II. Mahmud döneminde idari, hukuki ve sosyal alanlarda hangi reformlar yapıldı?

2018-01-24 14:21:54

Merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması bu dönemin karakteristik özelliğidir. Bu bağlamda geleneksel kurumlar Avrupa modelinde yeniden teşkilatlandırıldı. Babıali’de Sadaret’in bir birimi olarak 1821 yılında Tercüme Odası kuruldu. 1826’da müsadere ve angarya usulü kaldırıldı. İstanbul’da Vak’a-yı Hayriye ile bozulan düzenin iadesi amacıyla kolluk kuvveti ve belediye hizmetlerini görmek üzere 1826’da İhtisab Nezareti kuruldu.

Vakıf gelirlerinin kontrolü ve idaresi için Ekim 1826’da Evkaf-ı Hümayun Nezareti kuruldu. Diğer yandan yeni kurulan Asakir-i Mansure ordusunun gelir ve giderlerini idare etmek üzere Şubat 1827’de Mukataat Nezareti kuruldu. Vergilerin adil olarak toplanabilmesini sağlamak amacıyla 1831’de ilk nüfus sayımı ve kapsamlı arazi sayımı gerçekleştirildi.

1831’de Takvim-i Vekayi adıyla ilk resmî gazete yayınlanmaya başlandı. 1836’da Reisülküttâplık Umûr-ı Hariciye Nazırlığı’na yani Dışişleri Bankalığı’na, Çavuşbaşılık Deavi Nezareti’ne ve Sadaret Kethüdalığı da Umûr-ı Mülkiye Nazırlığı’na yani İçişleri Bakanlığı’na dönüştürüldü. Umûr-ı Mülkiye Nezareti’nin ismi Ekim 1837’de Dahiliye Nezareti şeklinde değiştirildi.

Bunun dışında Şubat 1838’de Mansure hazinesi ve Hazine defterdarlıkları birleştirilerek Maliye Nezareti kuruldu. II. Mahmud devrinin sonlarında, Mayıs 1839’da Ticaret Nezareti tesis edildi. 30 Mart 1838’de Sadaret kurumu yeniden teşkilatlandırılarak “Başvekalet”e dönüştürüldü. Bu değişiklikle padişahın mutlak otoritesi pekiştirilirken, sadrazamın idari yapıdaki etkinliği sınırlandırılmıştı.

Başvekil, içişleri bakanı sıfatının yanında bakanlıkların eşgüdümünden sorumlu bir organizatör kurumun temsilcisi haline getirilmişti. Bu şekilde modern anlamda bakanlıkların kurulmasındaki nihai amaç, Avrupa’daki gibi kabine sistemine geçişin alt yapısını hazırlamaktı.

Bu yeniden yapılanma döneminin çerçevesini ve hukuki esaslarını tespit etmek üzere, Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye, Dâr-ı Şurâ-yı Bâbıâli, Dâr-ı Şurâ-yı Askeri, Meclis-i Has, Meclis-i Vükela gibi bir dizi yasama ve danışma meclisleri kuruldu. Bundan başka ziraat, bayındırlık, sanayi ve kalkınma için gereken tüm işleri yürütmek üzere Haziran 1838’de Meclis-i Umûr-ı Nafia ve sağlık işlerini düzene sokmak amacıyla da Meclis-i Umûr-ı Sıhhiye gibi meclisler ihdas edildi.

Yurt dışındaki elçiliklerin daha fonksiyonel hale getirilmesi yönünde adımlar atılıp, önemli Avrupa başkentlerine zeki, basiretli ve aynı zamanda dil bilen diplomatların atanmasına özen gösterildi.

Yurt dışına çıkışta pasaport usulü getirildi. 1838’de karantina teşkilatı kuruldu. Haberleşme alanında ise 1832’den itibaren yeni posta yolları yapıldı ve posta teşkilatı kurulması yönünde önemli aşamalar kaydedildi. 1829 yılında kabul edilen kıyafet kanunuyla asker ve ulema dışındaki sivil bürokrasi mensuplarına ceket, setre pantolon ve fes giyilmesi zorunluluğu getirildi. 1833-1834 arasında memurların çalışma saatleri ve tatil günlerinde bir takım düzenlemeler yapıldı. İdari sistemi tehdit eden en önemli sorunlardan olan iltimas ve rüşvetin engellenmesi için devlet kadrolarına alınacaklar için Şubat 1838’de imtihan sistemi getirildi.

Yolsuzlukları önlemek amacıyla 27 Mart 1838’de maaş sistemine geçildi. Rüşvet ve diğer idarî ve hukukî aksaklıkların bertaraf edilmesi amacıyla Mayıs-Haziran 1838’de memurlar ile yargı mensupları için iki ayrı ceza kanunnâmesi (Tarik-i İlmiyeye Dair Ceza Kanunname-i Hümâyûnu/Memurine Mahsus Ceza Kanunname-i Hümâyûnu) çıkarıldı.

II. Mahmud kıyafet konusunda bizzat halka öncülük ederek fes, pantolon ve harvani, 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında ise Rami Kışlası’nda kalarak bizzat askerî üniforma giymiştir. Bu alanda en çok ses getiren uygulama ise 1836 yılında devlet dairelerine padişahın resimlerinin (Tasvir-i Hümâyûn) asılmasıydı.