AKİT MENÜ

Dünya

CIA'ya yakın site bir şeyler peşinde! O ülkeyi Hristiyanlara peşkeş mi çekecekler?

Güncelleme Tarihi:

CIA'ya yakın sitede Sudan'da yaşanan iç savaştan Müslüman Kardeşler sorumlu tutuldu. Sudan'a bir müdahale ve Hristiyan çoğunluğa sahip Güney Sudan'a peşkeş çekmenin yolu yapıldı.

2

CIA'ya yakın sitede Sudan'da yaşanan iç savaştan Müslüman Kardeşler sorumlu tutuldu. Sudan'a bir müdahale ve Hristiyan çoğunluğa sahip Güney Sudan'a peşkeş çekmenin yolu yapıldı.

3

Sudan'ın güneyinde 2011'de yapılan referandumla bağımsızlık kararı çıkmıştı. Ardından Sudan ikiye bölündü. Son yaşanan şiddet olayları sonrası Sudan'ın gücü eridi. CIA'ya yakınlığı ile bilinen National Interest sitesinde Müslüman Kardeşler hareketini suçlayan bir yazı yayınlandı.

4

Georgetown Üniversitesi Profesörü Ed Husain, Sudan’daki iç savaşın köklerini Müslüman Kardeşler ideolojisine dayandırarak, Başkan Donald Trump’ın örgütü yasaklama ve Sudan’da sivil yönetime dönüşü sağlama hedefinin bölgesel dengeyi değiştirebileceğini savunuyor.

5

Ed Husain analizinde, Sudan’ın onlarca yıldır İslamcı örgütlerin ve radikal ideolojilerin etkisi altında olduğunu vurguluyor. 1990’larda Usame bin Ladin’e ev sahipliği yapan ve terör kamplarına alan açan Sudan, Amerika açısından uzun bir süredir güvenlik tehdidi olarak görülüyor. Clinton yönetimi döneminde Bin Ladin’in Sudan’dan çıkmadan önce yakalanamaması, 11 Eylül saldırılarının önünü açan büyük bir stratejik hata olarak anımsatılıyor.

6

Bu nedenle Husain, Sudan’daki ideolojik yapılanmanın yalnızca yerel bir güvenlik sorunu değil, küresel terör ağlarının beslendiği tarihi bir merkez olduğunu belirtiyor.

7

Başkan Donald Trump’ın, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın talebi üzerine Müslüman Kardeşler’i Amerika’dan yasaklama girişimi, Husain’e göre Sudan’daki çatışmanın seyrini değiştirmeyi amaçlıyor. Trump’ın Sudan’daki iç savaşı sona erdirme vaadi, terörizmin kökenlerine müdahale etme iddiasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

8

Husain, Sudan’ın bugün hâlâ Batı karşıtı ve bölgesel terör ağlarıyla bağlantılı grupları barındırdığını, bu nedenle Washington’un daha önceki hataları tekrarlamaması gerektiğini savunuyor.

9

1989’da Ömer el-Beşir’in İslamcı bir darbe ile iktidara gelmesi Sudan’ı radikal bir rotaya soktu. İhvan ideologlarının etkisiyle kadınlara yönelik ağır cezaların yer aldığı sert bir şeriat düzeni kuruldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Beşir’i savaş suçları ve soykırım nedeniyle suçlaması, rejimin uluslararası izolasyonunu daha da derinleştirdi. 2019’da halk ayaklanmasıyla iktidara gelen Abdullah Hamduk, Beşir’in devlet içindeki etkisini temizlemeye çalıştı. Yozlaşmış eski kadroları görevden aldı, ABD ile ilişkileri normalleştirdi ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere bölgesel ekonomik ortaklıkları güçlendirdi. En dikkat çekici adımı ise Trump yönetimiyle birlikte İbrahim Anlaşmaları’na katılarak İsrail ile normalleşme sürecine destek vermesi oldu.

10

2021’de General Abdülfettah el-Burhan’ın darbesiyle Hamduk yönetimi devrildi. Burhan, tek meşru lider olduğunu iddia etse de birçok çevre tarafından Beşir rejiminin ağlarına yakınlığıyla eleştiriliyor. Bu dönemde Muhammed “Hemedti” Dagalo, ordudan ayrılarak Hızlı Destek Güçleri’ni kurdu ve ülke iki rakip askeri yapının savaş alanına döndüğü bir iç çatışmaya sürüklendi. İki taraf da sivillere yönelik ağır ihlallerle suçlanıyor. Husain’e göre Trump’ın barış planının temelinde, bu iki tarafın birbirini ortadan kaldırma hedefinin boşa çıkarılması ve ateşkese zorlanmaları bulunuyor.

11

Husain, Sudan’daki radikal ağların yalnızca iç savaşla sınırlı olmadığını vurguluyor. Washington’un 7 Ekim saldırılarından sonra Sudanlı iş insanı Abdelbasit Hamza’yı Hamas’ın finansörü olarak terör listesine alması, bu bağlantının en güncel örneklerinden biri. Hamza’nın Burhan’ın darbesi sonrası serbest bırakılması ve Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları’na açık destek vermesi, Sudan’ın bölgesel güvenlik risklerinde bir “aracı ülke” haline geldiğini gösteriyor. Aynı dönemde Hamas liderlerinden Halil el-Haya’nın 1990’larda Hartum’da radikalleşmesi, Sudan’ın İhvan, bin Ladin ve Hamas ağları için geçmişte ne kadar merkezi bir rol oynadığının altını çiziyor. Husain ayrıca İran’ın, Sudan üzerinden Husileri hareketlendirdiğini ve bunun Kızıldeniz ticaret rotası için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.

12

Ed Husain’ın değerlendirmesine göre Sudan’ın istikrara kavuşması için dört temel adım gerekiyor: Sudan yeniden sivil yönetime dönüş yapmalı. Terör finansörleri ve Hamas bağlantılı isimler yargılanmalı ve sınır dışı edilmeli. Müslüman Kardeşler ideolojisi devlet mekanizmalarından tamamen tasfiye edilmeli. Amerika, BAE, İsrail ve diğer bölgesel müttefiklerle yeniden uyumlu bir iş birliği düzeni kurulmalı.

13

Hamduk’un barış çağrısını sürdürmesi, Husain’e göre Sudan için hâlâ umut ışığı niteliğinde. Doğru adımlar atılırsa, ülke yeniden İbrahim Anlaşmaları eksenine dönebilir ve savaşın sona ermesi için uluslararası destek yeniden sağlanabilir.

14

Ed Husain, Sudan’ın bugün yeniden radikal ağların etkisi altına girmesi nedeniyle 11 Eylül öncesi döneme tehlikeli biçimde benzediğini söylüyor. Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun kararlı olması durumunda, Clinton dönemindeki hataların tekrarlanmayacağını ve Sudan’ın yeniden Batı ile uyumlu bir çizgiye dönebileceğini ifade ediyor. Sudan’ın geleceği, hem bölgesel güvenlik hem de ABD’nin uzun vadeli çıkarları açısından belirleyici olacak. Husain’a göre doğru yol haritası, yalnızca Sudan için değil, Amerika, Arap müttefikleri ve İsrail için de yeni bir istikrar dönemi anlamına gelebilir.