AKİT MENÜ

Gündem

Ali Rıza Demircan'dan gündemi altüst edecek çıkış: Allah bu felaketi Türkiye'ye ceza olarak yolladı

Güncelleme Tarihi:

İlahiyatçı Ali Rıza Demircan, Türkiye'de yaşanan zirai don felaketinin neden meydana geldiğini İslami açıdan yorumladı.

1

İlahiyatçı Ali Rıza Demircan, Türkiye'de yaşanan zirai don felaketinin neden meydana geldiğini İslami açıdan yorumladı.

2

İşte Ali Rıza Demircan'ın Mirathaber'de kaleme aldığı 'Faiz var zekat yoksa zirai donlar ceza olarak gelir' başlıklı o yazısı...

3

10-11-12 Nisan tarihlerinde hava sıcaklıklarındaki ani düşüşler sonucu Türkiye; don, kar yağışı ve dolu gibi olaylar ile karşı karşıya kaldı.

4

Son 30 yılın en büyük zirai don felaketi! 36 ilde tarım alarmda… Ani sıcaklık düşüşüyle yaşanan zirai don felaketi, birçok üründe ciddi zararlara yol açtı. Stratejik ürünler fındık, ceviz, elma, kayısı, kiraz, üzüm ve dut başta olmak üzere meyve bahçelerinde ciddi rekolte kaybı yaşanmasının beklendiği belirtildi. Nereden çıktı bu zirai don?

5

Ateist veya deist kafasıyla bakarsanız -sanki alınabilirmiş gibi- gerekli önlemler alınmadı, der hiç mi hiç ders alamazsınız. “ALLAH var ve hayata müdahildir” inancıyla bakarsanız Kur’ân size hakikatin kapılarını açar, zirai donun gerçek sebebini kavrarsınız; zirai donları önleyecek önlemleri de öğrenirsiniz. Öğrendiklerinizi uyguladığınızda ekonomi canlanır, sosyal adalet gerçekleşir, ürünleriniz de bereketlenip artar.

6

{Hz. İsa’dan önce yaşayan topluluklardan birinde bir adam var. Bağları var bahçeleri var. Ekiyor, biçiyor, edindiği mahsullerin bir kısmını tohumluk ayırıyor. Bir kısmını çocuklarına tahsis ediyor. Bir kısmını da fakirlere veriyor. Yaşadığı sürece de bereketli bir ömür yaşıyor. Fakat her insan gibi o da ölüyor.

7

Çocukları şöyle diyorlar: – Babamız böyle yapardı, ama bizim yapmamız gerekmiyor, biz aldığımız mahsullerden asla fakire, yetime, işsizlere pay ayırmayacağız. Mahsulleri toplarken yanımıza hiçbir yoksulu da yaklaştırmayacağız.

8

Çocukların akıllı ve imanlı olanı ise, kardeşlerini “Bu yaklaşımınız doğru değil, kulca yaklaşım hiç değil” diyerek uyarıyor ise de, söz geçiremiyor. }

9

Şimdi Kur’ân-ı Kerim’in Kalem Suresinin 17-33. ayetlerinin meallerini vererek kıssayı Kur’ân’dan takip edelim. [İçinde her türlü meyveler bulunan bahçe sahiplerini bela vererek imtihan ettiğimiz gibi Allah’ı, malların yaratıcısı ve vericisi olarak kabul etmeyenleri de kıtlıkla bela verip imtihan ettik. Hani o bahçe sahipleri sabah olunca erkenden kimse görmeden mahsulleri toplamaya yemin etmişlerdi. İnşaallah/Allah dilerse şeklinde Allah’ın iradesi ile ilgili hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı.

10

Onlar daha uykuda iken Rabbinden gelen bir Taif (muhtemelen zirai don felaketi) bahçeyi kapladı. Derken bahçe kapkara kesilip çorak bir yere dönüvermişti. Bahçe sahipleri sabahleyin birbirlerine sesleniyorlardı. Mahsullerinizi toplayacaksanız erkence koşup gidin. Derken yola düştüler, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı:

11

Ve kendilerini yoksullara bir şey vermemeye güçleri yeter zannederek erkenden bahçelerine gittiler. Ama bahçeyi o perişan haliyle görünce: “Herhalde biz yanlış yere gelmişiz, bizim bahçe burası değildir” dediler. Sonra yanlış yere gelmediklerini ve yaşadıkları halin Allah’ın bir cezası ve imtihanı olduğunu anladıklarında: “Biz fakirleri mahrum bırakırken mahrum bırakılmışız” dediler.

12

Aralarında en akıllı ve bilinçli olanı: “Ben size Allah’ın sınırsız şanını (verme emirlerine uyarak) yüceltmelisiniz dememiş miydim?” deyince, Onlar da: “Rabbimizin şanı yücedir, doğrusu biz yaratılış gayemize aykırı hareket ediyormuşuz” dediler. Sonra dönüp birbirlerini kınamaya başladılar. “Yazıklar olsun bize, gerçekten de azmış kimselermişiz” şeklinde itirafta bulunarak beklentilerini şöylece dile getirdiler:

13

“Belki Rabbimiz bize harap olan bahçemizin yerine ondan daha iyisini verir, biz Rabbimize dönüyor ve her arzumuzu O’ndan istiyoruz.” İşte bazı insanları bu dünyada denemek için gönderdiğimiz azap böyledir ama âhiret hayatında günahkarların uğrayacağı azap daha da şiddetli olacak. Keşke bunu bilselerdi/keşke verici kullar için Nimetlerle dolu cennetlerin olduğunu da öğrenebilselerdi.] (Kalem 17-33) Şimdi sözü daha uzakmadan yeniden soralım ve cevabı da verelim.

14

Zirai don nedir? Zirai don faizle sömürünün olduğu ve toplumun hakkı olan zekâtın verilmediği yerde gelen fiziki ilahi cezadır. Ahiret azabı ise daha büyüktür. Oysaki faizden kaçınıp zekâtını verenler için dünyada sosyal istikrar – ekonomik refah ve de “Nimetlerle dolu cennetler” vardır.