Prof. Dr. Özdemir, ani gelişen konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya kolda güçsüzlük yakınmalarından bir veya daha fazlasının varlığında inmenin akla getirilmesi, zaman kaybetmeden 112’nin aranması gerektiğini kaydetti.
Türkiye'de inme tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığına değinen Özdemir, şöyle devam etti:
"Özellikle pıhtıyla tıkanan beyin damarının açılmasıyla ilgili stratejiler gelişti. İnmede erken dönemde yapılan damar açma tedavileri konusunda ülke olarak iyi durumdayız. İnme tedavisinde pıhtıyla tıkalı beyin damarının anjiyo yoluyla açılması mümkün. Böylelikle hastanın 3 ay sonra, 1 yıl sonra kendi işini yapabilecek hale getirilmesi sağlanabiliyor. İnme merkezlerinde uygulanabilen bu işlemi ilk 24 saat içerisinde belirli hasta gruplarına yapabiliyoruz. İlk 24 saat çok kritik, bu müdahaleler de sadece inme merkezlerinde yapılabiliyor."
Prof. Dr. Özdemir, inmede erken müdahaleyle felç kalmanın önüne geçildiğini, 112 Acil Sağlık ekiplerinin hastayı inme merkezine hemen ulaştırması gerektiğini dile getirdi.
Ambulans personelinin bu konularda eğitildiğini belirten Özdemir, "112'nin hastayı tanıması ve inme merkezine ulaştırması önemlidir. Ulaşamazsa hastaya müdahale mümkün olmuyor. Hastanın yüzüne soğuk su çarpmak ve beklemek, soğan veya kolonya koklatmak, 'Bir yatayım bakayım geçer mi?' demek yapılmaması gereken hatalar. Bunları demeden saydığım bulgular varsa mutlaka inme olarak kabul etmemiz ve 112'yi aramamız lazım. 112 aracılığıyla hastalar, uygun tedavinin uygulanabildiği inme merkezlerine ulaştırılmaktadır." diye konuştu.