Baltacı Mehmed Paşa Prut Savaşı sonrası kendisini nasıl savundu?

2018-01-23 17:52:39

Baltacı Mehmed Paşa, Prut Savaşı’ndan sonra valide sultana bir mektup yazarak kendisini şöyle savunmuştu:

''Benim devletlü, mürüvvetlü, velinimetim, efendim, sultanım hazretleri Moskof’a sefer eylemelisin deyü ferman buyuruldukda baş üstüne diyerek ve gece ve gündüz uykuyu ve rahatı terkedüp, topları ve yelkenleri ve donanması ve kusursuz takımlarıyla eskiden Tersane-i Âmire’de olanlardan başka doksan gün içinde üç yüz on beş adet gemi yaptırıp Azak ve Taygan ve Özü taraflarına gönderdikten sonra İslâm askeri ile bu kulları dahi gelüp Prut Nehri kıyılarında Moskof taburu ile karşılaşıp, Yüce Osman Devleti’nin kurulmasından bu yana meydana gelen tabur cenklerinde iki buçuk nihayet üç saatten fazla cenk olmuş değil iken Temmuz’un ikinci Cumartesi akşama kadar, Pazartesi ve Salı sabahtan yatsıya değin bir büyük cenk ve muharebe olunmuştur ki ne uzibillahi teala 1697’de Osmanlı ordusunun Zenta’da uğradığı büyük hezimeti tekrar yaşamaya bir ramak kalmışken meleklerin yardımı ile din düşmanlarının kalplerine korku verüp, orada telef olan Allah’ın kullarının kanlarına girmesinler mahşer günü cevabı nice verilür, düşünsünler deyü sulha rağbetini bildirmek için adamlar gönderdükde: Şevketlü kudretlü padişah efendimizin kılıcı keskin ve uzundur, askerimiz kavi, hazinemiz çok, cephanemiz, lazım gelenden on beş kat fazladır, biz cenkten usanmadık deyü red olunduklarından sonra hemen arkasından yine gelüp: Sizin şeriatınız
gereğince aman dileriz! dedikte, teklifleri kabul ederler ise sulh olalım yoksa baş başa sulh olunmaz, hemen vaktine hazır olsun! dedik. İki taraftan barış antlaşmasına dair kâğıtlar alınup, verilüp Allah’ın izniyle hem düşmanımıza galip ve hem de isteklerimizi kabul etdirdik, Bu şevketlü efendimizin kuvvet-i baht-ı hümâyûnlarının eseridir. Ancak bu sene kâfirler ile savaşıldıkta berabere kalınmak dahi herkesin canına minnet olup bu kadar uzun cenk bir kişinin hatırına gelmez iken zaferle sonuçlanan seferimize bütün Boğdan memleketi ile İbrail Kalesi’ni (Romanya’da) Cenâb-ı Allah yeniden ihsan ettiğinden gayri üç bölük düşmanın mağlup edilmesi ve zafer kazandıktan sonra dört adet kalenin alınması hiçbir yolla hatırlara gelmez iken Allah’ım bu fetih ve zaferin şükrünü eda etmeyi bize müyesser eyleye deyü bütün İslâm askeri yüzlerini ve gözlerini yerlere sürerek Cenâb-ı Hakk’a secde ettiler. Bu fakir ve biçâre kulunuz Allah korusun İstanbul’u kâfirlere vermiş gibi hayatımdan ümidi kesip, yemeden ve içmeden kalup, bu davranışı anlayamayıp şuursuz ve hayretler içinde kaldım. Kedinin kabahatini önüne koyup burnunu batırırlar da kabahatine göre ceza tertip ederler; bu fakirin kabahati: Adamlarımı ve kendi malik olduğum servetimi bu uğurda harcamak. Top ve humbara yağmur gibi yağarken yalın kılıç savaşıp, Allah’ın yardımıyla taburların bozup ve bu kadar kalelerin alup aman dedirttiğim için ise, aldığın kaleleri geri versin deyü ferman buyururlar ise, o saat sahibine verilir: Yok bu kâfirden az almışsın, Moskof’un ta başkentine varıncaya kadar isterim deyü ferman buyururlar ise ferman efendimindir. Allah-ı azimü’ş-şanın lütf u ihsanı ve padişahımızın himmetleri ve hayır duaları ile o dahi mümkündür. Ve lâkin bu kış bunda kışlayup evvel bahar olduğu gibi, bu taraftan hareket olunup gidilmeye muhtaçtır; zira hâlâ olduğumuz mahalde altı buçukta sabah namazı kılınır, Moskof’un başkentinden öte yerde akşam namazından bir saat sonra sabah olup yatsı namazına vakit yoktur: Öyle uzak memlekete yol ortasında kışlamadıktan sonra ağır asker ile İstanbul’dan doğru gitmek bir veçhile mümkün. Çok zafer ve çok vezir gördünüz. Allah-ı zülcelâle nice yüz bin hamd ü sena olsun böyle büyük bir zaferi kime ihsan etmiştir. Allah aşkına ve Resul muhabbeti hürmetine yukarıda yazdığım mevzuların nizam ve intizamı ve İslâm askerini yerli yerine dağıtıp İnşallahu teala İstanbul’a varup vasıl oluncaya dek olur olmaz kimselerin sözlerin kulak asmayıp, ikmâl üzere işler tamam olduktan sonra gördüğümüz hizmetlere nazar buyursunlar, eğer bir hilâfı meydana gelirse ona göre cezalandırsınlar. Gerçek durum malumunuz oldukta bu kulunuzun çok az olan hatırı içün olsun şevketlü velinimetim efendimiz hazretlerine yazdırmak zahmet olur ise bir kullarıyla ifâde ve bildirmeye himmet buyurmaları bâbında emr ü ferman ve lütf u ihsân devletlü, mürüvvetlü, merhametlü sebeb-i devletim efendim sultanım hazretlerinindir. 17 Ağustos 1711.