Toplumda yaygın olan “doğalsa zararsızdır” düşüncesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Altın, bitki çaylarının da tıpkı ilaçlar gibi vücutta metabolize edilen aktif maddeler içerdiğini söyledi. Kontrolsüz ve uzun süreli tüketimin özellikle karaciğer ve böbrekler üzerinde toksik etkilere yol açabildiğini ifade eden Altın, yeşil çay ekstresi, sinameki ve aloe vera gibi bitkilerin yanlış kullanımına bağlı ciddi hasar vakalarıyla karşılaştıklarını dile getirdi. Bitki çaylarının asıl yararının antioksidan ve polifenol içeriğinden geldiğini hatırlatan Altın, yanlış tüketim alışkanlıklarının bu faydayı tamamen ortadan kaldırabildiğini söyledi. Bal ya da pekmezin çok sıcak çaya eklenmesiyle içindeki faydalı enzimlerin yok olduğunu, rafine şeker eklenmesinin ise bağışıklık sistemini zayıflattığını belirtti. Uzmanlar, çayların mümkünse şekersiz, tatlandırılacaksa ılık hale geldikten sonra çok az miktarda bal ya da pekmezle içilmesini öneriyor.
KORNİK HASTALAR İÇİN ÇOK RİSKLİ
Kronik hastalığı olan bireylerin bitki çaylarını mutlaka doktoruna danışarak tüketmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Altın, bazı bitkilerin ilaçlarla ciddi etkileşimlere girebildiğine dikkat çekti. Meyan kökünün tansiyonu yükseltebildiğini, adaçayı, zencefil ve yeşil çayın kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte alındığında kanama riskini artırabildiğini belirten Altın, diyabet hastalarında ise tarçın ve aloe vera gibi bitkilerin ani şeker düşmelerine yol açabileceğini söyledi.