Mustafa Ertuğrul Aker'in batırdığı İngiliz uçak gemisi 'Ben My Chree', Fransız savaş gemileri 'Paris 2' ve 'Alexandra'nın batırıldığı Kaş, Kemer ve Kumluca'da düzenlenen yürüyüş etkinliklerini anlatan Vali Şahin, "Burada da mezarı başında kahramanımızı anıyoruz. Bu anıt mezarın çizimini Mustafa Aydemir 9 yıl önce yapmış, bir dosyada duruyordu. Bize nasip oldu. Ortaya gerçekten çok güzel bir eser çıktı. O kadar mutluyum ki kahramanımızın anıt mezarının yapımında benim de bir katkım olmasından, anlatamam. Antalya olarak Türk Milli Eğitim müfredatına iki konu yazdık. Biri konumuzun dışında, öbürü Mustafa Ertuğrul Aker. 6 Aralık'ta Antalya'daki tüm okullarda Mustafa Ertuğrul Aker dersi, okutuluyor. Geçen sene ilki yapıldı bu sene de ikincisi, bundan sonra da böyle devam edecek. Bunun için bir video da çektik. O videoyu da çocukların anlayacağı tarzda. Orada derste öğretmenleri gösteriyorlar. Ve böylece çocuklarımıza kahramanlarını tanıma fırsatı veriyoruz. Hedefimiz; Türk çocuğuna nasıl bir milletin evladı olduğunu anlatmak. Kendisinde daha büyük işler yapma gücünü verebilmek" diye konuştu.
Aker'i anlatan 'Ben Bir Türk Zabitiyim' adlı kitabın yazarı sualtı tarih araştırmacısı Mustafa Aydemir, "Bugün ülkemizin kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk'ün bize emanet ettiği çok özel, çok kutlu bir günde onun bir askerinin anıt mezarının açılışındayız. Anıt, 30-35 ton masif bazalt taşından yapıldı. Buradaki dalgalar Akdeniz'i simgeler. Batan gemi, İngilizlerin 6 uçağıyla birlikte batan dünyanın ilk uçak gemilerinden ve çok canımızı yakan 'Ben My Chree'nin batış anını gösterir. Gerçekten batarken de o beyaz dumanları üzerindeydi bu geminin ve biz de onu öyle koyduk. Baş taşının büyüklüğü bir Türk geleneğidir, Selçuklu geleneğidir. Ahlat mezarlarında eski Türk büyüklerinin mezarına böyle büyük balballar konurdu baş taşları olarak. Ve orada o kahramanın, o kişinin, o değerli insanın özellikleri, kahramanlıkları yazılır ve dualarla bitirilirdi. Tepesinde ateş yakıyoruz geceleri. Bütün bu olaylar olurken, 37 de şehidimiz var Antalya'da. İsimlerini bile bilmiyoruz pek çoğunun. Onların anısına o meçhul askerlerin anısına geceleyin o ateşi yakıyoruz. Kaldı ki Antalya'mızın bu bir geleneğidir, Likya'nın sönmeyen ateşi vardır Toroslarda yanan" dedi.
Türk milletinin şanlı tarihinin bugüne kadar ya toprak altında ya arşivlerin tozlu raflarında ya da suların altına kaldığını dile getiren Aydemir, "Benim görevim bir araştırmacı, tarihçi olarak bunları aramak, bulmak, tüm dünya arşivlerini tarayarak tek tek belgelemektir. Bizler bunu yapmak zorundayız. Hepimiz biliyoruz ki tarihine ve kahramanlarına sahip çıkmayan milletler geleceklerine de sahip çıkamazlar. Mustafa Ertuğrul'un batırdığı ilk gemiye ben 1995 yılında daldım. Demek ki 30 yıllık bir maceradır bu, hikayedir. İlk 10 yılım tüm dünya arşivlerini aramakla geçti. Bu arada tabii ki ailenin bilgi ve belge anlamındaki desteğini asla unutamam. Onlara teşekkür ediyorum. Fakat kahramanlara sahip çıkmak için bile ne gerekir? Farkındalık gerekir. Tarihe sahip çıkmak için bile tarihine, kahramanlarına, gelmişine, geçmişine saygı duymak gerekir. Zeka gerekir. Farkındalık budur. Ben bütün bunlardan sonra kitap çıkalı 20 küsur yıl oldu. Son 20 yılımı bu anıtın yapılması için şehrimize gelen her valinin peşinden koşmakla, her belediye başkanına anlatmakla geçirdim. Beni bir tek anlayan şu anda aramızda bulunan değerli Valim Hulusi Şahin oldu. Kendisine bir değil binlerce kez teşekkür ediyorum" diye konuştu.