Tarihin ilk influencer köpeği: Nipper
Aslında markaların “pati gücüyle” tanışması yeni değil. 19’uncu yüzyılın sonunda, gramofondan gelen sahibinin sesini merakla dinleyen Nipper isimli teriyer kırması köpek, tarihin ilk gerçek petfluencer’ıydı. HMV (His Master’s Voice) markasının ikonu haline gelen Nipper, o dönemde gramofon satışlarını katlayarak bir hayvanın bir markayı nasıl küresel bir sembol haline getirebileceğini kanıtlamıştı. Bugün Nipper’ın yerini alan Jiffpom veya Doug the Pug gibi isimler, 10 milyonu aşan takipçileriyle aynı sürdürülebilir sadakati telefonlarımıza taşıyor.
Pazarın büyüklüğü, beraberinde “seçici üretim” baskısını da getiriyor. Sosyal medyada daha çok “beğeni” alan, basık burunlu veya iri gözlü türlerin (Pug veya Scottish Fold gibi) popülaritesinin artması, bu hayvanların hayat boyu çekeceği genetik sağlık sorunlarının (solunum güçlüğü, eklem ağrıları vs.) göz ardı edilmesine yol açıyor.
Küresel sahnede petfluencer’lar kendi markalarını kuran ikonlara dönüşürken, Türkiye’de bu ekosistem çok daha farklı olarak marka elçiliği modeliyle ilerliyor. Türkiye’deki yüksek üretim maliyetleri ve katı regülasyonlar, yerli pati fenomenlerini riskli üretim süreçlerine girmek yerine, güvenilirliği kanıtlanmış dev markalarla stratejik ve uzun soluklu ortaklıklar kurmaya itiyor. Sonuç olarak; bizde henüz yüz milyon dolarlık bir “kedi CEO” imparatorluğu doğmamış olsa da, milyonlarca pet ebeveyninin satın alma kararını tek bir pati hareketiyle yönlendiren, markalar için ekonomik riski düşük fakat sadakati yüksek devasa bir “güven ekonomisi” hüküm sürüyor gibi… (mediacat)