AKİT MENÜ

Gezi

Tatilin yeni rotası! Ege ve Akdeniz’in kalabalığına karşı Rize’nin sessizliği

Güncelleme Tarihi:

Bunaltıcı sıcaklar ve kalabalık plajlardan sıkılan tatilcilerin tercihi genellikle yaylararıyla meşhur olan Karadeniz oluyor. Pek çok tatilcinin rotasındaki ilk nokta ise Rize... Sisle örtülü yaylalar, yüzen adalar, asırlık taş köprüler ve tescilli lezzetlerle Karadeniz’in kalbinde serin, sakin ve çok yönlü bir yaz tatili mümkün.

2

Bunaltıcı sıcaklar ve kalabalık plajlardan sıkılan tatilcilerin tercihi genellikle yaylararıyla meşhur olan Karadeniz oluyor. Pek çok tatilcinin rotasındaki ilk nokta ise Rize... Sisle örtülü yaylalar, yüzen adalar, asırlık taş köprüler ve tescilli lezzetlerle Karadeniz’in kalbinde serin, sakin ve çok yönlü bir yaz tatili mümkün.

3

Ege ve Akdeniz kıyılarının yılın bu döneminde aldığı yoğun turist akını, beraberinde sıcağı, kalabalığı ve koşuşturmayı getiriyor. Tam da bu nedenle son yıllarda bir tatil dönüşümü yaşanıyor: Güneşin altında yanmak yerine serin dağ havasında nefes alabileceğiniz, deniz yerine buz gibi şelalelerin altında serinleyebileceğiniz, betonlaşmış sahil kasabaları yerine yemyeşil yaylalarda yürüyüş yapabileceğiniz rotalar ön plana çıkıyor. İşte bu dönüşümün Karadeniz’deki en etkileyici adresi: Rize...

4

Kaçkar Dağları’nın gölgesinde yükselen bu şehir sadece doğa değil, kültür, tarih ve mutfak açısından da derin bir deneyim sunuyor. Geceleri soba yakılan yayla evleri, sabahları çiğ kokusuyla uyanılan sisli vadiler ve her öğünde sofraya farklı bir geleneksel tat sunan köy lokantalarıyla Rize, bu yaz sıradanın çok dışında bir tatil öneriyor.

5

Rize’nin yüksek rakımlı yaylaları, yazın en sıcak günlerinde bile serinliğini kaybetmeyen kaçış noktaları. Ayder Yaylası, artık neredeyse Karadeniz'in sembolü haline gelmiş durumda. Termal kaplıcaları, bal üreticileri, hediyelik eşya stantları ve doğal yürüyüş rotalarıyla bölgeyi hem keyifli hem konforlu hale getiriyor. Fakat asıl büyü, Ayder’in biraz ötesinde başlıyor.

6

Pokut, Gito, Sal, Huser, Badara gibi yaylalar hala geleneksel yaşamın izlerini taşıyan; elektrik hatları dışında neredeyse hiçbir modern müdahaleye uğramamış, doğayla baş başa kalma hissini tam anlamıyla yaşatan bölgeler. Özellikle Huser Yaylası, sisin bulutlarla dans ettiği anlarda adeta gökyüzünün içinde yürüyormuş hissi uyandırıyor.

7

Yayla yollarının zorluğu çoğu zaman tatilcileri caydırsa da bu zorluğun sonunda ulaşılan manzaralar, geceleri yıldızlarla bezeli gökyüzü ve sabahları kuş sesleriyle başlayan günler, tüm zahmeti unutturuyor. Bu yaylalarda güne taze süt, mıhlama ve mısır ekmeğiyle başlamaksa Karadeniz’in misafirperverliğini sofraya taşıyor.

8

Rize, sadece yüksek dağlarıyla değil; akarsularıyla, gölleriyle ve şelaleleriyle de doğa severlere göz kamaştırıcı seçenekler sunuyor. Palovit Şelalesi, yemyeşil ormanların içinden adeta bir gürültüyle düşerken Ağaran Şelalesi'nin 70 metrelik düşüşü izleyeni hem şaşırtıyor hem serinletiyor.

