Harem’in en güçlü kadınları kimlerdi?

2018-01-24 15:39:41

Kadınlar Saltanatı denildiğinde akla ilk gelen üç kişi vardır. Bunlar Hürrem Sultan, Kösem Mahpeyker Sultan ve Turhan Sultan’dır.

HÜRREM SULTAN

Batılı tarihçiler tarafından genelde Roxelana, Roza, Rossa ve Ruziac adları ile bilinen Hürrem Sultan’ın aslen nereleri olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Hayatının bu ilk dönemi sis perdesi ile kaplı olmasına rağmen Osmanlı tarihine damgasını vurdu. Bir savaşta esir alınarak, Harem’e alınmıştır. Harem’e alındığı zaman yaşının 14-17 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Yüzünde daima bir gülümseme havası olduğu için yeni bir isim verilirken bu özelliğinden ötürü Hürrem adı verilmiştir. Bedenen çok da güzel olmasa da zekâsı ve farklı bir çekiciliği olduğu için kısa zamanda Harem’de öne çıkmayı ve Kanunî’nin gönlünü kazanmayı başardı.

Kanunî’den bir çocuk dünyaya getirdiği zaman dönemin uygulamasına göre Harem’den ayrılması gerektiği halde Hürrem Harem’den çıkarılmadı. Üstüne üstlük daha önceki padişahlar cariyelerle nikâhlanmazken, Kanunî daha sonra Hürrem’e nikâh da kıydırdı. Hürrem’in, Kanunî’yi âdeta kendine bağlaması nedeniyle Harem’deki diğer hasekiler, özellikle Şehzâde Mustafa’nın annesi Mahidevran Kadın ile araları gün geçtikçe daha da bozuldu. Ancak durum daha da ileri gitmeden Kanunî’nin validesi Hafsa Sultan’ın devreye girmesiyle gerginlik kısa bir süre için son buldu.

Hafsa Sultan’ın 1534’te vefat etmesi üzerine Harem’in tek hakimi Hürrem Sultan oldu ve ilk iş olarak da rakibesi Mahidevran’ı oğlu Şehzâde Mustafa’nın yanına göndertti. Bir Venedik elçisinin raporuna inanılacak olursa, Hürrem’i kıskanan Mahidevran onu güzelce hırpalamış, elini yüzünü yırtmıştı. Kavganın olduğu akşam Kanunî, Hürrem’i dairesine çağırtmış, ama Hürrem bu isteği reddetmişti. Bu itiraz padişahın ilgisini daha çok çekmiş ve Hürrem’i getirtmelerini emretti. Padişah’ın arzusunu fırsat bilen Hürrem, gözyaşları altında yüzündeki yara izlerini göstererek Mahidevran’ın kendini nasıl dövdüğünü padişaha anlatmıştı. Bunun üzerine Kanunî, Mahidevran’ı Harem’den uzaklaştırarak, oğlu Şehzâde Mustafa’nın yanına gönderdi. Bundan sonra Hürrem’in tek amacı vardı. Oğullarından birinin padişah olmalarını garantilemekti. Bunun için de önündeki en büyük engel Mahidevran’ın oğlu Şehzâde Mustafa’ydı.

Şehzâde Mustafa’yı ortadan kaldırmak için damadı, Veziriazam Rüstem Paşa ile birlikte hareket ederek, önce şehzâdeyi Kanunî’nin gözünde şüpheli duruma düşürüp, daha sonra da babasının gözleri önünde boğulmasına neden oldular. Hürrem Sultan, ölmeden önce oğullarının birinin padişah olduğunu göremese de Şehzâde Mustafa’yı ortadan kaldırarak II. Selim’in padişah olmasının yolunu açmıştı. Hürrem Sultan, oğullarının yolunu açarken kendisi için de bazı iyi işler yapmaktan geri kalmıyordu. 1536’da Aksaray’da kubbeli bir camii ile şadırvan, bunların yanında imaret medrese, darüşşifa ve mektep, Mekke ve Medine’de birer imaret yaptırdı, Edirne’ye de dışarıdan su getirtti. Kanunî ile 1558’de Edirne’ye gittikleri zaman rahatsızlandı ve doktorların tüm müdahaleleri bir işe yaramadı. İstanbul’a getirildikten kısa bir sonra da vefat etti. Bugün Süleymaniye Camii yanındaki türbesine defnedildi.

