AKİT MENÜ

Gündem

28 Şubat'ın 21'inci yıldönümü...Adil yargılama bekliyorlar

Üzerinden 20 yıl geçtiği halde daha 28 Şubat mağduriyetleri giderilemeden Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Hizb-ut Tahrir davalarında 105 kişi hakkında 660 yıllık hapis cezasını onadı. Hizb-ut Tahrir, cebir ve şiddeti benimsemeyen fikri siyasi çalışma yapan bir İslâmi kitle. Bu kitlenin üyeleri Türkiye'de bugün "terör örgütü üyeliği" yaftalamasıyla yargılanıyor. Sadece İslami kimlik ve fikri-siyasi mücadelelerinden dolayı Hizb-ut Tahrir üyelerine 7,5 yıl hapis cezası veriliyor.

2

Evlilik hazırlığı yaparken 28 Şubat sürecinde tutuklanan, yargılama sonucu müebbet hapis cezası alan ve 24 yıldır cezaevinde bulunan Mahmut Uyan'ın yakınları, yeniden yargılama talep ediyor. Uyan'ın ağabeyi İrfan Uyan, yaptığı açıklamada, Batman'da doğup büyüyen kardeşinin imam hatipten mezun olduktan sonra çalışmak için İzmir'e gittiğini, orada sözlendiğini ve evlenme hazırlıkları yaptığı sırada 1994 yılında gözaltına alındığını belirtti. "Kardeşim gözaltında işkencelere maruz kaldı. İfadesi işkence altında, baskıyla alındı." diyen Uyan, ‘Zaman Gazetesi’nde algı oluşturulup, ceza lamalarını sağladı’.

3

Diyarbakır'da yargılandığı davada ömür boyu hapis cezası verilen, 20 yıldır cezaevinde bulunan Coşkun Yarar'ın (44) eşi Sema Yarar da 20 aylık evli iken eşinin süt almak için dışarıya çıktığında gözaltına alındığını belirtti. 20 yıldır eşinin yolunu gözlediğini dile getiren Yarar, "Çocuklarımı tek başıma büyütmek, hem anne hem de baba olmak çok zor. Bizler de FETÖ yargısı mağdurlarıyız. 20 yıllık mağduriyetimizin giderilmesi için yeniden yargılama yolunun açılmasını istiyoruz" diye konuştu.

4

Cezaevinde 23. yılını dolduran Mustafa Dayan'ın kardeşi Hanifi Dayan, ağabeyinin gözaltına alındığını 21 gün sonra öğrendiklerini söyledi. Ailece büyük üzüntü yaşadıklarını anlatan Dayan, şöyle devam etti: "İslami kimlikleri yüzünden cezalandırıldılar. Mahkemeye gelen tanıklar, kardeşimle yüzleştirildi. Tanıklar, kendilerine saldıran kişinin kardeşim olmadığını söyledi. Kardeşimi yargılayan savcı ve hakimlerin hepsinin, FETÖ'cü olduğu ortaya çıktı. Ağabeyimin dosyası açılsın ve yeniden yargılansın. Af istemiyoruz, merhamet istemiyoruz, yeniden yargılama istiyoruz." dedi. Dayan, ağabeyinin tıp okumayı hayal ettiğini ancak hayalini gerçekleştiremediğini aktardı.

5

28 Şubat sürecinde gözaltına alınan Mesut Tunce'nin annesi Leyla Tunce: “Oğlum 17 yaşındaydı hapse girdiğinde. Gördüğü işkenceler nedeniyle kendisini gördüğümde tanıyamadım.” Mesut Tunce, Birifingçi ve “FETÖ”cü hâkim ve savcıların kararlarıyla hapsedildi. Leyla TUNCE ise, 24 senedir oğlunu bekliyor.

6

Cihat Özbolat, Fetullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişimi sırasında şehit olan Halil Kantarcı ile aynı dosyadan yargılandı. Söz konusu dava kapsamında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükmü uyarınca 23 yıldır cezaevinde tutulan Özbolat'ın ailesi, yeniden yargılama talep ediyor. Buna ilişkin davada mahkemenin, olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne sorduğunu aktaran ağabey Özbolat, şunları kaydetti: "İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden gelen yazıda 'Konuyla ilgili olarak yapılan kayıtlarımızın tetkikinde ve müdürlüğümüz Levent Karakol Amirliği’nin kayıtlarının tetkikinde belirtilen tarih ve yerde böyle bir olayın olmadığı anlaşılmış olup, karakol cevabi yazı ilişikte sunulmuştur.' ifadeleri yer almasına rağmen, mahkeme ceza kesti. Aynı davada bir meyhaneye saldırı ve örgüt adına haraç toplama gibi iddialar da yer alıyordu. Meyhane sahibi Cihat için, 'Mahallemizin çocuğudur bizden para almadı' demesine rağmen, 2 No'lu DGM'nin heyeti, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkında yakalama kararını kaldıran eski Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanı Şerafettin İste, Balyoz davası hakimi Zafer Başkurt, Cihat'a cezayı verdi."

