Tıp ve hekimlik simgesi neden yılandır?

2018-02-03 14:54:03

Tıbbın kökenlerinde dinin, büyünün ve boş inançların yer aldığı bilinmektedir. Bu nedenle de ilk hekimler, din adamları ve büyücüler olmuştur. Gücünü sözde tanrılardan alan bu ''büyüsel tıp'' tapınaklarda din adamlarının kontrolünde uygulanmaktaydı. İlkel topluluklarda büyücüler, şamanlar, rahip-hekimler, hastanın bedenine giren şeytanı korkutup kaçırmak için yüzlerine maske takar, hayvan postu giyer, davul eşliğinde ya da ellerini birbirine vurarak çılgınca hareket edip ses çıkartarak, ateş yakıp tütsü tüttürerek garip danslar yaparlardı.

İlkel topluluklarda geçerli hastalık açıklaması olan, yabancı bir gücün ya da ruhun hasta bedeni kontrolü altına alması kavramı, günümüzde mikrop kökenli hastalanmanın ilkel anlatımıdır. Hastayı iyileştirmenin en popüler yolu olarak kötü ruhu yatıştıracak ya da kovacak olan büyü, günümüzde kimi insanın ilaçla tedavinin yanı sıra çeşitli şekillerde uyguladığı dinsel duaların karşılığı olarak da düşünülebilir. Tıp, Helenistik dönemde (İÖ 323-İS 30 arası) bir ölçüde din adamlarının denetiminden çıkmıştır.

Pagan (çoktanrılı) Yunan ve Roma dünyasında yılan, bugün olduğu gibi korku ve dehşet uyandırmaz ve Hristiyan literatüründe olduğu gibi şeytanı da çağrıştırmaz, tersine genellikle yararlı sayılır ve korunurdu. Çok eski çağlardan bu yana, insanoğlunun korku duyarak baktığı yılan, kimi toplumlarda uğurun, mutluluğun, sağlık ve bereketin kutsal bir nedeni olarak görülürken, kimileri için de kötülüğün, hastalığın ve acının yaratıcısı sayılmıştır.

Yılanlar deri değiştirmesi nedeniyle yeniden doğuşun ve yenilenmenin simgesi olarak görülmüştür. Sağlığın diğer simgeleri arasında köpek ve horoz da yer almaktadır. Günümüzde Paris’teki Louvre Müzesi’nde bulunan, Sümer Kralı I. Gudea’nın taş kabartmasında yer alan bir içki kadehi üzerindeki birbirine sarılmış halde ve içkiye zehirini boşaltan iki yılan, sözde sağlık tanrısı Ningizzida’yı temsil etmekte olup, hekimlik mesleğinin amblemine esin kaynağı olmuştur.

Bu simge, pek çok ülkede ''publica salus'' adıyla bilinir. Yılan, Eski Mısır’da Thebes’de (Teb) kentin totemi sayılmıştır. Eski Yunan’da en önemli sözde sağlık tanrılarından biri olan Asklepios’un (Aesculape, Eskülap) da yanında bir çanak, bir horoz ve yılanlarla sarılı bir asa (caduceus / caduceum) taşıdığına inanılmış, asasının üzerine sarılı yılan motifi, değerli simgelerden biri haline gelmiştir. Burada çanak, şifa verici ilaçların hazırlandığı genellikle gümüş kabın, horoz dikkatin ve uyanıklığın (hekim, dikkatli ve uyanık olmalıydı), yılan şifanın, asa ise uzun ömrün olmak üzere tıbbın simgeleridir.

Ancak mitolojiye göre Eskülap’ın bir ölüyü diriltecek kadar bilgi ve beceri sahibi olmasına kızan ve bütün insanları ölümsüz kılacağından çekinen sözde tanrı Zeus, üzerine bir yıldırım yollayarak onu öldürür. Eskiçağ boyunca yılanın kutsallaştırılması, Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan Türk uygarlıkları boyunca da sürmüştür. Farsça’da yılan anlamına gelen ''mar'' sözcüğünden türetilen ''bimar'' (hasta) ve ''bimaristan'' (hastane) sözcükleri, Türk-İslam dünyasına girmiştir. Sözde tanrı Apollo’nun oğlu olan sağlık tanrısı Asklepios’un yılanlı asası, 1959 yılında Dünya Tıp Derneği tarafından hekimliğin simgesi olarak kabul edilmiştir.