Nemirov Kongresi’nin Şark Meselesi’ndeki yeri nedir?

2018-01-24 17:10:59

İvan Parvev, 1683’ten 1739’a kadar Habsburglar ile Osmanlılar arasındaki ilişkileri incelediği eserinde, Nemirov (Niemirov) Kongresi’nin Şark Meselesi’nin genel diplomasi tarihi içerisindeki yeri üzerinde durur ve kongrenin bu açıdan öneminin pek bilinmediğini söyler. Parvev, Nemirov Kongresi’nin Şark Meselesi’ndeki yerini şöyle anlatır:

Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1736 Mayıs’ında üç yıl sürecek bir savaş çıktı ve Osmanlılar savaşın başlarında toprak kayıplarına uğradılar. Ruslar’ın amacı 1711’de Prut’ta uğradıkları kayıpların yeniden tazmin edilmesiydi.

Ruslar, savaşın başlarında Kırım ve Azak’taki pozisyonlarını güçlendirdikten sonra Eflak ve Boğdan’ı istila edip, İstanbul’u işgal etmeyi düşünüyorlardı. Habsburglar da müttefikleri Ruslar’ın planlarına yakın duruyor gibiydiler. Avusturya’nın girişimleriyle Nisan 1737’de Ukrayna’da küçük ve tarafsız bir Polonya kasabası olan Nemirov’da barış görüşmelerinin yapılması kararlaştırıldı.

Ancak Avusturya, bu görüşmeler sürerken Bâbıâli’yi gafil avlayarak, 6 Haziran 1737’de Osmanlı İmparatorluğu’na savaş açıp, üç koldan Osmanlı topraklarına girerek birçok yeri işgal etti. Hâlbuki Avusturya, bu sırada barışı sağlamaya çalışıyor görüntüsü veriyordu. Murahhaslar, Nemirov’a vardıktan hemen sonra değil 16 Ağustos’ta resmî görüşmeler başladı. Osmanlı diplomasisinin çabaları 1736-1739 savaşı öncesi sınırlara dönülmesini sağlamaktı.

Ruslar’ın amacı ise Kuban, Kırım ve Tuna’ya kadar olan toprakları hâkimiyetleri altına almak, Eflak ve Boğdan’ı çariçenin himayesi altında tampon devlet yapmak, Osmanlı bürokrasisine Rus hükümdarlarının “Çar” ünvanını tanıtmaktı. Viyana Sarayı, ilk askerî operasyonların sonucunu beklemekteydi. Avusturya, her devletin işgal ettiği toprakları elinde bulundurmasından yanaydı. Habsburglar, ayrıca 12 milyon gulden tazminat ve 1718’deki Pasarofça Antlaşması’nın ticarî hükümlerinin genişletilmesini talep ediyorlardı.

Avusturya, Niş’e, Vidin’e, Bosna’ya ve Eflak’taki bazı bölgelere hakim olacağını da düşünüyordu. Rusya ile Habsburglar’ın vizyonlarındaki farklılık artık daha aşikârdı. Kont Ostermann’ın planı daha ihtiraslı ve daha radikalken, Avusturya “küçük savaş” mantığı çerçevesinde daha dengeli talepleri tercih ediyordu. Habsburg İmparatorluğu, Rusya’nın Eflak ve Boğdan üzerinde nüfuz kurmasına müsaade edemezdi.

Bu bölgelerde Osmanlı varlığını Rus hâkimiyetine tercih ediyordu. Rus ve Osmanlı murahhaslarının 18 Ekim’de kongrenin dağılması hususunda karşılıklı protestolarından sonra, veda görüşmeleri ertesi gün yapıldı ve 21 Ekim’de heyetler ayrılmaya başladı. Kongre barış getirmedi ve diğer devletler tarafından tam bir komedi olarak algılandı. Bu yüzden “Barış yok” Kongresi diye de adlandırılmıştı.

Avusturya ve Rusya’nın, Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki taleplerini zorla kabul ettirmelerini engelleyen şey, iki devletin diplomatik baskıyı uygulatabilecek askerî güçten mahrum olmalarıydı. Nemirov’daki başarısızlık Şark Meselesi’nin başlangıcıydı. Rusya’nın kongrede ortaya koyduğu planları, XX. yüzyıla kadar yürürlükte kaldı. Habsburglar, Tuna prenslikleri üzerinde kurulacak nüfuzu hiçbir Hristiyan güçle paylaşmama arzusundaydılar. Avusturya’nın daha önce rakibi Polonya iken 1730’larda Rusya’ydı. Viyana Sarayı, yeni Avrupa gücünün farkına varıp, tek başına Rusya’yı engelleyemeyeceğini anlayıcınca, diğer Avrupa güçlerinin kıskançlıklarını, hatta Osmanlı İmparatorluğu’nun hukukî haklarını öne çıkardı.

Avusturya, 1737’de küçük fetihler yapmayı, Osmanlılar ile radikal bir hesaplaşmaya özellikle Balkanlar için ihtiraslı planlara sahip bir rakip müttefiki varken tercih etmekteydi. Habsburglar, durumun net olmamasından dolayı büyük fetihler yerine ucuz barış taraftarıydılar. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun bütünlüğünü korumak bir bakıma Avrupa’nın büyük devletlerinin Osmanlı aleyhine genişlemesinin engellenmesiydi.

Nemirov Kongresi, iki imparatorluğun Balkanlarla ilgili düşüncelerinin çatışmasına şahit olmuştu: Rusya’nın büyük ideallerle dolu bir planlarına karşılık, Habsburglar’ın eldekini korumaya yönelik planları. Osmanlı İmparatorluğu ilk defa görünürde eşit güçlere sahip ama iki rakip olan ve gelecekte toprak bölüşümü hususunda anlaşamayan iki komşusu ile yüzleşmişti.

Bu durum Osmanlılar’a karşı tesirli bir baskı politikasının uygulanmasına engel olmuştu. Ne Rusya ne de Habsburg monarşisi, fikirlerini müttefikine empoze etmeyi başaramamış, ayrı yapılan müzakerelerde hadisenin boyutu müttefiklik ilişkisine karşı ihanete kadar gitmişti.

Nemirov’da Osmanlılar güvenli bir şekilde dayanabilecekleri yeni bir müttefik ile tanışmışlardı. Bu müttefikin ismi, büyük devletler arasında Osmanlı’nın paylaşımı hususundaki rekabetti. Osmanlı fetihlerinin ilk yıllarında Balkanlar’da Türk hâkimiyetinin kurulmasına yardımcı olan rekabet, değişik şartlarda ve değişik bir görünümde bu defa Osmanlılar’ın Balkanlar’dan çıkarılması sürecini geciktirecekti.