7

Bu aileler arasında İş adamı Jak Kamhi'ye 28 Ocak 1993'te suikast girişiminde gözcülük yaptığı gerekçesiyle yargılandığı davada müebbet hapis cezası alan Kamil Aşkın'ın ailesi de bulunuyor.Kıymet Aşkın, dava ile ilgili kararları verenlerin bir kısmının Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi bir kısmının da örgüt üyesi olmaktan tutuklandığını söyledi. Anne Aşkın, oğlunun yeniden yargılanması durumunda masum olduğunun anlaşılacağını savunarak, şunları kaydetti: "Devlet büyüklerimiz sesimi duysunlar, benim oğlum 15 yıldır suçsuz yere cezaevinde. Bunun hesabını kim verecek. Oğluma bu cezayı verenler cezaevinde. Bir kısmı ise kaçtı. Allah kimsenin ahını kimsede koymaz. Benim oğlum gibi yüzlerce, binlerce insan suçsuz yere yatıyor, anneleri gözyaşı döküyor. Yavruları babalarının yolunu gözlüyor. Benim iki torunum babalarının üzüntüsünden hasta oldular. Oğlum babasının cenazesine gelemedi. Cinayet işleyenler 3-5 yıl yatıp dışarıda geziyor da bu insanlara neden müebbet hapis cezası verildi? Ben bir anneyim. Benim 15 yıldır gözümün yaşı dinmedi. Bizi yıllardır kimse duymuyor. Ben Cumhurbaşkanına, Başbakana, Adalet Bakanı'na sesleniyorum, bizi duysunlar artık." Oğlunun cezaevinde olsa da kendilerini teselli ettiğini dile getiren Aşkın, "Evladım, 'Hazreti Yusuf imtihanını kazandı Mısır'a sultan oldu. Ben de imtihanı geçeceğim, Allah beni de zindandan kurtaracak' diyor. Çocuğum cezaevinde ama kendisini değil üzüntüden hasta olan çocuklarını düşünüyor." diye konuştu. yakalanan Kamil Aşkın da hakkında açılan dava kapsamında 2008 yılında müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

8

28 Şubat sürecinde müebbet hapse mahkum edilenlerin Diyarbakır'daki yakınları, yeniden yargılama yapılmasını istiyor. Ağabeyi Abdullah Deniz 22 yıldır cezaevinde olan Hacire Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "28 Şubat'ın yarasını ömrümüz boyunca içimizde taşıyacağız. 28 Şubat mağdurları olarak ağabeyimin tekrar yargılanmasını istiyoruz." dedi. Ağabeyinin üniversite sınavı sonucunu öğrenmek için evden çıktığı sırada gözaltına alındığını belirten Deniz, "Bir ay boyunca ondan haber alamadık. 30 gün boyunca işkence görmüş. O dönem, suçlu suçsuz herkesi içeriye aldılar. Onların suçla ilişkilendirdiği tarihlerde ağabeyim okulda veya evdeydi." diye konuştu.

9

28 Ocak 1993'te iş adamı Jak Kamhi'ye suikast girişiminde bulunduğu gerekçesiyle verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uyarınca 25 yıldır cezaevinde tutulan Osman Erdemir'in ailesi, yeniden yargılama talep ediyor. Osman Erdemir'in babası Abdullah Erdemir, yaptığı açıklamada, oğlunun hapse girdiği dönemde gittikleri tüm kapıların yüzlerine kapandığını söyledi. Oğlunun 25 yıldır cezaevinde olduğunu anlatan Erdemir, "Allah sabrını verdi. Çok şey başımızdan geldi geçti. Çok şeyler yaşadık. Osman içeriye girdi, hiç suçu yoktu, bir iftiradan dolayı aldılar." dedi. Kar-kış demeden oğlunu görmek için kaldığı cezaevine gittiğini anlatan Abdullah Erdemir, şöyle konuştu: "Oğlum içeriye girdiğinde üniversite öğrencisiydi. Cezaevindeyken işletme fakültesini bitirdi. Bir an önce yavruma kavuşmak istiyorum. Hükümetten, Cumhurbaşkanımızdan bir an önce yavruma kavuşmak için yardım istiyorum. O zamanlar gücüm yetiyordu gidip görüyordum ancak 82 yaşındayım evden camiye zor gidip geliyorum." dedi.

