Osmanlı İmparatorluğu’nda yöneticilerin tamamı Türk olmayanlardan mı seçilirdi?

2018-01-24 12:33:05

Osmanlı İmparatorluğu’nda Fatih’ten itibaren bütün yöneticilerin Türk olmayan devşirme kökenli kişilerden olduğu, yaygın bir kanaattir. Fakat bu yanlıştır. Fatih’in Çandarlı Halil Paşa’yı öldürtmesinden sonra Türk kökenli idareciler bir süre vezirliğe ve veziriazamlığa getirilmedi. Ancak bu bir denge siyasetinin sonucuydu. Nitekim devşirmelerin nüfuzunun artması üzerine Fatih, veziriazamlığa bir Türk’ü, Karamanlı Mehmed Paşa’yı tayin etmişti.

Fatih’in ölümünden sonra çıkan isyan sırasında bu veziriazamın katledilmesi yine devşirme hakimiyetini başlattı. Ancak tamamen devşirmeler veziriazam olmadı. 1498’de Çandarlı İbrahim Paşa, 1518’de Piri Mehmed Paşa, 1584’te Özdemiroğlu Osman Paşa, 1595’te Lala Mehmed Paşa, 1614’te Öküz Mehmed Paşa, 1623’te Kemankeş Ali Paşa, 1637’de Bayram Paşa, 1638’de Tayyar Mehmed Paşa, 1656’da Deli Hüseyin Paşa ve Boynueğri Mehmed Paşa gibi Türk kökenli veziriazamlar
vardı. Ancak Türk kökenli veziriazamların çoğalması 1680’lerden sonra oldu. Bu tarihten itibaren veziriazamlığa gelenlerin büyük çoğunluğu Türk kökenlidir. Bütün Osmanlı veziriazamları incelenirse devşirme-Türk oranının yaklaşık olarak %56’ya %44 olduğu görülür.

Veziriazamlığa veya vezirliğe bakılırsa Türkler’in yönetimden uzak tutulduğu gibi bir sonuç çıkarılır. Devşirmelerin ağırlıklı olarak görev yaptıkları bir diğer yer de saraydır. Ancak devlet idaresi sadece bu memuriyetlerden ibaret değildir. Bunun dışında devletin diğer kademelerinde Türkler çok büyük bir ağırlıkta görev yapmışlardır. Şeyhülislâm ve kadıaskerler başta olmak üzere ulemanın hemen hemen tamamı Türk’tür.

Bu görevlerde nadiren başka milletten insanlara rastlanılır. Devletin önemli sacayaklarından birisi olan bürokraside de Türkler çoğunluktadır. Osmanlı döneminin defterdarlık, nişancılık, reisülküttâplık, defter eminliği gibi üst düzey bürokratları incelendiğinde bunların çoğunun Türk olduğu görülür. Ayrıca bu bürokratlarla beraber görev yapan kâtip, şakirt, mülazım gibi görevliler, yani memurlar da Türk’tü.

Osmanlı yönetiminin güvenilirliğin gerektiği yerlerde Türkler’i ön planda tutması, Türklüğünün farkında olduğunu açıkça gösterir. Devşirmeler, Osmanlı sistemine kazandırılmak için Türk köylülerine verilirdi. Bir köylünün yanına devşirme için birisinin verilmesine “Türk’e vermek” deniliyordu. Ayrıca tamamen güvenilir kadrolara ihtiyaç duyulan Kuzey Afrika’daki Garb Ocakları’nın, askerleri Batı Anadolulu Türkler’den seçilirdi.