9

Türkiye'nin en büyük düşüşlü şelalesi olarak anılan Bulut Şelalesi ise bir doğa mucizesi gibi; dört aşamalı inişi ve 250 metreden dökülen suyu ile fotoğraf tutkunlarının gözdesi. Çat Vadisi boyunca uzanan yürüyüş rotaları, şelalelerle buluşan dar patikalar ve derenin ritmiyle ilerleyen yaban hayatı, Rize’yi sadece bir tatil değil bir doğa deneyimi haline getiriyor.

10

Koçdüzü Yaylası’ndaki yüzen adalar ise Rize’nin gizli kalmış doğa olaylarından biri. Gölün içinde bağımsız hareket eden adalar, sadece görsel bir şölen değil, yüzyıllardır yöre halkı tarafından meteorolojik göstergeler olarak da kullanılıyor. Bu yüzen adalar, bölgenin doğa-insan ilişkisine dair kadim bilgisini günümüze taşıyor.

11

Rize, doğayla iç içe bir tatilin yanı sıra tarih severler için de eşsiz bir alan sunuyor. Şehir merkezine hakim konumda yükselen Rize Kalesi, hem bir gözlem noktası hem de geçmişin taşlara kazınmış hikayesi... Zil Kale, Kale-i Bala gibi yapılar, sarp kayalıklar üzerine kurulmuş gözlem kuleleri olarak sapasağlam ayakta.

12

Şenyuva Köprüsü, kemerli taş mimarisiyle 18. yüzyılın mühendislik harikasını sergiliyor. Rize Müzesi olarak kullanılan Sarı Ev (Tuzcuoğlu Konağı) ise sadece mimarisiyle değil; içinde barındırdığı Laz, Hemşin, Gürcü kültürüne ait objelerle de şehrin çok katmanlı kimliğini anlatıyor.

13

Rize’nin kıyıları klasik plaj tatili beklentisinden uzak olsa da denize girmek isteyenler için oldukça dingin, temiz ve huzurlu alanlar sunuyor. Merkeze yürüyüş mesafesinde olan Alipaşa Plajı, aileler için tercih edilen Limanköy ve Kemerköy Plajı hem manzarası hem de kalabalık olmamasıyla dikkat çekiyor. Dalga seslerinin dışında hiçbir gürültünün bulunmadığı bu sahiller, özellikle çocuklu aileler için ideal.

14

Karadeniz mutfağı dendiğinde akla ilk gelen şehirlerden biri Rize. Rize tereyağı, mısır unu, hamsi ve yöre peyniri ile şekillenen onlarca farklı yemek; basit malzemelerle yapılan ama yılların birikimiyle lezzeti doruğa çıkan tarifler sunuyor. Başta muhlama olmak üzere Rize kavurması, tescilli etli kuru fasulye, pazı tavalısı, kara lahana çorbası, hamsili pilav, hamsi çığırtması, Rize pidesi ve turşu tavalısı gibi yemekler her lokantada menünün baş köşesinde yer alıyor. Bunların yanında tatlı olarak Laz böreği, pepeçura, fırın sütlaç ve pekmezli kabak tatlısı gibi yöresel tatlar, Rize gezisinin tatlı bir kapanışı olabilir. Sokak simidi, enişte lokumu, korkoto çorbası gibi daha az bilinen ancak yörede büyük önem taşıyan ürünler ise mutlaka denenmeli.

15

Rize artık yalnızca Karadeniz'in değil, Türkiye’nin yaz tatili rotaları içinde öne çıkan, alternatif turizmin yıldız adayı. Kalabalıklardan uzak, doğal dokunun içinde, serin, dinlendirici ve bir o kadar da lezzetli bir tatil isteyenler için Rize; hem fiziksel hem zihinsel bir kaçış sunuyor.

16

Bu yaz valizine güneş kreminden çok yağmurluk koymak istiyorsan, sabah yürüyüşünü serin sisler içinde yapmak, akşam yemeğini geleneksel taş evlerin gölgesinde yemek ve gece yıldızları izleyerek uyumak istiyorsan, Rize seni bekliyor.