10

28 Şubat postmodern darbesinden en büyük yarayı eğitim alırken, sürecin en büyük mağdurları üniversitede okuyan başörtülü kızlar olmuştu. Başörtülü öğrenciler o dönemde üniversite kapılarından içeri alınmadılar ve derslere girenler de hocalar tarafından polis zoruyla coplattırılarak dışarı atıldı. 28 Şubat'ta yaşadıklarını bir türlü aklından çıkaramadığını söyleyen Nuray Canan Bezirgan şöyle konuştu: 28 Şubat hayatımın her alanına damgasını vurdu. 13 yaşında bir oğlum var. Her gün onunla birlikteyim. Bu oğlumun ikizi vardı, onu polis tarafından gözaltına alınırken yediğim dayak sırasında kaybettim. Benim için çok acıydı. İki tane daha çocuğum var. Onlar 8-9 yaşında. Düşünüyorum bazen bu oğlumun bir ikizi vardı ama maalesef kaybettim. Aklıma geldikçe çok üzülüyorum. Bu yüzden 28 Şubat hayatımı kökten alt üst eden bir süreçti.

11

Evlilik hazırlığı yaparken 28 Şubat sürecinde tutuklanan, yargılama sonucu müebbet hapis cezası alan ve 24 yıldır cezaevinde bulunan Mahmut Uyan'ın yakınları, yeniden yargılama talep ediyor. Uyan'ın ağabeyi İrfan Uyan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Batman'da doğup büyüyen kardeşinin imam hatipten mezun olduktan sonra çalışmak için İzmir'e gittiğini, orada sözlendiğini ve evlenme hazırlıkları yaptığı sırada 1994 yılında gözaltına alındığını belirtti. Kardeşi ile ilgili davanın hızla sonuçlandırıldığını ileri süren Uyan, "O dönemde FETÖ'nün yayın organı Zaman Gazetesi tarafından her gün haber yapılarak algı oluşturulmaya çalışıldı. Zaman Gazetesi'nde günlerce olay yazılarak, bir algı oluşturulup, ceza almaları sağlandı." ifadelerini kullandı.

12

Şadiye Demirtaş, Mehmet E. ile Hava Harp Okulu dördüncü sınıf öğrencisiyken tanışmış.İki genç, 1987'de evlenmiş. Başörtülü olması eşinin görev yaptığı askeriye içinde sorun olmamış. Ne var ki, 90'lı yıllarda her şey tersine dönmüş. Şadiye Hanım, önceleri davetlere, rütbe törenlerine gidememiş. Subay eşine 'ordudan atılacaksın' diye üst komutanlardan baskılar gelmeye başlayınca başını açmaya karar vermiş. Ancak bu da yeterli gelmemiş. "Ayrılmak zorundaydım." diyen Demirtaş, 28 Şubat'ın ailesini nasıl parçaladığını anlatırken, gözyaşlarını tutamıyor: "1998'de boşandık. Eşim mesleğine âşıktı. Eşimle severek evlenmiştik, severek boşandık." dedi.

13

DARBE mağdurlarının avukatlarından Mustafa Remzi Toprak da 28 Şubat'ın mağdur ettiği isimlerden biri. Kısa dönem yaptığı askerlik görevini yaptığı sorada büyük baskılar gördüğünü anlatan Avukat Toprak, acemilik döneminin son gününde yatakhanede namaz kılarken yakalandığı için sevki değiştirilerek sakıncalı görülen askerlerin tutulduğu İstanbul-Beykoz Kabagoz Uçaksavar Üssü'ne gönderildiğini söyledi. Harman Tepe'deki askeri cezaevinde hücreye kapatıldığını, sahur ve iftarda yemek verilmediğini anlatan Mustafa Remzi Toprak, ağır hakaretlere maruz kaldığını söyledi.

