AKİT MENÜ

Ekonomi

Ülke zengin olacak: 55 milyar tonluk rezerv keşfedildi

Bilim inasanları yapılan son çalışmalar ışığında 55 milyar tonluk demir rezervine ulaştı. Rezervin büyüklüğü dengeleri tamamen değiştirecek.

1

Bilim inasanları yapılan son çalışmalar ışığında 55 milyar tonluk demir rezervine ulaştı. Rezervin büyüklüğü dengeleri tamamen değiştirecek.

2

Jeologlar, Batı Avustralya’da yer alan ve bugüne kadar belgelenmiş en büyük demir cevheri yatağını ortaya çıkardı. Yapılan analizlere göre söz konusu rezerv yaklaşık 55 milyar metrik ton büyüklüğünde. Bu rakam, yalnızca maden sektörü için değil, yer bilimleri açısından da tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor.

3

Çalışmayı yürüten ekipte yer alan Curtin Üniversitesi’nden Dr. Liam Courtney-Davis, bu keşfin demirin nasıl ve ne zaman oluştuğuna dair bazı temel kabulleri yeniden düşünmeye zorladığını söylüyor. Açıkçası, yerbilimciler için defterler yeniden açılmış durumda.

4

Mevcut ortalama demir cevheri fiyatı olan ton başına yaklaşık 105 dolar baz alındığında, yatağın toplam ekonomik değerinin 5,775 trilyon dolara kadar ulaşabileceği hesaplanıyor. İlk aşamada telaffuz edilen 5,9 milyar dolarlık rakamla kıyaslandığında, ortaya çıkan fark gerçekten çarpıcı.

5

Bu dev rezerv, Hamersley bölgesinde bulunuyor. Zaten dünyanın en zengin demir sahalarından biri olarak bilinen bölge, bu keşifle birlikte küresel ölçekte ayrı bir lige yükselmiş durumda.

6

Araştırmanın dikkat çeken yanlarından biri de mineralin yaşıyla ilgili. Bilim insanları, uranyum ve kurşun izotoplarını inceleyerek demir oluşumlarının 2,2 milyar yıl değil, yaklaşık 1,4 milyar yıl önce ortaya çıktığını belirledi. Yani yer kabuğunun hikâyesi, sanılandan farklı bir zaman çizelgesine sahip olabilir.

7

Araştırmacılara göre bu bulgu, süperkıtaların hareketleriyle demir oluşumu arasında doğrudan bir bağ olabileceğine işaret ediyor. Çalışmanın yazarlarından biri, “Dev demir yatakları ile süperkıta döngüleri arasındaki ilişkiyi görmek, antik jeolojik süreçleri daha iyi anlamamızı sağlıyor,” sözleriyle durumu özetledi. Ekip, demirin zaman içinde yüzde 30 seviyelerinden yüzde 60’ın üzerine nasıl çıktığını da mercek altına aldı. Özellikle Pilbara bölgesindeki kayaçlarda toplanan veriler, bu dönüşümün oldukça karmaşık süreçler sonucunda gerçekleştiğini gösteriyor. Doğrusu, Associate Professor Martin Danisík’in de vurguladığı gibi, bu zaman çizelgesi uzun süredir net değildi. Bu belirsizlik, dünyanın en büyük maden yataklarının nasıl oluştuğunu anlamayı da zorlaştırıyordu.

8

Keşif, yalnızca mevcut rezervlerin büyüklüğünü ortaya koymakla kalmıyor. Aynı zamanda gelecekte nerelerde maden aranması gerektiğine dair yeni bir yol haritası da sunuyor. Bilim insanlarına göre, geçmişte “önemsiz” görülen bazı bölgeler artık çok daha dikkatle incelenebilir. İzotop tarihleme ve kimyasal analiz gibi yöntemlerin sağladığı veriler, daha hedefli sondajlara ve daha az kaynak israfına kapı aralayabilir. Yani bu çalışma, madencilikte hem ekonomik hem de bilimsel anlamda yeni bir dönemin habercisi gibi duruyor.

9

İnsanlık tarihi boyunca demir, medeniyetlerin temel yapı taşı oldu. Şimdi ise bu metalin kökenine dair bilgiler, modern teknolojiler sayesinde daha net hale geliyor. Eski varsayımlar birer birer sorgulanırken, yerkürenin derinliklerinde hâlâ anlatılmayı bekleyen pek çok hikâye olduğu anlaşılıyor.