Alemdar Mustafa Paşa'ya karşı neden isyan çıktı?

2018-01-25 12:24:41

Kaynaklarda belirtildiği üzere, sert mizacına rağmen çok kısa sürede kendisini İstanbul’un havasına fazlaca kaptırması, Alemdar Mustafa Paşa’nın sonunu hazırladı. Kendilerini mevkilerinin gücüne kaptıran Alemdar ve arkadaşları adeta II. Mahmud’u yok sayıyorlardı. Kısa sürede gayr-i meşru yollardan servetlerini hayli arttırdılar.

Paşa’nın adamları, İstanbul sokaklarında sergiledikleri çirkin tavırlar ve yeniçerileri aratacak düzeydeki talanlarıyla halkı sadrazamdan soğuttular.

Alemdar, yakın adamlarının birçoğuyla da ters düştü ve kendini günden güne artan bir yalnızlığa itti. Güzelliğiyle Paşa’nın aklını başından alan ve onu İstanbul’un sefâhât âlemlerinin baş aktörü hâline getiren Kamertab adlı cariye, bir süre sonra, muhtemelen muhalif çevrelerin uyarılarıyla, silahtan çok korktuğunu bahane ederek Alemdar’ı silahsız gezmeye ikna etmişti. Alemdar Mustafa Paşa dönemin tabiriyle “kadınlar gibi silahsız gezer” olmuştu.

Ramazan’da meydana gelen iki hadise, Alemdar’a karşı büyük bir isyanın çıkmasına zemin hazırladı. Yenilikçi ulemadan Ubeydullah Efendi’nin Fatih Camii’ndeki vaazında Sekbân-ı Cedid Ocağı’na karşı çıkan Müslümanlar’ın kâfir olacağını söylemesi üzerine camideki yeniçerilerle hocanın taraftarları arasında şiddetli bir kavga çıkmış, buradaki gerginlik bütün şehire yayılmıştı. İkinci hadise Kadir Gecesi, yani 5 Kasım 1808 akşamı yaşandı.

Şeyhülislâmı ziyaretten dönen Alemdar’a yol açmak isteyen maiyetinin yol üstündeki halkı sert bir şekilde tartaklamaları sırasında yaralananların kahveleri dolaşarak yeniçerileri tahrik etmesi ve tam bu sırada bayramdan sonra ocağın kaldırılacağına dair bir haberin yeniçeriler arasında kulaktan kulağa yayılması, isyanın fitilini ateşledi. Yeniçeriler isyan planlarına başladılar. İstanbul’un her yerine, “Rumeli’nden geldi bir çıtak, bayram ertesi ya kılıç oynayacak ya bıçak” şeklinde afişler asıldı. İsyana hazırlanan yeniçerileri “leblebici güruhu”, “baldırı çıplaklar” olarak nitelendiren Alemdar ve adamları, başlarına gelecekten habersiz zevk ü safa âlemlerinde gönül eğlendirmeye devam ettiler. Alemdar’a suikast düzenlemek isteyen, ancak her defasında bir aksilikle karşılaşan yeniçeriler 15-16 Kasım akşamı kışlalarından hareketle Bâbıâli’ye yöneldiler.

Birbirlerini tanımak için “sabahtır” sözcüğünü parola olarak kullanıyorlardı. Önce isyana liderlik etmeyi reddeden Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa’yı parçaladılar. Ardından Bâbıâli’yi basıp, ateşe verdiler. Bir kısım ayak takımı da asilere katıldı. Alemdar Mustafa Paşa, Harem dairesinde uyuduğundan baskından çok geç haberdar olmuştu. Alelacele toplamayı başardığı askerleriyle birlikte müdafaaya koyulup, uzun süre kendisine yardıma gelecek birilerini bekledi.

Ancak makamlarını Alemdar’a borçlu olan ne II. Mahmud, ne Kaptanıderya Râmiz Paşa, ne de o sırada Selimiye’de bulunan Kadı Abdurrahman Paşa kendisini bu Rumelili dik başlı adam için ateşe atmaya hevesliydi. Alemdar yalnız kalmıştı. Kendisine yardım gelmeyeceğinden emin olunca ailesi, cariyeleri ve köleleriyle birlikte harem mahzenine indi ve mücadeleyi buradan sürdürdü. Aradan saatler geçmesine mücadeleyi buradan sürdürdü. Aradan saatler geçmesine rağmen hâlâ Alemdar’ı ele geçiremeyen asiler, Harem dairesinin etrafına lağımlar açarak ve kubbeden içeriye kurşun atarak bu sert müdafaayı kırmayı denediler.

Alemdar, yanındakilerin de kendisiyle beraber ölmemesi için ocakla anlaşacakmış havasına girip temsilci istetti. Kendisinin de eski bir yeniçeri olduğunu hatırlatıp maiyetini ocağın namusuna teslim etti. Yeniçerilerin içeriye girecekleri sırada muhtemelen barut fıçısının Alemdar tarafından ateşlenmesiyle meydana gelen korkunç patlama hem Alemdar Mustafa Paşa’nın hem de onu ele geçirmeye çalışan yüzlerce yeniçerinin sonu oldu.

II. Mahmud isyanın saray ile diğer devlet adamlarına yönelmesi ve etrafta IV. Mustafa’nın tekrar tahta çıkartılacağı söylentilerinin dolaşmaya başlaması üzerine, kardeşini öldürtüp, hayattaki tek hanedan mensubu olarak tahtını sağlamlaştırdı. Ramiz ve Kadı Abdurrahman Paşalara askerleriyle derhal yardıma gelmeleri için haber gönderdi.

Padişahın emriyle saraydaki sekbânların yeniçerilere karşı şiddetli bir sokak savaşı başlattıkları sırada, Ramiz Paşa donanmayla Haliç’e girip, Ağa Kapısı’nı topa tuttu. Gerek yeniçerilerin isyanı gerekse padişaha bağlı kuvvetlerin sert mukavemeti nedeniyle İstanbul’da büyük yangınlar ve tahribat meydana geldi.

II. Mahmud tam ayaklanmayı kontrol altına alacakken, Kandıralı Mehmed isimli bir kişi Kasımpaşa’ya gidip, çevresine topladığı asilere Tersâne ve Tophâne’ye el koydu, Selimiye ve Levend kışlaları asilerin eline geçti. Böylece isyan yeniden alevlendi. Eski Nizâm-ı Cedid kışlaları yakıldı, Harem’deki Üsküdar Matbaası tahrip edildi. Bunun üzerine şehrin daha fazla harap olmasını istemeyen II. Mahmud, Sekbân-ı Cedid’i dağıtmayı kabul edince asiler dağıldılar.