IV. Mehmed tahttan nasıl indirildi?

2018-01-24 17:17:40

1648 yılında bir darbeyle babası Sultan İbrahim’in tahttan indirilmesi ile padişah olan IV. Mehmed, elde ettiği tahtı yine darbe ile bıraktı. Kanuni’den sonra Osmanlı tarihinde en uzun süre tahtta kalan padişah oldu. Tam 39 sene 3 ay 1 gün. Bu uzun saltanat döneminin 1683’teki II. Viyana bozgununa kadar olan birinci yarısı önemli başarılara imza atılan bir dönemdi. Bu ilk dönemde Girit’in fethi tamamlandı, Kamaniçe seferi ile Ukrayna içlerine girildi, Orta Macaristan’da önemli başarılar elde edildi.

1683’teki İkinci Viyana Bozgunu'ndan sonraki ikinci dönem ise Osmanlı tarihinin en zor dönemlerinden biriydi. 1683’te Viyana önlerinde yaşanan mağlubiyet ve ardından yaşanan büyük toprak kayıplarıyla birlikte IV. Mehmed’in iktidarına tepkiler bir çığ gibi arttı. IV. Mehmed’e tepkilerin artmasındaki bir diğer sebep de padişahın hastalık derecesine varan av merakıydı. Devletin bu zor günlerinde iktidarla yakından ilgilenmesi gerekirken o, av partileri düzenliyordu. Ancak cephelerde yaşanan kayıpların artması üzerine özellikle camilerde av merakı yüzünden sert bir dille eleştirilmeye başlandı.

IV. Mehmed’in bu hastalık derecesindeki av merakı saltanatının da sonunu getirdi ve tahttan indirilme gerekçesini oluşturdu. Avusturya cephesindeki büyük kayıplar bir türlü önlenemiyordu. Bu yetmiyormuş gibi 4 senedir devam eden sürekli savaşlar askeri bezdirdi ve toplu firarlar başladı. Tepkiler 5 Eylül 1687’de isyana dönüştü. Sadrazam Süleyman Paşa, isyan üzerine orduyu başsız bırakarak Belgrad’a kaçtı.

Askerler de Siyavuş Paşa’yı sadrazam ilân ettiler ve bunu IV. Mehmed’e de kabul ettirdiler. Ancak askerin tepkisi bir türlü dinmek bilmiyordu. Bu arada İstanbul’dan gelen bir haber bardağı taşıran son damla oldu. Habere göre padişah askerin Belgrad’da kışlamasını istemişti. Bunu öğrenen asker, Avusturya cephesini terkederek İstanbul’a doğru yürüyüşe geçti. IV. Mehmed, Filibe’ye kadar gelen askeri yatıştırmak için orduyu bırakıp kaçan Sarı Süleyman Paşa’nın kesik başını ve bir hatt-ı hümâyûn gönderdi. Padişahın bu hattı askere okunduğunda beklenenin tam aksi bir etki yarattı.

Askerler, yeni sadrazam Siyavuş Paşa’yı önlerine katarak Filibe’den Edirne’ye doğru hareket ettiler ve 26 Eylül’de şehre ulaştılar. Asker, Edirne’ye geldikten sonra bazı tartışmalar yaşandı. Özellikle asker içindeki asilerin liderlerinden Yeğen Osman Paşa, Edirne’de kışlanmasında ısrar ediyordu. Ancak araya bazı sözü geçen kişilerin girmesiyle Osman Paşa da İstanbul’a gidilmesi konusunda ikna edildi. Bu arada daha asker Filibe’de iken niyetlerinin ne olduğu konusunda IV. Mehmed’e haberler ulaşmıştı.

Fakat padişahın elinden fazla bir şey gelmiyordu. Çünkü askerin karşısına çıkaracak başka bir silahlı gücü yoktu. En fazla askerin azledilmesini istediği Darüssaade Ağası Yusuf Ağa’yı görevden aldı. Asker, Edirne’ye geldikten sonra burada iki gün bekledi. Bu arada İstanbul’daki devlet adamları, âyan, ulema ve yeniçeri ihtiyarlarına hitaben gönderdikleri mahzarlarla, IV. Mehmed’i artık padişah olarak görmek istemediklerini, kendileri şehre gelene kadar yeni padişahın seçilmesini bildirdiler. Askerin kendisini artık sultan olarak istemediğini öğrenen IV. Mehmed, gelişmelerin seyrine kendini bıraktı.

Askerin mahzarları İstanbul’a ulaştıktan sonra Sadaret Kaymakamı Köprülüzâde Fazıl Mustafa Paşa, devlet adamlarına, ayanlara, ulemaya ve yeniçeri ocağının ileri gelenlerine, sabah namazında Ayasofya Camii’ne gelmelerini bildirdi. 8 Kasım 1687’de, Fazıl Mustafa Paşa’nın daha önce bildirdiği üzere devlet adamları sabah namazından önce Ayasofya Camii’nde toplandılar ve topluca sabah namazı kılındıktan sonra ana konuya geçildi. Mustafa Paşa, askerin gönderdiği mahzarı bir kez daha yüksek sesle okuttu.

Camide toplananlar Şehzâde Süleyman’ın tahta çıkarılmasını kararlaştırdılar. Bu karardan sonra önce çavuşbaşı Topkapı Sarayı’na gönderildi ve Harem ağalarına cülûs hazırlıkları yapmaları bildirildi. Kapığası Hacı İbrahim Ağa, şehzâdelere karşı herhangi bir suikast yapılmaması için IV. Mehmed’in içoğlanlarını padişahın Kur’an okumalarını emrettiğini söyleyerek odalarına hapsetti. Sultanın ayak divânı yapacağını söyleyerek, tahtı Topkapı Sarayı’nın Bâbüssaade Kapısı’nın önüne koydurttu. Harem Ağası Ali Ağa, Şehzâde Süleyman’ı hapis tutulduğu şimşirlik dairesinden çıkarmaya gitti.

Ali Ağa, şehzâdeye asker, ulema ve vezirlerin cülûs töreni için kendisini beklediklerini söyledi. 40 yıldır sarayda hapis hayatı yaşayan Şehzâde Süleyman, Ali Ağa’nın sözlerine inanmadı. Şehzâde öldürüleceğini zannederek, Ali Ağa’ya “40 yıldan beri her gün ölüm korkusu çekmektense, bir kere ölmeyi yeğlediğini’ söyledi. Harem Ağası Ali Ağa, tahta çıkacağına bir türlü inanmayan Şehzâde Süleyman’ı diğer Şehzâde Ahmed’in devreye girmesiyle ancak ikna edebildi. 8 Aralık 1687’de devlet adamlarının biat etmeleriyle Osmanlı padişahı oldu.