Süpermarket yok, araba yok, bisiklet yok, endüstriyel makinelerden gelen gürültü yok, kaldırım yok, bilgisayar yok, dondurmacı yok, cep telefonu yok, eve servis yok, kanalizasyon yok, market yok, antibiyotik yok, elektrik yok, hastane yok, üniversite yok, kolej yok. Hayatımızda alışkın olduğumuz hiçbir şey yok. Hele ki turistler hiç yok.
Kuzey Sentinel sakinleri, tıpkı en uzak atalarımız gibi, bir zaman tünelinde yaşıyorlar. Taş Devri çömlekçiliği veya tarım bile yapmıyorlar ve Demir Çağı'na neredeyse tamamen tesadüf eseri temas etmiş durumdalar. Dünya'nın evrimi, çevre kirliliği ve siyasi rejimler onlar için önemli değil. Hatta bu konuda hiçbir şey bilmiyorlar.
Tarihi dedikodulara göre, 1254-1324 yılları arasında yaşamış Venedikli ünlü tüccar ve kâşif Marco Polo, büyülü seyahat öykülerinde bu adadan ve sakinlerinden bahsederek, "topraklarına bir yabancı gelirse onu hemen öldürürler, hemen ardından da yerler" demiştir. Marco Polo, ada halkını, hiçbir deyim kullanmadan, zalim ve vahşi bir halk olarak tanımlamıştır.