14

Kayserili subay eşi Avukat Gülten Erol'un hayatına ilk darbe 1996'da vurulmuş. Eşi Mustafa Erol, çağrılıp hanımının başörtüsü konusunda uyarılmış.Bir buçuk yıl süren baskılara dayanamayan Gülten Hanım, çocuklarıyla İstanbul'a yerleşmek zorunda kalmış. Ayrı yaşadığı eşinin rahat bırakılması için de göstermelik boşanma davası açmış. Ancak, ordudan ihracı engelleyememiş. Gülten Erol, o günleri yazmak için günlük tutmak istediğini ancak vazgeçtiğini belirtiyor. Sebebini ise şöyle anlatıyor: "Saklayacak yerim yoktu ki. Telefonlarımız dinleniyordu. 'Acaba kapıyı kırıp içeri girerler mi?' diye elbiselerimle uyuduğum çok olmuştur." dedi.

15

Emekli Askerî Hakim Ahmet Karamanlı, 28 Şubat'ın mağdur ettiği isimlerden.Batı Çalışma Grubu'nu (BÇG) deşifre eden dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkan Vekili Bülent Orakoğlu ile Onbaşı Kadir Sarmusak'ın yargılandığı askerî mahkemenin üyelerindendi. Kamuoyunda bilinen adıyla 'Köstebek davası'nda beraat kararı verilince Mahkeme Başkanı Askerî Hakim Albay Mesut Kurşun'la birlikte ordudan ihraç edildiler. Gerekçe olarak da 'irticai faaliyetler' gösterildi. Eşinin başörtülü olması, bunun en büyük 'delili'ydi. Ancak Ahmet Karamanlı da Kurşun gibi 'Köstebek davası'nda baskıya maruz kaldıklarını ifade ediyor. Dahası, TSK'dan ihraçlarının tek sebebinin davada verdikleri beraat kararı olduğunu düşünüyor: "Yoksa ben askeriyeye girdiğimde de, orada bulunduğumda da, ayrıldığımda da aynıydım. Hayat görüşüm ve yaşam biçimim belliydi. Bana, 'Sen zaten sakıncalısın, eğer mahkumiyet verirsen sakıncını kaldırırız' şeklinde mesajlar geliyordu." Mesut Kurşun, beraatle sonuçlanan Köstebek davasının ardından Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM) normal üye olarak tayin edildi. Deniz Yüzbaşı Ahmet Karamanlı ise sınıfı değiştirilerek karacı yapıldı. Daha sonra Mesut Kurşun gibi Malatya DGM'ye atandı. Karamanlı, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi'ne (AYİM) açtığı davayı kazandı ancak 15 gün sonra YAŞ kararıyla ihraç edildi. Mesut Kurşun, Zaman'a yaptığı açıklamada şimdi Ergenekon sanığı olan dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Erdal Şenel'in baskılarına maruz kaldıklarını söyledi.

16

EMEKLİ Öğretmen Binbaşı Kazım Çetin, 28 Şubat sürecinde subaylar ve ailelerinin gördüğü psikolojik baskının çarpıcı örneklerinden birini anlattı. Öğretmen olmasına rağmen eşi başörtülü olduğu için 4 yılda 4 farklı kıtaya tayininin çıkarıldığını, bu sürede uzmanı olmadığı alanlarda çalıştırılıp, psikolojik baskılara maruz kaldığını anlatan Çetin ?Bir gün eve geldim, yaşındaki oğlum Furkan öyle sevinçli, öyle çığlık atıyor ki ?Baba benim bugün bir arkadaşım oldu' diye.3-4 aydır orada bir tane bile arkadaşı olmamış. Kimse onunla oynamıyor. Aradan bir iki gün geçti, boynu bükük vaziyette geldi: ?Baba, arkadaşım benimle oynamıyor'. Mutlaka o çocuk da ailesi tarafından uyarıldı. Biz birlikte, çocuklarımız lojmanda psikolojik baskı altına alındı? dedi.

17

ESKİ Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, ?28 Şubat döneminde Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı sıfatıyla 3 buçuk yıl karadan 500 bin kilometre giderek tam bin 276 konferans verdim. Demokrasiyi anlattığımız için, halk bizi istemesine rağmen bazen son anda beni davet eden kuruluşlar konferansı iptal ediyorlardı. 28 Şubat'ın sonrasındaki yaz günlerinde toplantı ve yürüyüşler kanununa göre toplantı yapamadığım için, otobüsün mikrofonunu alıp şehrin içinde yürüyerek konferans vermek zorunda kalıyordum. Halk toplanınca durur, iyice konuşur tam polisler gelince yürümeye devam ederdim. Demokrasi mesajlarımızı engellemeye çalıştı cuntacılar. Ama ağaç altlarında, sokak ortasında çok konferans verdim? dedi.