Konuyla ilgili konuşan uzmanlar, ABD’nin tipik bir emperyalist refleksle hareket ettiğini; önce hedef ülkeyi düşmanlaştırdığını, ardından işgale zemin hazırladığını ifade etti. Yaşananların açık bir darbe girişimi olduğuna dikkat çeken uzmanlar, uluslararası kamuoyunun bu müdahaleye karşı güçlü bir tepki göstermesi gerektiğini vurgularken demokrasinin silah zoruyla değil, ancak halkın iradesiyle tesis edilebileceğinin altını çizdi. ASAM Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı Mehmet Uslu, “ABD, Latin Amerika politikasını son dönemde belirgin biçimde farklı bir yöne evirmiş durumda. Bu yeni yaklaşımın temelinde, Rusya ve Çin’e yönelik daha büyük hamleler öncesinde kendi “arka bahçesini” güvence altına alma stratejisi yatıyor. Washington, özellikle Meksika Körfezi ve Panama Kanalı gibi kritik bölgelerde Çin’in artan ekonomik ve jeopolitik etkisini sınırlamayı hedefliyor. Çin’in Latin Amerika’daki yayılmacı politikası; enerji, petrol ve ticaret koridorları üzerinden şekilleniyor. Bu noktada Venezuela, sahip olduğu devasa ve kaliteli petrol rezervleriyle ABD açısından kilit bir ülke konumunda. ABD açısından askeri ya da siyasi olarak zayıf ülkelerde operasyon yürütmek görece daha kolaydır. Venezuela, Grönland, Panama Kanalı ve Meksika Körfezi bu çerçevede değerlendirilebilir. Burada amaç yalnızca kara altı kaynaklarını değil, aynı zamanda denizlerdeki enerji ve ticaret koridorlarını da kontrol altına almaktır. ABD, küresel enerji yollarını denetiminde tutarak hem ekonomik hem de stratejik üstünlük sağlamayı hedeflemektedir” ifadelerini kullandı.