AKİT MENÜ

Aktüel

Devasa canlı, 14 bin 400 yıl öncesinden geliyor: Beklenmedik olay... Bilim hakkında kritik bilgileri çıkardı!

Sibirya'nın dondurucu toprakları, 14 bin 400 yıl öncesinden gelen bir canlıya ilişkin haber kamuoyunda büyük yankı oluşturdu. Bilim insanlarının yeni yaptığı araştırmalar sonuçlandı! Bilim gün yüzüne çıkardı. Bilim için bir dönüm noktası olduğu belirtiliyor.

2

Sibirya'nın dondurucu toprakları, 14 bin 400 yıl öncesinden gelen bir canlıya ilişkin haber kamuoyunda büyük yankı oluşturdu. Bilim insanlarının yeni yaptığı araştırmalar sonuçlandı! Bilim gün yüzüne çıkardı. Bilim için bir dönüm noktası olduğu belirtiliyor.

3

Sibirya'nın dondurucu toprakları, 14 bin 400 yıl öncesine gelen bir canlı bir dramı gün yüzüne çıkardı. Bilim insanları, donmuş toprak tabakasında mühürlenmiş bir kurt yavrusunun kalıntılarını incelerken, hayvanın midesinde henüz tam olarak sindirilmemiş bir parça et buldu. Bu antik “son yemek”, Buzul Çağı’nın en heybetli canlılarından biri olan yünlü gergedanların son günlerine dair sıra dışı bilgiler sunuyor.

4

İki tonluk bu devasa canlının bir parçasının, küçük bir kurt yavrusunun midesinde bu kadar iyi korunmuş olması, tarihte ilk kez başka bir hayvanın midesinden tam bir genom dizilimi elde edilmesini sağladı. Tumat köyü yakınlarında bulunan bu küçük kurt yavrusu ve kız kardeşi, soğuk sayesinde adeta mumyalanarak günümüze ulaşmış durumda. 2022 yılında yapılan laboratuvar analizleri, yavrunun yediği etin yünlü gergedana (Coelodonta antiquitatis) ait olduğunu kesinleştirdi. Ancak binlerce yıl sonra bu DNA’yı ayrıştırmak hiç de kolay olmadı ve araştırmacılar, kurdun kendi genetik verisi ile gergedanın parçalanmış gen dizilerini birbirinden ayırmak için yoğun bir çaba sarf etti. Ortaya çıkan sonuç ise şaşırtıcıydı: Nesli tükenmek üzere olan bu türün, sanılanın aksine son anlarına kadar genetik olarak oldukça sağlıklı olduğu anlaşıldı.

5

Beklenmedik son! Genellikle bir türün yok oluşu, nesiller boyu süren akraba evlilikleri ve genetik çeşitliliğin azalmasıyla birlikte gelen yavaş bir süreç olarak görülüyor. Ancak bu gergedandan elde edilen veriler, popülasyonun hala güçlü ve genetik açıdan çeşitliliğini koruduğunu gösteriyor. Bu durum, yünlü gergedanların fosil kayıtlarından silinmesinden sadece 400 yıl önce bile durumlarının pek de kötü olmadığını kanıtlıyor. Uzmanlar, yaklaşık 35 bin yıl önce yaşam alanları daralmaya başlayan bu türün, Kuzeydoğu Sibirya’da son kalesini kurduğunu ve orada dengeli bir şekilde yaşamaya devam ettiğini belirtiyor. Peki, genetik olarak bu kadar sağlıklı bir popülasyon nasıl oldu da bu kadar hızlı yok oldu? Araştırmacılara göre bunun sebebi genetik bozulmadan ziyade, “Bølling–Allerød” olarak bilinen ani ve şiddetli iklim ısınması dönemiydi. Buzul Çağı’nın o derin dondurucu etkisinin kırıldığı bu kısa sıcaklık artışı, buzulların çökmesine ve deniz seviyelerinin yükselmesine neden oldu. Yünlü gergedanların dünyası o kadar hızlı değişti ki, bu değişim gen haritalarında bir iz bırakmaya vakit kalmadan türün sonunu getirdi. Bu antik keşif, sadece geçmişe ışık tutmakla kalmıyor, günümüzde insan eliyle tetiklenen iklim değişikliğiyle karşı karşıya kalan modern türler için de ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Yünlü gergedanların hikayesi, bir türün genetik sağlığı yerinde olsa bile, çevre koşullarının hızı karşısında ne kadar savunmasız kalabileceğini acı bir şekilde gösteriyor.