Truva şehri nerededir?

2018-01-29 15:07:52

Homeros’un İlyada Destanı’nda anlattığı Truva Savaşı’nın yaşandığı yer olan Truva Antik Kenti, Çanakkale sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kaz Dağı eteklerindeki antik kent, 1998 yılında Troya Antik Kenti olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne girmiştir. 1996 yılından beri de Milli Park statüsündedir.

Avrupa ile Anadolu arasında, ticaret yolu üzerinde bulunan Truva şehri, tarih boyunca birçok doğal afet ve savaşla karşı karşıya kalmıştır. Toplamda 9 defa yıkılıp yeniden kurulan şehir, bu farklı yapıların izlerini taşımaktadır.

TRUVA ANTİK KENTİ NEREDEDİR?

 

Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Truva Antik Kenti, Çanakkale’nin Tevfikiye Köyü yakınında bulunmaktadır.

TRUVA ATI HİKAYESİ

Akhalılar yıllar süren mücadeleye rağmen Truva şehrini ele geçiremezler. Bunun üzerine Odysessus ortaya bir fikir atar. Geri çekilmiş gibi yapan Akhalılar şehrin önlerine tahta bir at bırakırlar. Bu atın içerisine askerler gizlenmiştir.

Atın içine gizlenen askerlerden habersiz olan Truvalılar anıtı şehre taşır ve kutlamalara başlarlar. Akşam ise askerler dışarı çıkarak şehri yağmalarlar.

Bugün antik kentte yer alan at 1975 yılında bir Türk sanatçı tarafından eski bilgiler ışığında yeniden yorumlanarak yapılmıştır.

TARİHÇE

Truva şehri Çanakkale Boğazı'nın güneyinde bir liman kenti olarak kurulmuştur. Zamanla Karamenderes nehrinin kent kıyılarına taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış ve önemini yitirmişitir. Bu yüzden yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında yeniden iskan edilmeyip, terk edilmiştir.

Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu'yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (MÖ 735-718) dönemine dek yönetmişlerdir. İyonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu'da yayılmış, ardından MÖ 546 yılında Pers istilası gelmiştir.

Troya antik kenti, Athena tapınağı ile özdeşleşmiştir. Pers egemenliği sırasında imparator I. Serhas çıktığı Yunanistan seferinde, Çanakkale Boğazını geçmeden önce kentte gelerek bu tapınağa kurban sunduğu, aynı şekilde Büyük İskender'in de Perslere karşı giriştiği mücadele sırasında kenti ziyaret ettiği ve zırhını Athena tapınağına bağışladığı tahrihsel kaynaklarda belirtilir.

1871 yılında arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarında, ilerleyen zamanlarda gerçekleştirilen kazılar sonucu, aynı yerde yedi kez farklı dönemlerde kent kurulduğu ve farklı dönemlere ait 33 katman olduğu saptanmıştır.

KALINTILAR

Yurtdışındaki eserler

Almanya: Heinrich Schliemann Troya'da bulduğu hazineyi önce Yunanistan'a daha sonra da Almanya'ya kaçırdı. II. Dünya Savaşı'ndan önce Almanya'da olduğu bilinmekte olan hazine savaş sonrası kayıplara karıştı.

Günümüzde Almanya'nın elinde hala yaklaşık 480 Troya eseri olduğu sanılmaktadır. Bu eserlerin Berlin'de bulunan Neues Müzesinde 103 ve 104 nolu salonlarda sergilenmektedir. Fakat koleksiyon II. Dünya Savaşı'nda kaybolduğu için sergilenen bazı eserler, asıllarının kopyalarıdır.

Türkiye'nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer, 2001 yılında Almanya'nın Stuttgart kentinde düzenlenen "Truva, Düşler ve Gerçek" adlı sergi açılışında, dolaylı yoldan eserlerin Türkiye iadesini istedi ve bunu şu sözlerle dile getirdi:

"Burada sergilenen kültür hazinesi, dünya kültür mirasının bir parçasıdır. Bu yapıtlar, ait oldukları uygarlıkların topraklarında daha büyük bir anlam ve zenginlik kazanmaktadırlar"

Rusya: Troya hazinesinin Berlin'de kaybolan kısmının II. Dünya Savaşı sonunda, müttefik kuvvetlerce işgal edilen Berlin'de, saklandıkları Berlin Hayvanat Bahçesi'nden Ruslar tarafından alınıp götürüldükleri ortaya çıktı.

Uzun süre eserlerin ülkesinde olduğu iddialarını reddeden Rusya, 1994 eserlerin ülkesinde olduğunu kabul ederek, bunların savaş tazminatı olduğunu belirtti.

Eserlerin Türkiye tarafından istenmesi konusunda ise eserler Almanya'dan getirildiği için Türkiye'nin bunları isteme hakkı olmadığı yönündedir.

Rusya'daki eserler 1996 yılından beri Moskova'da bulunan Puşkin Müzesi'nde sergilenmektedir.

ABD: Troya'nın Erken Tunç Çağı'ndaki 2. döneminden kalma küpe, kolye, diadem, bilezik, pendant gibi 24 parçadan oluşan eser 1966 yılında Penn Müzesi'nce satın alındı. Ancak bu parçalar 2009'da dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın başlattığı görüşmeler öncülüğünde Türkiye'ye iade edildi.

TRUVA VE TÜRKLER

 

15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'da büyük bir güç kazanmaya başlamasıyla birlikte Rönesans dönemi hümanist düşünürleri Türklerin soyları hakkında fikir yürütmeye başlamıştı. En büyük görüş ise Türklerin Truvalıların soyundan geldiği iddiasıydı.

Birçok rönesans düşünürü eserlerinde Truva şehri Yunanlar tarafından ele geçirildikten sonra Asya'ya kaçan Truvalı bir grubun, yani Türklerin Anadolu'ya geri dönerek Yunanlardan intikam aldığını anlatırlardı. Daha eski tarih olan 12. yüzyılda, Tyreli William, Türklerin göçebe kültüründen geldiklerini belirterek köklerinin Truva'ya dayandığını belirtmişti.

İstanbul'un fethinden önce İspanyol Pero Tafur 1437'de Konstantinopolis (İstanbul) şehrine uğradığında insanlar arasında "Türkler Truva'nın intikamını alacaklar" sözünün dolaştığını söyler. 1453’te İstanbul’un muhasarası sırasında kentte bulunan Kardinal İsidore yazdığı bir mektupta Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’ten "Troyalıların Prensi" şeklinde söz etmişti.

Fatih Sultan Mehmed'in vakanüvisi Kritovulos, Fatih'in Midilli seferi sırasında Çanakkale'de Truva kalıntılarının bulunduğu bölgeye gelerek burada Truva savaşı kahramanları hakkında hayranlık hislerini belirterek onları methettiğini belirtmiştir. Kritovulos, Fatih'in başını sallayarak Truva medeniyetiyle ilgili şu sözleri sarfettiğini yazmıştır:

''Allah beni bu şehrin ve halkının dostu olarak bugüne kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Yunanlar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Moralılar ele geçirmişlerdi. Bunların biz Asyalılara karşı kötülüklerini aradan birçok devir ve yıl geçmesine rağmen onların torunlarından aldık.''

Aynı şekilde Sabahattin Eyüboğlu'nun ''Mavi ve Kara'' adlı denemeler kitabında Yunanlara karşı Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Mustafa Kemal Atatürk’ün yanındaki bir subaya ''Dumlupınar’da Truvalıların öcünü aldık'' dediğini iddia eder.