Cevap: 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Feshin geçerli sebebe dayandırılması” kenar başlıklı 18’inci maddesi hükmüne göre, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, feshi işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayandırmak zorundadır.
Yanı sıra Kanunun 19’uncu maddesine göre de işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.
Aynı Kanunun 21’inci maddesine göre de iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Kanunun 21’inci maddesinde ise geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçlarına yer verilmiştir. Kanundaki düzenlemeye göre işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkeme tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları da ödenir.
İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı da ayrıca ödenir.
İşe iadenin bir de sosyal güvenlik yönü bulunuyor. Haksız yere işten çıkarılan işçi işe iade kararından önce emekliliğe başvurmuş ve emekli olmuşsa 4 aylık primler dikkate alınmadan emekli maaşı bağlanmış olabileceğinden bunların işe iade kararı sonrası SGK’ya başvurarak işe iade nedeniyle sonradan oluşan 4 aylık prim matrahlarının emekli maaş hesabına dahil edilmesini ve emekli maaşının yeniden hesaplanmasını talep etmeleri gerekir.
İşyerinde çalışan işçi sayısının 30’dan az olması hâlinde veya işçinin kıdeminin altı aydan az olması halinde fesih geçerli nedene dayanmasa bile işçinin işe iade güvencesinden yararlanması mümkün değil. Ancak işçinin iş sözleşmesi geçerli nedenle feshedilirse ve işçinin en az bir yıllık kıdemi de bulunuyorsa işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.
Haklı nedenlerin varlığı hâlinde iş sözleşmesinin işveren tarafından veya işçi tarafından feshedilmesi de mümkündür.
Belirtelim ki; iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi hâlinde işçi kıdem tazminatı almaya hak kazanamadığı gibi işe iade hükümlerinden yararlanamaz.
İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshi hâlinde işçi işe iade hükümlerinden yararlanamasa da kıdem tazminatı almaya hak kazanır. Ancak iş sözleşmesi işçi tarafından feshedilmiş olduğundan işçinin ihbar ücreti alma hakkı söz konusu olmaz.
İş sözleşmesi tarafların karşılıklı anlaşması yoluyla da sonlandırılabilir. Böylesi bir fesihte işçinin hukuki yararının bulunması gerekir. Dolayısıyla işçiye herhangi bir ilave hak verilmeden ve/veya işçiye kıdem tazminatı ödenmeden karşılıklı anlaşmaya dayalı fesih işçi tarafından dava konusu yapılırsa işçinin iş güvencesinden yararlanması söz konusu olabilir.