Edirne Vak’ası nasıl başladı?

2018-01-25 12:19:50

Tavat denilen Gürcü prenslerinin göndermeleri gereken haracı göndermemeleri ve Osmanlı sınırına saldırmaları üzerine bu yönde bir ordu sevk edildi. Ancak Temmuz 1703’te 30 aylık maaş alacakları olan cebeciler, alacakları verilmeden sefere gitmeyeceklerini ve topladıkları cemiyetlerini dağıtmayacaklarını söylediler. Cebecibaşı bu durumu Kaymakam Köprülüzâde Abdullah Paşa’ya bildirdi.

Bunun üzerine kaymakam, kethüdasını cebecilere nasihatçi olarak gönderdi. Fakat cebeciler ocak kethüdasını dinlemeyerek savunma tedbirleri almaya başladılar. Abdullah Paşa, bu durum karşısında çaresiz kalınca, Sekbanbaşı Murtaza Ağa ve cebecibaşı ile görüşüp durumu Edirne’de bulunan Divan’a bildirdi.

Divan-ı Hümayun’da, bu durumun, Cebecibaşı Hasan Ağa’nın hareketleri yüzünden kaynaklandığını belirterek, yerine Boşnak İbrahim Ağa tayin edildi. Ancak yeni Cebecibaşı Boşnak İbrahim Ağa, Sadrazam Rami Mehmed Paşa’nın talimatıyla İstanbul’a cebecilerin çıkardıkları isyanı daha da azdırmak için gönderilmişti. Kaymakam Abdullah Paşa, Sekbanbaşı Murtaza Ağa’yı 500 yeniçeri ile cebecilerin toplandığı cebehaneye gönderdi ve gecikmiş maaşlarının ödeneceğini söyledi.

Cebeciler önce bunu kabul eder gibi göründülerse de yeni cebecibaşı Boşnak İbrahim Ağa’nın kışkırtmasıyla, ‘’şer ile davamız vardır, emir şer’indir’’ diyerek, Et Meydanı’na doğru yöneldiler. Bu sırada İstanbul’da cebecilerin ayaklandığını duyan esnaf, çarşı ve dükkânlarını kapattılar.

Kısa bir süre sonra Yeni Odalar önündeki Et Meydanı’na gelen cebeciler, meydana isyan bayraklarını diktiler. Bir süre sonra meydana, 30 seyyid de gelerek cebecilerin safına katıldılar. Softa ve seyyidlerin bir kısmı isyana destek için İstanbul Kadısı Seyyid Mahmud Efendi’yi zorla meydana getirdiler.

Bu son katılımla birlikte İstanbul sokaklarında fısıltı gazetesi yoluyla ulemanın da isyan ettikleri haberi yayıldı. Ulemanın da asilere katıldığı haberi üzerine, esnaf ve tüccar başta olmak üzere İstanbul halkı da isyana katıldılar. Kaymakam Abdullah Paşa, durumun giderek kontrolden çıktığını görünce İstanbul’da bulunan devlet ileri gelenlerini ve ulema mensuplarını saraya toplantıya çağırdı. Sekbanbaşı Murtaza Ağa Eyüp Sultan Türbesi’ndeki sancağı alarak o geceyi ağa kapısında geçirdi. Sabah yanına ocak subayları ve yeniçerileri de alarak saray kapısına geldi.

Ancak yanında bulunan yeniçeriler sarayı yağmalayacağı korkusuyla, Saray Ağası Arnavut Osman Ağa, sekbanbaşına kapıyı açmadı. Bu sırada İstanbul kadısından, destek için aldıkları bir yazıyla kaymakamın konağının önüne gelen asi cebeciler, bir süre sonra konağa zorla girerek, yağmaladılar. Daha sonra konaktan ayrılan cebeciler saraya geldiler. Kapının önünde bekleyen Sekbanbaşı Murtaza Ağa’yı firar etmesine rağmen Tavuk Pazarı’nda yakalayarak Et Meydanı’na götürdüler. Et Meydanı’na getirilen Murtaza Ağa, gözü sekbanbaşılıkta olan Çalık Ahmed Ağa’nın kışkırtmalarıyla katledildi.

