II. Mahmud nasıl bir şehzadelik hayatı yaşadı?

2018-01-24 15:28:55

Şehzade Mahmud, 20 Temmuz 1785’te doğdu. Babası I Abdülhamid, annesi Nakşıdil Sultan’dı. Bazı Avrupa kaynaklarında annesinin Fransız asıllı olduğu yönünde iddialar yer almakla birlikte bunların gerçekle ilgisi yoktur. Bütün hayatı boyunca kullanacağı ''Adlî'' mahlası kendisine daha doğduğu zaman verildi. Hükümdarlığı dönenimdeki icraatları nedeniyle, bazıları kendisini devleti tekrar ihya etmek üzere her yüzyılda bir gelmesi beklenen ''müceddid'', yani yenileyici olarak kabul edip ''Büyük'' sıfatıyla yad edecek, muhalifleri ise ona ''Gavur Padişah''lığı layık görecekti.

Şehzade Mahmud, henüz 5 yaşındayken babasını kaybetti. Ancak çocuk özlemi bütün hayatına damgasını vuran III. Selim, küçük Mahmud ve kardeşi Mustafa ile yakinen ilgilendi ve kuzeninin rahat bir şehzadelik hayatı geçirmesini sağladı. Mahmud, bu sayede bütün şehzadelere verilen klasik eğitimin yanısıra devlet idaresi ve reformun kaçınılmazlığı hususunda da hayli iyi yetiştirilerek ufku genişledi. Atalarından birçokları gibi hat sanatına merak saldı. Kebecizade Mehmed Vasfi’den sülüs-nesih yazıları meşk etti ve 1807’de ondan icazetname aldı. Padişah olduktan sonra da hatla ilgilenmeye devam etti ve celî sülüs hattına yeni bir üslup kazandıran Mustafa Râkım Efendi’yle vefatına dek, çalışmalarını sürdürdü.

Güzel ifâde ve yazma hususundaki alâkası yalnız bir sanat meşgalesi alarak kalmamış, devletin çeşitli kademelerinde kendisine sunulmak üzere ya da başka amaçlarla yazılan evrakın hazırlanmasında titizlikle dikkat ettiği karakteristik bir özellik olarak bütün ömrü boyunca devam etmiştir. Bugün bazı yerlerde rastlanılan levhaları, onu görenlerin tarifiyle, sağlam yapılı vücuduna mukabil küçük ve zarif elleri olan II. Mahmud’un hat sanatındaki yeteneğini gözler önüne serer. Hattatlığının yanısıra bestekâr da olan II. Mahmud, tambur çalar ve ney üflerdi. Bugün tespit edilebilen 26 bestesi arasında özellikle hicaz divânı ünlüdür. “Adlî” mahlasıyla yazdığı şiirlerinden anlaşılacağı üzere şehzâdeliğinde iyi bir klasik edebiyat eğitimi aldı.

Yine bu dönemde, belki de amcası III. Selim’in etkisiyle, askerlik alanına ilgi duydu ve topçuluk eğitimi aldı. Adına menzil taşı diktirecek kadar iyi bir kemankeş (okçu) olan II. Mahmud’un okçuluğa ilgisi ve bu alandaki eğitimi de muhtemelen şehzadeliğinde başladı. Kabakçı Mustafa önderliğindeki asilerin, hamisi III. Selim’i tahttan indirip, yerine ağabeyi IV. Mustafa’yı geçirmesiyle Şehzade Mahmud için kâbus dolu günler başladı.

Ancak Alemdar Mustafa Paşa’nın karşı darbesi neticesinde, 1 sene 2 ay kadar süren kısa bir saltanattan sonra IV. Mustafa’yı devirmesiyle bu zor dönem sona erdi (28 Temmuz 1808). Alemdar ve taraftarları III. Selim’in öldürülmesi üzerine hanedanın hayattaki tek erkek üyesi Şehzade Mahmud’u tahta çıkardı. Osmanlı tarihinde “Mahmud-ı Sâni” olarak bilinen yeni sultanın kılıç alayı İstanbul’da devam eden karışıklıklar yüzünden ancak 13 Eylül 1808’de, Eyüp’te sağ tarafına Hz. Peygamber’in, sol tarafına da ceddi Osman Gazi’nin kılıçlarını takmak suretiyle icra edildi.