AKİT MENÜ

Gündem

MİT bile bunu istemiyor! İşte Türkiye için en kötü İran senaryosu

Güncelleme Tarihi:

Milli İstihbarat Akademisi, İran ve İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından dikkat çeken bir rapor hazırladı. Çalışmada Türkiye ile ilgili en kötü İran senaryosunun ne olduğu açıklandı. İşte o senaryo...

1

Milli İstihbarat Akademisi, İran ve İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından dikkat çeken bir rapor hazırladı. Çalışmada Türkiye ile ilgili en kötü İran senaryosunun ne olduğu açıklandı. İşte o senaryo...

2

Milli İstihbarat Akademisi (MİA), İsrail ile İran arasında 13-24 Haziran 2025 tarihleri arasında yaşanan ve kamuoyunda "12 Gün Savaşı" olarak anılan çatışmayı ele alan "12 Gün Savaşı ve Türkiye için Dersler" başlıklı rapor yayımladı.

3

Son senaryo ise gerek İran gerekse de bölge ve Türkiye açısından gerçekleşmesi muhtemel en kötü seçenek olarak öne çıkmaktadır. Buna göre İran ve ABD arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine İsrail’in provokasyonlarının da etkisiyle tekrar kapsamlı bir çatışma başlayacaktır.

4

12 Gün Savaşı’na benzer biçimde İsrail, hava üstünlüğünü ve İran içinde kurmuş olduğu şebekeleri kullanarak komuta kademesine ve stratejik hedeflere saldırılar düzenleyecektir. Geçmiş seferden farklı olarak bu defaki çatışmada İran’ın kritik sivil altyapılarının ve önde gelen siyasetçilerinin hedef alınması da mümkündür.

5

Bu sefer, saldırılarda sürpriz baskın unsuru olmayacağından İran’ın daha etkili cevaplar verme olasılığı bulunmaktadır ve İsrail içindeki kritik hedefleri 12 günlük savaşta etkinliğini kanıtlamış olan hipersonik füzeleriyle hedef alabilir. İlk savaşta olduğu gibi burada da ABD’nin tavrı belirleyici bir rol oynayacak, İsrail’e verdiği desteğin ölçüsü ya da doğrudan savaşa girip girmemesi önemli olacaktır

6

Kesin olan tek husus, bu senaryodaki bir çatışmanın ilk savaştan daha şiddetli ve etkilerinin daha derin olacağıdır. Çin ve Rusya gibi uluslararası aktörlerin, böylesi bir savaşta ne gibi bir tavır alacakları da belirleyici olacaktır.

7

Çin ve Rusya’nın angajmanları, savaşı derinleştirme potansiyeline sahiptir. Bu senaryo aynı zamanda İran’ın nükleer bir silah üretimine yönelmesinin en muhtemel olduğu seçenektir ve bu durum, zaten zor olan şartları daha da karmaşıklaştıracaktır

8

Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi hâlinde Türkiye’nin atması gereken temel adımlar, kendi millî çıkarlarının bu tür bir çatışmadan en az etkilenmesini sağlamaya yönelik olmalıdır. Öncelikle 12 günlük savaşın gösterdiği üzere kapsamlı bir savaş hâlinde, İran’ın Türkiye sınırlarında güvenlik boşluğu oluşması oldukça muhtemeldir. Türkiye bu hususta ilgili bütün tarafları bilgilendirerek gerekli adımları atmalıdır. Bunlar arasında, terör örgütlerinin bölgede etkinlik kazanmasından hava sınırları tamamen kapanacağı için kara sınırlarına yığılma riskine kadar insan hareketliliği de bulunmaktadır. Bu hususta İran içindeki yerel idari birimlerle irtibatta olunması faydalı olabilir.

9

Çatışmanın şiddetlenmesi hâlinde, Irak ve Lübnan’daki nispi istikrarın bozulması da mümkündür. İsrail’in, 12 Gün Savaşı’nın hemen ardından Lübnan’daki Hizbullah örgütüne yönelik saldırılarını şiddetlendirmesi, yine örgüt lideri Şeyh Naim Kasım’ın 8 Temmuz’da yayımlanan açıklamaları bu ihtimali güçlendirmektedir. Irak’ın da 2025 Kasım ayında seçimlere gideceği düşünüldüğünde, bu ülke de ortaya çıkacak gerginlikten olumsuz biçimde etkilenebilir. İran yanlısı milis grupların ülkedeki ABD üslerine yönelik saldırıları ise Irak içinde yapısal değişikliklerin kapısını açabilir. Türkiye, Kalkınma Yolu gibi uzun vadeli stratejik projelerde ortağı olan Irak’ın bu gerginlikten en az şekilde etkilenmesi için hem Bağdat hem de Erbil ile irtibatını sıkılaştırmalı, Irak’ın bir çatışma alanına dönmemesi için gerekli desteği vermelidir.

10

Çatışma senaryosu ucu açık bir senaryodur. Bununla birlikte en kötü senaryoya hazır olmak faydalı olacaktır. İsrail, bu tür saldırıların sonucunda Tahran’da bir rejim değişikliği istediğini gizlememektedir. ABD Başkanı Trump ise bu hususta daha belirsiz ifadeler kullanmakla birlikte böyle bir senaryonun görece az maliyetle gerçekleşmesi hâlinde destekleyeceğine şüphe yoktur.

11

Dolayısıyla Türkiye, yakın geçmişte Irak ve Suriye’de yaşanan olumsuzlukların benzerinin İran’da da yaşanmaması için her türlü adımı kararlılıkla atmalıdır. Mezkûr bölgelerin Güney Kafkasya’ya komşu olması, meselenin stratejik önemini ve konuya ilgi gösteren aktör sayısını daha da artırmaktadır.