İpekdal, Samsun ve yöresine ait mimari eserler üzerine yapılmış bir doktora tezinde de caminin yapılış tarihi olarak 1206 yılının esas alındığını kaydederek, şöyle devam etti:
“800 yıllık geçmişi şöyle somutlaştırabilirsek, bu cami Hz. Mevlana’dan bir yaş daha büyük bir camidir. Bir mukayese olması açısından söylüyorum, yine çok yaşayan insanlarımızın ömürleri anlatılırken şöyle ibareler kullanılır, ‘üç padişah, şu kadar cumhurbaşkanı gördü’. Bir araştırma yaptım Göğceli Camisi ile ilgili, 10 Selçuklu sultanı, 36 Osmanlı padişahı ve 12 Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı görmüş bir caminin içindeyiz şu anda. Ahmet Hamdi Tanpınar ‘Bursa’da Zaman’ şiirinde şöyle bir mısra kullanıyor, ‘Duyduk bir musiki gibi zamandan, çinilere sinmiş Kur’an sesini.’ Biz de 800 yıllık mabedin içinde ahşaplara sinmiş Kur’an sesini hissediyoruz. Önemli bir eser. Anadolu’muzun, Samsun’umuzun, Çarşamba’mızın tapusu hükmünde diyebileceğimiz bir mabet.”
Motiflerde kök boya kullanıldığını aktaran İpekdal, cami ile ilgili yapılan akademik çalışmalarda çatı altı süslemelerin caminin yapılış süresinden daha sonraki dönemlere ait olduğunun ortaya konulduğunu anlattı.
Motiflerin Osmanlı’nın erken dönemlerinde yapılmış olacağına dair birtakım tespitler olduğunu söyleyen İpekdal, şöyle konuştu:
“Genel olarak Selçuklu döneminde yapılmış bir eser olması hasebiyle Selçuklu döneminde nispeten daha sadelik Osmanlı’da daha tezyinat (bezekler, süsler) vardır. Dolayısıyla daha sade bir caminin içindeyiz. Bir ahşap malzemenin 800 yıl ayakta kalması kolayca söylenebilecek bir cümle ama kolay olabilecek bir iş değil. Bu yapı tekniğinde yerden yaklaşık 70 santimetre yükseltilmesi ve rutubetin bu şekilde önlenmesi uzun ömürlü olmasını sağlamış camimizin. Ayrıca pencerelerin küçük tercih edilmesi de muhtemel hava koşullarında ısınma problemini daha iyi bir şekilde çözebilmek maksadıyla yapılmış.”