MAHPEYKER KÖSEM SULTAN

Kösem Mahpeyker’in nereli olduğu, ilk adı ve ne zaman Harem’e getirildiği bilinmez. Ancak Harem’e girdikten sonra yüzünün tüysüz ve pürüzsüz olması nedeniyle Mahpeyker, yani Ay yüzlü adı verildi. Ama yine bu özelliğinden dolayı verilen “Kösem” lakabı daha çok kullanıldı. Kösem’in diğer bir manası da “Sürünün önünde giden, öncü lider” demektir. Kösem Mahpeyker Sultan, isminin anlamıyla bütünleşen bir hayat sürerek Osmanlı tarihinde birçok ilke öncülük etti. 1603’te 13 yaşında tahta çıkan I. Ahmed’in hükümdarlığının ilk yıllarında ilgisini, ay yüzlü Kösem Mahpeyker çekti ve ilişkilerinden sırasıyla Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Şehzâde Süleyman, Şehzâde Murad, Şehzâde Kasım ve Şehzâde İbrahim dünyaya geldi.

Kösem Sultan, I. Ahmed’in hükümdarlık senelerinde siyasette pek fazla etkili olamadı. I. Ahmed 1617’de vefat ettikten sonra tahta kardeşi I. Mustafa çıkarıldı. Osmanlı tarihinde ilk defa bir hükümdarının yerine kardeşi padişah olmuştu. Bu ilke Kösem Sultan önayak oldu. Çünkü I. Ahmed’in yaşayan en büyük oğlu II. Osman, yani Genç Osman padişah seçilirse Kösem’in oğulları Murad ve İbrahim’in öldürülmeleri kaçınılmazdı. Zaten II. Osman’ın annesi Mahfiruz, Mahpeyker’in Harem’deki en büyük rakibesiydi. II. Osman, 1618’de tahta çıktığında annesi Mahfiruz henüz bilemediğimiz bir sebepten dolayı gözden düşüp Harem’den atılmıştı. Kösem, oğullarının hayatını tehlikeye sokacak olan en büyük rakibesinden de bu vesileyle kurtulmuştu. Kösem Sultan, Genç Osman ve I. Mustafa’nın hükümdarlık yıllarında oğullarını öldürülmekten kurtarmayı başardı. I. Mustafa’nın tahttan indirilmesinden sonra padişah olarak IV. Murad’ın seçilmesi Kösem’in hayatında önemli bir dönüm noktasıydı ve oğlunun padişah olmasıyla “valide” makamına yükselerek Eski Saray’dan, Topkapı Sarayı’na taşındı.

IV. Murad küçük yaşta padişah olduğundan, Kösem Sultan iktidarı 1632’ye kadar fiilen elinde tuttu. 1632’de devlet yönetimine el koyan IV. Murad, Revan ve Bağdat seferleri ile tahttaki yerini sağlamlaştırdı ve annesinin devlet işlerindeki nüfuzunu ortadan kaldırdı. Sultan Murad’ın son anlarını yaşarken Şehzâde İbrahim’in öldürülmesini emretmesine rağmen Kösem Sultan’ın gayretleri sayesinde bu emir uygulanmadı. Çünkü İbrahim, Mahpeyker’in siyasî kariyerinin garantisiydi ve Osmanlı hanedanının hayatta olan tek erkek vârisiydi. Kösem Sultan, Şehzâde İbrahim’in canını Sultan Murad’ın pençelerinden kurtarırken Osmanlı Hanedanı’nın da yok olmasını önlemişti. Ancak Sultan İbrahim, annesini endişelendirecek kadar kadınlarla ilişkiye girmeye başlayınca anne ile oğul arasında gergin günler yaşanmaya başladı. En sonunda Sultan İbrahim, Kösem Sultan’ı Harem’den kısa bir süreliğine de olsa uzaklaştırdı. Kösem Sultan, oğlunun bu davranışını affetmeyecek ve Sultan İbrahim’in tahttan indirilerek, öldürülmesine göz yumacaktı. Kösem Sultan’ın ikbal yıldızı torunu IV. Mehmed’in tahta çıkarılmasıyla daha da parladı. IV. Mehmed’in annesi Turhan Sultan daha tecrübesiz olduğu gerekçesiyle Kösem Sultan Osmanlı tarihinde bir ilk olarak Valide-i Muazzama ünvanı ile Harem’de bırakıldı. Ancak Turhan Sultan’ın giderek siyasette etkili olmaya başlaması Kösem Sultan ile onu rakip durumuna getirdi.

