşa, 1656 yılında sadrazam olunca ilk işinin bozulan devlet otoritesini yeniden tesis etmek olduğunu biliyordu. Köprülü, devlet otoritesini tesis etmeye çalışırken, IV. Murad devrinden itibaren İstanbul’da büyük bir güç hâline gelen Kadızâdeliler, onun sadrazamlığının sekizinci günü, 2 Ekim 1656’da aleyhtarlarını sindirmek ve devlet yönetiminde söz sahibi olmak için harekete geçtiler.

Kadızadeliler şunları istiyorlardı: İstanbul’daki bütün tekkeleri yıkıp, buraların şeyh ve dervişlerine imanlarını tazelemelerini teklif etmek ve kabul etmeyenleri öldürmek; padişahın huzuruna çıkarak, Peygamber’den sonra ortaya çıkmış bütün bid’atların kaldırılmasını istemek; Padişahların ve ailelerinin yaptırdığı, selâtin camilerinin minarelerinin biri dışındakileri yıkmak. Kadızadeliler, bu isteklerini yerine getirmek için silahlanıp, halkı yanlarına davet ettiler. Sadrazamın onları bu hareketten vazgeçmeleri yönündeki uyarılarına kulak asmadılar.

İsteklerinin yerine gelmesinde direttiler. Bunun üzerine Köprülü Mehmed Paşa, Kadızâdeliler’in isteklerini reddetti. Mallarına el koyup, hareketin liderleri olan Üstüvanî Mehmed Efendi, Türk Ahmed ve Divâne Mustafa’yı tutuklatarak Kıbrıs’a sürdü. Yıllarca İstanbul’da istediklerini yaptıran, devlet işlerine müdahale eden Kadızâdeliler bir günde bitirilmişti. Bu hadise, dışarıdan zayıf gibi görünen devletin gerektiğinde ipleri nasıl kolaylıkla eline alabildiğini göstermektedir.

Osmanlı tarihinin en önemli yazar ve aydınlarından Kâtip Çelebi ''İslâm sultanına, bu çeşit ham sofuları ve boş taassup erbabını, kim olursa olsun ezmek ve yola getirmek vaciptir. Zira geçmişte taassup savaşından çok fesat çıkmıştır. Gerek Halveti ve gerek Kadızâdeli ahmakların doğruluk cihetinden göründüklerine inanmayıp bir tarafın üstün gelmesi caiz görülmeye. Âlemin nizamı, hep halkın haddini aşmamasıyla mümkündür, vesselam'' demişti.