Medya
'Bana hiç yakışmadı' demişti! Aslında sana çok yakıştı Kübra Par
Canlı yayındaki yakışıksız hareketi sonrası özür dileyip 'bana hiç yakışmadı' diyen Kübra Par'ın geçmişteki vukuatları tekrardan gündem oldu.
Medya
Canlı yayındaki yakışıksız hareketi sonrası özür dileyip 'bana hiç yakışmadı' diyen Kübra Par'ın geçmişteki vukuatları tekrardan gündem oldu.
Canlı yayındaki yakışıksız hareketi sonrası özür dileyip 'bana hiç yakışmadı' diyen Kübra Par'ın geçmişteki vukuatları tekrardan gündem oldu.
TV100 Ana Haber Sunucusu, Ahmet Hakan'ın yengesi, muzmin muhaliflerden Kübra Par, geçen gün programdan çıkarken yaptığı el hareketi sebebiyle dün akşamki yayınında bir kez daha özür diledi. Par, “Yayınımızı kapatırken büyük bir hata yaptım. Çok mahcubum. Bana hiç yakışmadı" dedi.
Sosyal medya kullanıcıları ise, "Tam da Kübra Par'ın zorlama dürüstlük, zorlama gazetecilik ahlakı, zorlama hanımefendi kişiliğinin arkasında yatan cinsiyetçi kimliği ve muzmin muhalifliğini ispatlayan davranıştı" dediler.
Kübra Par'ın TV100 kanalında ana haber programından çıkarken iki gün önceki cinsel içerikli el hareketi gündemdeki yerini korurken RTÜK konuyla ilgili inceleme başlatmıştı. Yaptığı rezil hareketten değil, onun gösterilmesinden dolayı özür dileyen Kübra Par, böylece ahlak seviyesizini de ispatlamış oldu. Takvim yapraklarını geriye doğru sardığımızda Par'ın başka vukuatları da ortaya çıkıyor. İşte Par'ın sabıkaları...
Kübra Par, Kübra Par, Ayasofya Camisi Baş İmamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın'ı 'çirkin' ifadelerle hedef almış, Fıkıh Profesörü Mehmet Boynukalın için 'Hadsiz İmam' sözlerini sarf etmişti. Par, Prof. Boynukalın'ın arkasında duranları da 'bir grup azınlık' olarak değerlendirmişti.
Seccadeye basan Kemal Kılıçdaroğlu'nu önce eleştiren, ertesi günü ise lehine yazı kaleme alan Kübra Par, dindar insanlara da "geri kafalı, karaktersiz" suçlamalarında bulunmuştu.
"AK Parti’nin müthiş erkek dayanışması" başlığı ile yazdığı bir yazıda, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'ı savunuyormuş gibi yaparak, "Aynı geri kafalı grup Kadem’e ve Sümeyye Erdoğan’a saldırdığında da yine sesleri çıkmamıştı. Oysa karakter ve duruş tam da böyle zamanlarda belli olur.Bu çirkinlik karşısında susarak kaybettiler" demişti.
Yakın tarihte de, AK Parti karşıtlığını ve Ekrem İmamoğlu güzellemesini zirveye taşıyan Kübra Par, emekçilerin şehir içinde işe gidip gelirken kullandığı belediye otobüsü ile, şehirler arası yolculuğu birbirine karıştırmış, İBB'nin toplu ulaşıma yaptığı zammın, şehirler arasındaki yolculuktaki zam kadar olabileceğini savunmuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar Habertürk'te yazıları yayınlanan ve televizyonda program yapan Kübra Par'ı muhalefetten yana müzmin tavırları, televizyon yönetimini bile kızdırmış, Tayyip Erdoğan'ın seçimi kazanması sonrasında, kendisi ile yollar ayrılmıştı..
Cinsel imalı küfür hareketini televizyon ekranından yapan, kendisi de bir baan olan Kübra Par, Ayasofya'nın ibadete açıldığı tarihlerde ise, bir eski merhum müftünün gelini olduğunu bile unutarak, "Ben Ayasofya’nın müze olarak kalmasından yanayım" diye yazabilmişti..
Kübra Par, Habertürk yayınına konuk aldığı Optimar Araştırma Şirketi Başkanı Hilmi Daşdemir'in “Kılıçdaroğlu HDP ve PKK’nın adayıdır” demesi sırasında engellenmiş, sesi kısılmıştı. Daşdemir, "Şimdi bu düşünce özgürlüğü falan gibi bu işi hafifletmeye çalışmak bir algı operasyonunun sonucudur. Sesim kesildi ve duyulmadı." tepkisinde bulunmuştu.
Kanaat sahibi olmak gerektiğini belirten, savurganlığı eleştiren Dr. Oytun Erbaş'ın, "Üç yüz metrekare evim olsun, daha şu olsun, şunu yiyeyim, bunu yapayım. Bunun sonu yok ki. Bugün kuru fasulye de protein et de protein aynı. Onun için mütevaziliği öğrenmeniz gerekiyor. Bunun sonu yok." sözleri üzerine, Kübra Par tam da kendisine yakışanı o gün yaparak, adeta o el hareketi terbiyesizliğini sergilercesine, Dr. Oytun Erbaş'a, "Hani ağzı olan konuşuyor diye bir laf var ya tam Oytun Erbaş’a göre." demişti.
Kübra Par, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a hakaret etmişti. Par, "Ali Erbaş da bu şekilde araçsallaştırılmaktan gayet memnun. “Biraz kabuğuma çekilip susayım” demek yerine sürekli açıklama yapıyor. Ayrıca 30 Ağustos hutbesinde Atatürk’ün anılmaması, Ayasofya’da Atatürk’e lanet okunması gibi olaylarda da sorumluluğu var." ifadelerini kullanmıştı.