Kösem Sultan, Turhan Sultan’ı öldürtmek için bir düzen hazırladı. Ancak Kösem eştiği kuyuya kendisi düştü ve feci bir şekilde Osmanlı tarihinin en meşhur cellatlarından biri olan Kara Ali’nin acımasız ellerinde son nefesini verdi. 3 Eylül 1651 sabahı Kösem’in ölüsü sevenlerinin gözyaşları eşliğinde önce Eski Saray’a götürüldü. Oradan da eşi Sultan I. Ahmed’in türbesine götürülerek defnedildi. Böylece “Kadınlar Saltanatı” denilen dönemin en güçlü kadını olan Valide-i Muazzama Kösem Mahpeyker Sultan, Valide-i Maktule, yani “Katledilmiş Valide Sultan” olarak tarih sayfalarındaki müstesna yerini aldı. Bugün I. Ahmed’in türbesine gidenler Kösem Mahpeyker’in burada da özel bir yerinin olduğunu görürler. Çünkü burada Kösem Sultan’ın dışında ne başka bir hasekinin, ne de başka bir validenin sandukası yoktur. Yaşamında da araları iyi olan II. Osman’ın da sandukası bu türbede yer almaktadır. Sanki annesi Harem’den çıkarılan Genç Osman’a da analık yapmaktadır. Ayrıca bu türbede Kösem’in kızları Ayşe ve Fatma’nın sandukalarıyla, IV. Murad’ın ve Sultan İbrahim’in oğulları ile kızlarının da sandukaları vardır. Burada yer almayan tek aile ferdi Sultan İbrahim’dir. Ayasofya haziresinde annesi, babası ve kardeşleri ile evlatlarından ayrı olarak defnedilen İbrahim cariyeleri annesine tercih etmesinin cezasını çeker gibi yalnızlığa terkedilmiştir.

HATİCE TURHAN SULTAN

1627’de Rusya’da dünyaya geldi. Daha on iki yaşındayken Tatar akıncılarına esir düştü ve Kör Süleyman Paşa tarafından satın alındıktan sonra Kösem Sultan’a hediye edildi. Adeta bir güzellik abidesi olan Turhan Sultan zekâsını da kullanarak önce Kösem Sultan’ın takdirini kazandı ve daha sonra da Sultan İbrahim’in gözüne girdi. Sultan İbrahim’den Şehzâde Mehmed’i dünyaya getirdi. Bu doğum sıradan bir doğum değildi. Sönmek üzere olan Osmanlı hanedanı için bir kurtuluştu. Turhan Sultan, Harem’de Kösem Sultan’ın gölgesinde kalmasına rağmen özellikle oğlu IV. Mehmed’in hükümdar olmasıyla gelin ile kaynana arasında zorlu bir mücadele başladı ve bu mücadeleden Turhan Sultan zaferle çıkmayı bildi. Artık Harem’in en büyük hakimi olmuştu. Turhan Sultan, Köprülüler’in sadrazamlık makamına gelmesinden sonra yavaş yavaş elini siyasetten çekti ve kendini daha çok hayır işlerine adadı. İlk olarak Çanakkale Boğazı kalelerini inşa ettirdi. Daha sonra ise III. Murad’ın hanımı Safiye Sultan tarafından yapımı başlatılan ancak bir türlü tamamlanamayan Eminönü’ndeki Yeni Camii’ni tamamlattı. 1682’de vefat etti ve daha önceden yaptırdığı Yeni Camii’deki türbeye defnedildi.