Sekbanbaşının öldürülmesiyle yeniçeriler de asiler safına katıldılar. Sekbanbaşının öldürüldüğünü duyan kaymakamın sarayda topladığı devlet erkânı dağıldı. İstanbul Kaymakamı Abdullah Paşa, şeyhülislâmın damadı olduğundan firar etti. Dağılan devlet erkânı arasında bulunan ulema mensupları Et Meydanı’na gelerek asilere katıldılar.

Kaymakamın firar etmesiyle İstanbul’daki yönetim de dağılmıştı. Asiler, bu durumda 22 Temmuz 1703’te boş buldukları devlet görevlerine kendi adamlarını getirmeye başladılar. Paşmakçızâde Seyyid Ali Efendi’yi şeyhülislâm, Seyfizâde İbrahim Efendi’yi nakibüleşraf, Tevfikizâde İbrahim Efendi’yi Rumeli Kadıaskeri, eski İstanbul Kadısı Abdurrahman Efendi’yi Anadolu Kadıaskeri, Beyler Hocası olarak şöhret bulmuş Ahmed Efendi’yi de İstanbul Kadısı tayin ettiler.

Firar eden İstanbul Kaymakamı Abdullah Paşa’nın yerine de, isyana destek olması için Amcazâde Hüseyin Paşa’nın damadı Söhraplı Ahmed Paşa’yı getirdiler. Bu arada Şehrizor’a sürgün olan Şehrizorlu Hasan Paşa da ortaya çıkarak asilere katıldı. Saray muhafızı olan bostancılar da asilerin yanında yeraldılar. Bu sırada asilerin başına geliri Şeyhülislâm Feyzullah Efendi tarafından elinden alınmış Karakaş Mustafa geçti.

Asiler, padişahın Edirne’den İstanbul’a dönmesi ve isyandan sorumlu tuttukları Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’yi kendilerine teslim etmesi için hazırladıkları bir mektubu, seçtikleri temsilciler vasıtasıyla Edirne’ye gönderdiler. Ancak Şeyhülislâm Feyzullah Efendi, İstanbul’daki isyanın kendisi aleyhine bir hareket olduğunu ve bu asilerin kendisi hakkında temsilcileriyle şikâyet mektubu gönderdiklerini öğrendiğinde, endişeye kapılarak Edirne Bostancıbaşı Karayılanlı Ali Ağa’yı, gelen isyancı temsilcilerini sürgün
etmesi için Hafsa’ya gönderdi. Ali Ağa, yanına 400 bostancı alarak Edirne’ye gelmekte olan isyancı temsilcilerini Eğridere Palangası’na sürdü. Şeyhülislâm Feyzullah Efendi, böylece çıkan isyanı Sultan II. Mustafa’dan gizlemek istemekteydi.

Ancak Damad Moralı Hasa Paşa’nın eşi, tüm gelişmeleri padişaha bir bir anlattı. Sultan, Sadrazam Rami Paşa’yı huzuruna çağırtarak, bunların doğru olup olmadığını sordu.
Rami Paşa anlatılanları doğrulayınca, Sultan Mustafa, Hocası Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ve oğullarını cezalandırmayarak, memleketleri olan Erzurum’a sürgün edilmelerini emretti. Bu emir üzerine şeyhülislâm ve çocukları görevlerinden alınarak Temmuz 1703’te Erzurum’a gitmek üzere Varna’ya gönderildiler. Güvenli bir yolculuk geçirmeleri için de yanlarına yeteri kadar divân çavuşu ve bostancı verildi.

Sultan II. Mustafa, asilere, şeyhülislâm ve evlatlarının sürgün edildiğini ve kendisinin de kısa süre sonra İstanbul’a döneceğini, bu yüzden dağılmalarını belirten bir hattı
hümâyûn gönderdi. Ancak asiler, Sadrazam Rami Mehmed Paşa’nın da padişah yanında olduğu vehmine kapılarak yerine Söhraplı Ah-med Paşa’yı sadrazam atadılar .
Söhraplı Ahmed Paşa’dan boşalan İstanbul Kaymakamlığına da Şehrizorlu Hasan Paşa getirildi. Asiler bundan sonra Edirne’ye giderek II. Mustafa’yı tahttan indirmek için harekete geçtiler. Edirne’ye doğru ilerleyen asilerin sayısı ilk gün 60 bini buldu.

