AKİT MENÜ

Gündem

Muhsin Başkan işte bu yüzden adamın dibiydi! O sözleri yıllar sonra ortaya çıktı

Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna, merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve Necip Fazıl Kısakürek’in işkence ve mağduriyetlerine rağmen yurt dışında Türkiye’yi şikâyet etmediklerini vurguladı. Tuna, bu isimlerin ülkesine sadakatle bağlı duruşlarını bugünkü muhalefetin yurt dışındaki tavırlarıyla kıyasladı. Yolsuzluk iddiaları karşısında bazı muhalif isimlerin Türkiye’yi dış güçlere gammazladığı eleştirisini öne çıkaran Tuna, özetle şunları kaydetti: “Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'na bir defasında Uluslararası İnsan Hakları Örgütü'ne başvurup başvurmadığını sormuştum.
 Zira 12 Eylül darbesiyle birlikte mahkûm edilen siyasi suçlulardan biriydi ve 5.5 yılı hücrede olmak üzere 7.5 yıl Mamak'ta yatmıştı.
 Muhsin Başkan sorumu gayet net bir şekilde cevaplamıştı: "Ülkemi kötü göstermemek için hiçbir zaman çektiğim işkencelerden bahsetmedim..."


2

Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna, merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve Necip Fazıl Kısakürek’in işkence ve mağduriyetlerine rağmen yurt dışında Türkiye’yi şikâyet etmediklerini vurguladı. Tuna, bu isimlerin ülkesine sadakatle bağlı duruşlarını bugünkü muhalefetin yurt dışındaki tavırlarıyla kıyasladı. Yolsuzluk iddiaları karşısında bazı muhalif isimlerin Türkiye’yi dış güçlere gammazladığı eleştirisini öne çıkaran Tuna, özetle şunları kaydetti: “Merhum Muhsin Yazıcıoğlu'na bir defasında Uluslararası İnsan Hakları Örgütü'ne başvurup başvurmadığını sormuştum.
 Zira 12 Eylül darbesiyle birlikte mahkûm edilen siyasi suçlulardan biriydi ve 5.5 yılı hücrede olmak üzere 7.5 yıl Mamak'ta yatmıştı.
 Muhsin Başkan sorumu gayet net bir şekilde cevaplamıştı: "Ülkemi kötü göstermemek için hiçbir zaman çektiğim işkencelerden bahsetmedim..."


3

Şair ve mütefekkir Necip Fazıl'ın da ömrü neredeyse cezaevlerinde geçti. O kadar ki vefat etmeseydi, Kenan Evren'in açtığı davadan 5 yıl daha yatacaktı. Yani, 78 yaşında darbecilerden aldığı mahkûmiyeti "onur nişanesi" mesabesinde boynunda taşıyarak ruhunu Hakk'a teslim etti.
 Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anılarını anlattı. Ayrıca, Çetin Emeç'in çıkardığı Son Posta'da 1962'de kaleme aldığı "Kırmızı" serlevhalı makalede altı yedi santimetrelik zindan deliğinden gördüğü gardiyanı şöyle anlatmıştı: "Tam bir buçuk yıl, kızıl yosunu gözlerini üzerimden ayırmayan kırmızı yakalı zindan bekçisi, adımı unuturum seni unutmam!.."
 Demem o ki merhum Üstadımız hiçbir şeyi unutmadı; zindan bekçisinin kırmızı yakasına kadar. Lakin Batı'ya, Batılıya ülkesini gammazlamak aklının ucundan bile geçmedi.


4

Tamam, Necip Fazıl da Muhsin Yazıcıoğlu da büyük dava adamıydılar, onlardan beklenen zaten buydu.
 Peki Süleyman Demirel'e ne buyrulur? Kaç kez aşağılanarak alaşağı edildiği hâlde ülkesi aleyhine konuşmadı. "Neden yurtdışına çıkmıyorsunuz?" sorusuna "Çıkıp da ülkemi mi şikâyet edeyim!" karşılığını verdi. Hülasa, orta yolcu ve hatta 28 Şubatçı Demirel bile ülkesini gammazlamadı.


5

Ya bunlar? Sahi bunlar ne yaptılar?
 "İsrafı" bitireceğiz diyerek işbaşı yaptılar. O kadar ki "temel atmama töreni" bile düzenlediler. Fakat hırsızlık yaparken tek ayak üstünde yakayı fena halde yargıya kaptırdılar. (…) Mahcup olmak mı? Tam aksine, İngiltere'den Amerika'ya kadar kimi bulmuşlar, hangi mecraya ulaşmışlarsa ülkemizi şikâyet ettiler, ediyorlar. Dahası, dünün müstevlilerine neden baskı yapmıyorsunuz, müdahale etmiyorsunuz diyorlar. (…)”