Bu durumun gıda, ilaç, su ve yakıttaki ciddi eksikliğin sürmesine ve Gazze’deki felaket boyutundaki insani krizin daha da derinleşmesine yol açtığı vurgulandı.
Bildiride, işgalin girişine izin verdiği gıda maddelerinin çoğunun besin değeri düşük ürünler olduğu, buna karşılık besin değeri yüksek ve temel gıdaların girişinin engellendiği; bunun da aç ve susuz bırakmaya yönelik sistematik bir “açlık mühendisliği” politikasının bilinçli şekilde uygulandığını gösterdiği belirtildi.
Aynı dönemde Gazze’ye yönelik yapılan yakıt sevkiyatlarında, girmesi gereken 4.500 kamyon yerine yalnızca 539 kamyonun girmesine izin verildi. Anlaşmaya göre günlük ortalama 50 kamyon girmesi gerekirken 5’te kaldı. Yani karşılananın, yükümlülük oranının yaklaşık yüzde 11’ine tekabül ettiği, bunun da hastaneleri, fırınları ve su-kanalizasyon istasyonlarını neredeyse tamamen felç ettiği ve sivil halkın acılarını katladığı kaydedildi.
Ofis, işgalin geçiş kapılarını kapalı tutmaya devam etmesi, seyyar evlerin, konteynerlerin, çadır ve plastik brandalar gibi barınma malzemelerinin girişini engellemesi nedeniyle Gazze’de eşi benzeri görülmemiş derin bir insani krizin ağırlaştığı uyarısında bulundu. Bunun anlaşma hükümlerinin ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı.
Ayrıca bu keyfi politikaların, kış mevsiminin başında Gazze’yi vuran ve daha önce zarar görmüş ve bombalanmış 50’den fazla ev ve binanın çökmesine yol açan, dolayısıyla barınacak başka yerleri kalmadığı için bu binalara sığınan onlarca kişinin enkaz altında kalarak hayatını kaybettiği ya da yaralandığı soğuk hava dalgalarıyla eş zamanlı olarak ve güvenli hiçbir alternatifin bulunmadığı şartlarda yürütüldüğü belirtildi.
Açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin çadırlarında şiddetli soğuk nedeniyle ölümlerin kaydedildiği, 127.000’den fazla çadırın artık kullanılamaz hale geldiği ve 1,5 milyondan fazla yerinden edilmiş kişiye asgari düzeyde bile koruma sağlanamadığı aktarıldı.
Ofis, Gazze Şeridi’nin dondurucu soğuk dönemine girdiğini ve bu kasıtlı ihmalin sürmesi halinde yerinden edilmişler arasında yeni can kayıplarının yaşanabileceği uyarısında bulundu.
Bu ihlal ve saldırıların sürmesinin ateşkesi tehlikeli biçimde işlevsiz hale getirme ve teslim alma, aç bırakma ve şantaja dayalı bir insani denklem dayatma girişimi olduğu vurgulandı.
Bildiride, işgalin insani durumdaki sürekli kötüleşmeden, ateşkesin tam ve kalıcı olması gereken bir dönemde kaybedilen canlardan ve yıkılan mülklerden tamamen sorumlu olduğu ifade edildi.
Hükümet Medya Ofisi, ABD Başkanı Donald Trump’a, anlaşmanın garantörlerine, arabuluculara, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri; işgali tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeye zorlamaları; sivillerin korunmasını sağlamaları; insani yardım ve yakıtın derhal ve güvenli şekilde akışını temin etmeleri; anlaşmada yer aldığı üzere seyyar evler, konteynerler ve barınma malzemelerinin girişine izin vermeleri çağrısında bulundu. Bunun, Gazze Şeridi’nde giderek derinleşen insani felaketin giderilmesi için zorunlu olduğu vurgulandı.