Karlofça Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünün miladı mıdır?

2018-01-23 14:08:56

Osmanlı kuvvetlerinin Viyana önlerinde mağlup olmalarının yanısıra daha sonraki savaşların çoğunu kaybetmesinin üzerinde durmak olayları anlamak açısından önemlidir. Avrupa’nın dört büyük devletine karşı birçok cephede savaş vermek zorunda kalınması mağlubiyetlerin asıl sebebidir. Ancak bir diğer önemli sebep ise Osmanlı ordusunun XVI. yüzyıldan itibaren Avusturya’ya karşı çıktığı seferlerde devamlı olarak kale kuşatmasıyla uğraşması ve meydan savaşında karşılarına çıkılmaması sonucunda askeri yapısının değişmesidir.

Kale kuşatmalarında uzmanlaşan Osmanlı ordusu, 30 yıl savaşları döneminde askeri sahada büyük gelişme sağlayan Avusturya karşısında 1683-1699 yılları arasında yaptığı 15 meydan muharebesinin 12’sinde mağlup oldu. Zaten XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa’da meydana gelen ve ''Askerî devrim'' olarak nitelendirilen gelişmeler sonucunda yapısı değişen Avusturya ordusu, 1596’da yapılan Haçova Meydan Muharebesi’ni kazanmak üzereyken disiplinsizlikleri nedeniyle mağlup olmuşlardı.

1593-1596 yılları arasındaki 13 yıl savaşlarında dikdörtgen halinde oluşturulmuş ve kontra marş taktiğini kullanan tüfekli Avusturya piyadeleri karşısında Osmanlı timarlı sipahileri fazla dayanamamışlardı. XVII. yüzyıl ortalarında Mareşal Montecuccoli Avusturya ordusunu paralı askeri sistemden düzenli birliklere geçirerek, ordunun disiplin gücünün artmasını sağladı.

Nitekim yeni askeri gelişmeleri takip eden ve meydan muharebeleri konusunda tecrübeli komutanlara sahip Avusturya ordusu, 1664’te Sengotar’da kendisinden daha büyük Osmanlı kuvvetlerini mağlup etti. Aslında bu savaş gelecekteki olayların bir habercisiydi, ancak iyi değerlendirilemedi.

Osmanlı İmparatorluğu II. Viyana Kuşatması’nda uğradığı bozgunun ardından Avusturya-Lehistan-Venedik ve Rusya tarafından kurulan Kutsal İttifak’a karşı 16 yıl savaşmış, ancak 1699’da o zamana kadarki tarihinde ilk defa görülen en ağır toprak kayıplarını içeren Karlofça Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştı. Bundan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşe geçtiği ve devamlı mağlubiyetlere uğradığı genel bir kanaattir.

Fakat Osmanlılar, Karlofça’dan sonra kendilerini toparlayarak rövanşa geçmişler, 1739’a gelindiğinde Avusturya’ya bırakılmış bir kısım Macar toprakları ile Lehistan’ın aldığı Podolya haricinde kaybedilmiş bütün topraklar geri alınmıştı. Viyana sonrası Avrupa’nın dört büyük devletiyle 16 yıl dişe diş mücadele etmesi bile Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünün o tarihlerde bitmediğini açıkça gösterir. Ayrıca 1697’den sonra Osmanlılar’ın karşısına dünya harp tarihinin en önemli isimlerinden birisinin çıkması, dengeleri bozan bir unsur olmuştu.

Bu Savoylu Prens Eugen’dir. Osmanlılar, bu tarihlerde böyle bir komutan çıkaramamıştı. Eugen’in ölümünden sonra Avusturya ve Rusya arasında meydana gelen 1736-1739 savaşında ise galibiyet Osmanlı İmparatorluğu’nun olmuştu. Bu dönemde Osmanlılar’ın ordularını belirli bir ölçüde yenileyebilmeleri de Avusturya karşısında tekrar başarılı olmalarının bir sebebidir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş yılları 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşından sonra başlar. Osmanlılar ilk defa bu savaşta bir ülkeye karşı ağır bir mağlubiyete uğramış ve bundan sonra bir daha belini doğrultamamıştır. Bunda da en önemli sebeplerden birisi 1739’daki başarıdan sonra tehlike geçti diye yapılmakta olan askeri yeniliklerin terkedilerek, rehavet ortamına girilmesidir. XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren Sanayi İnkılabı’nın meydana getirdiği gelişmeler sebebiyle Avrupalı devletlerle ara gittikçe açılmaya başlamış ve olaylar Osmanlı İmparatorluğu’nun aleyhine gelişmiştir.