Edirne’de bulunan Sultan II. Mustafa ise, asilerin Edirne’ye doğru ilerlediklerini öğrenir öğrenmez asker toplamak üzere Rumeli Beylerbeyi İbrahim Paşa’ya, Hüdaverdi Paşa’ya, Belgrad’dan ayrılmış bulunan Çavuşzâde Hasan Paşa’ya kuvvetleri ile Edirne’deki hükümet kuvvetlerine katılmaları için fermanlar gönderildi. Ayrıca Anadolu’dan asiler tarafına geçişleri önlemek için çeşitli yerlere emirler verildi. Sultan, bu arada asilere karşı önlem olmak üzere, devlet ileri gelenlerinin bağlılıklarını artırmak için yüksek rütbeliler ve askerlere de 100 kese akçe dağıttırdı. Sadrazam Rami Mehmed Paşa devlet ileri gelenlerinin tam olarak güvenlerini temin etmek için, onlara tuz ve ekmek üzerine
yemin ettirdi.

İstanbul’da Et Meydanı’nda toplanmış bulunan asiler, Edirne’deki hükümet üzerine sefer yapacaklarından, ağırlıklarını Yenibahçe Çayırında bulunan Davut Paşa ordugâhına taşımışlardı. Asi elebaşları 10 Ağustos 1703’te hazırlıklarını tamamlamak için Çırpıcı Çayırı’na göç ederek burada üç gün hazırlıkta bulundular.

Burada Div Ali adlı şahıs kul kethüdalığını, Sol Ulufeci Hasan Ağa silahtar ağalığını, Arapoğlu Mustafa adlı şahıs topçu ocağının başına geçebilmek için asilere 20 koloborne, 40 şahidarbzen, 2 havan topu ve yeterli derecede siyah barut ve gerekli cephane ve levazım sağlayarak topçu ocağının başına geçti. Asiler, İstanbul’dan Edirne’ye doğru yürürlerken, yol
boyunca kendi askerlerinin yiyecek sıkıntısını önlemek için İstanbul’dan mavnalar ile askerlerinin konaklayacağı yerlere gerekli yiyecekleri gönderdiler.

Asilerin Edirne’ye hareketleri haberi hükümet tarafından duyulunca, hükümet ileri gelenleri korkuya kapıldılar. Bunun üzerine Sadrazam Rami Mehmed Paşa, ordugâhını Burnupamuklu Ovası’na kurdu. Aslilerin önünde Torican Ahmed, arkasında serdengeçti, yeniçeri, sipahi, silahtarlar, aşağı dört bölük erleri, 200 kadar ulema mensubu, 900 kadar seyyid ve asilerin seçtikleri nakibüleşraf, kadıasker ve şeyhülislâm efendiler ile asilerin sadrazam olarak tayin ettikleri Söhraplı Ahmed Paşa bulunmaktaydı.

Asiler ilk gün Küçük Çekmece, ikinci gün Büyük Çekmece, üçüncü gün ise Silivri’ye vardılar. Asiler Silivri’ye vardıklarında önlerinde büyük bir mesele vardı. Asiler II. Mustafa’yı tahttan indirmeyi kararlaştırmışlardı ancak yerine kimin geçeceği hususunda kesin bir şey söylenmemişti. Daha İstanbul’da iken asilerin atadığı Şeyhülislâm Mehmed Efendi, babasına yakınlığından dolayı II. Ahmed’in oğlu Şehzâde İbrahim’in tahta çıkarılması yönünde kulis faaliyetlerine başlamıştı.

Ancak diğer ulemayı bir türlü buna ikna edemedi. Ulemanın büyük bir kısmı, asilerin Yeniçeri Ağası Çalık Ahmed Ağa’nın otağında yaptıkları toplantıda tahta çıkma sırasının Şehzâde Ahmed’in hakkı olduğunu savundular. Çalık Ahmed Ağa da Şehzâde İbrahim’in daha ergenlik çağına dahi gelmediği, buna rağmen teamüle göre sıranın en büyük şehzâde olan Ahmed’de olduğunu savundu.

