Yılmaz, savunma sanayisinin güvenlik, bağımsız bir dış politika ile ekonomik ve sosyal refah açısından kritik bir sektör olduğunun altını çizerek, "Savunma sanayisinde elde edilen yetkinlikler zamanla ekonominin tamamına sirayet ediyor, diğer sektörleri de etkiliyor, dönüştürüyor. Buradaki insan kaynağına da böyle bakmak gerekir diye düşünüyorum. Burada yetişen insan kaynağı, diğer bütün sanayi sektörlerini etkiliyor." şeklinde konuştu.
Küresel ölçekteki rekabetin yetkinlik, uyum kabiliyeti ve problem çözme kapasitesi üzerinden ilerlemesinin politika tasarımında da net bir çerçeveyi gerekli kıldığını vurgulayan Yılmaz, "Burada en önemli gördüğümüz ilk husus, sektörlerin hangi yetkinliklere, hangi hızda ihtiyaç duyduğunu doğru şekilde okumak, veriye dayalı bir şekilde planlama yapmak." dedi.
Bugünün ihtiyaçlarına göre kurgulanmış bir eğitim sisteminin gerekli ama yeterli olmadığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
"Geleceğin ihtiyaçlarını da şimdiden okuyan, gören, ona göre müfredatları, yetkililikleri tanımlayan bir eğitim sistemine ihtiyaç var. Bu da iyi bir planlamayla olabilir. İkincisi, eğitim ve istihdam arasındaki uyumu artıran bir yapı. Eğitim sistemimizde kazandırılan niteliklerle piyasanın örtüşmesi. Bu örtüşmezse istihdam imkanı da olmaz. Dolayısıyla bu programların istihdam edilebilirliği artırması lazım. Üçüncü olarak, hızlı değişen teknolojik ortamda rekabet gücünü koruyabilmek için yaşam boyu öğrenmenin ülke ölçeğinde kurumsal bir standart haline gelmesi."