Türkiye açısından bu tablo çok net dersler içeriyor. Birincisi, hava gücü üstünlüğü çok önemli. Ama tek başına yetmez. İsrail’in ezici hava gücüne rağmen İran’ın hipersonik füzelerinin durdurulamaması şehirlerde stratejik bir yıkıma ayrıca algısal bir çöküntüye neden oldu.
Bu, Türkiye’nin de hava savunmasını hipersonik tehditlere karşı uyarlaması gerektiğini ortaya koyuyor. Siper, Hisar-A+ ve Hisar-O+, Sungur gibi milli projeler önemli adımlar oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın defalarca vurguladığı gibi, Türkiye artık savunmada dışa bağımlılığı reddeden bir ülke konumunda.
Siper’in 2028’de tam kapasiteyle envantere girmesi planlanıyor, Hisar ailesi seri üretim aşamasına geçti. Bu sistemler, savaşın öğrettiği şekilde, yalnızca vitrinde birkaç batarya değil, yüzlerce batarya üretilecek şekilde ölçeklendirilmeli.
İkincisi, elektronik harp ve siber güvenlik kritik. İran’ın komuta kontrol altyapısı, İsrail’in siber saldırılarıyla ilk günlerde felç oldu. Türkiye bu alanda da önemli adımlar atıyor. ASELSAN’ın, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulan dev yatırım hamlesi, yeni üretim üsleriyle elektronik harp, radar ve haberleşme sistemlerinin kapasitesini katlayacak. Ankara’da temeli atılan bu yeni tesis, yalnızca Türkiye’nin ihtiyacını değil, dost ve müttefik ülkelere yapılacak ihracatı da karşılayacak.