Meşverette bazıları Kırım hanlarının torunlarının veya Sultan II. Selim’in kızı İsmihan Sultan’dan olan İbrahim Han’ın
torunları olan İbrahimhanzâdelerden birinin padişah olmasını dahi savundukları iddia edilmektedir. Bunun üzerine II. Mustafa’nın yerine Şehzâde Ahmed’in tahtta çıkarılması kararlaştırıldı.

Asilerin Silivri’ye geldiği haberi üzerine hükümet öncü kuvvetlerinin başına Vezir Çakırcı Hasan Paşa, bütün kuvvetlerin başına da Sadrazam Rami Paşa getirildi. Çakırcı Hasan Paşa, 8 bin kişilik öncü kuvvetlerle, asilere öğüt verecek, kabul etmezlerse onlarla çarpışacaktı. Hasan Paşa öncü kuvvetleriyle Çorlu yakınında bulunan Kumluca Deresi’ne indi.

Asi kuvvetleri de bu sırada hükümet kuvvetlerinin karşısına çadırlarını kurmaya başladılar. Hükümet kuvvetleri ve asi kuvvetleri ilk defa karşı karşıya gelmişlerdi. Bu aynı zamanda Edirne ve İstanbul kuvvetlerinin karşılaşmalarıydı. Ancak Çakırcı Hasan Paşa, asilerin beklediğinden daha da kalabalık olduklarını ve kendi askerlerinin de asiler tarafına meyilli olduklarını görünce geri çekildi.

Sadrazam Rami Mehmed Paşa, birlikleri bizzat komuta etmek üzere Hafsa’da bulunan askerlerin yanına geldi. Sultan II. Mustafa da, 21 Ağustos 1703’te sefer elbiseleri içinde Hafsa’ya geldi. Sadrazam, sultana Çakırcı Hasan Paşa’nın ilk teşebbüste başarısız olduğunu ve geri çekildiğini söyledi. Sultan II. Mustafa, Feyzullah Efendi’yi Erzurum’a sürgün ettikten sonra yerine, Yekçeşm Hüseyin Efendi’yi getirerek, asilerin kendisi aleyhine aldığı fetvalara karşı fetvalar aldı.

Çakırcı Hasan Paşa’nın çekilmesinden sonra asiler Çorlu’dan Babaeski’ye geldiler. Böylece iki tarafın kuvvetleri arasında bir konaklık yol kalmıştı. Sultan II. Mustafa, askerlerinin metrisler kazmalarını ve savaşa hazır olmalarını emretti. Sultan kendi askerlerine tam olarak güveniyordu, ancak hükümete bağlı görünen askerleri, çoktan asilerle anlaşmışlardı. Akşam olunca, asilerin tarafına geçeceklerdi. Güneş batar batmaz Sultan II. Mustafa’ya bağlı gibi görünen yeniçeriler, tüfeklerini ateşleyip yanlarına hükümete ait topları da alıp asilere katılmak için Babaeski’ye doğru yola koyuldular.

Artık II. Mustafa’nın yanında sadrazam ve önde gelen komutanlardan başka kimse kalmamıştı. Kalanlar da bir süre sonra can korkusuna kapılarak dağıldılar. Sultan II. Mustafa, bu ihanet üzerine zorlu bir yolculuktan sonra Edirne’ye ulaştı. Hükümete bağlı kuvvetlerin dağılmasından sonra asiler de fırsatı ganimet bilip Hafsa’daki hükümet karargâhını yağmaladılar. Sultan II. Mustafa, henüz Hafsa’da iken askerlerin kendisini tahttan uzaklaştırmak için anlaştıklarını, yerine kardeşi Şehzâde Ahmed’i geçireceklerini öğrenmişti. Askerlerinin de kendisine ihanet etmesi üzerine iyice ümidini keserek, tahttan kardeşi III. Ahmed lehine çekildi.