Yaşananlara dünyanın birçok ülkesinden tepkiler gelirken, iki müttefiki birden ABD'yle karşı karşıya kalan Moskova'dan gelen yorumların tonu dikkat çekiyor.
Fransa merkezli Le Monde gazetesi, geçen yıl İran ile 'stratejik ortaklık' anlaşması imzalayan Rusya lideri Vladimir Putin'in sessizliğini yazdı. Gazete, Putin'in önceliğinin Washington'ı yatıştırmak ve Ukrayna'daki savaşa devam etmek olduğunu savundu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, basitçe İran ile Rusya arasındaki ilişkinin temellerini hiçbir şeyin değiştiremeyeceğini söylemekle yetinmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu ise, 'İran'ın içişlerine müdahale etmeye çalışan dış güçleri' kınayan bir açıklama yaptı.
Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den ne Maduro'nun kaçırılmasına ne de İran'daki gösterilere ilişkin henüz bir açıklama gelmiş değil.
Moskova'daki diplomatik çevrelere yakın bir Rus uzman, Le Monde'a yaptığı değerlendirmede, "Jeopolitik nedenlerle Kremlin’in başındaki ismin, müttefik iki ülke olan Venezuela’da yaşananlar ve İran’da olup bitenler konusunda endişe duyması gerekir. Son gelişmeler Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen müzakereleri zorlaştırabilir. Ama bu durum Rusya’nın tutumunu etkilemeyecek" diye konuştu.
Moskova'da görev yapan bir Avrupalı diplomatsa, "Dünyanın geri kalanında Moskova’nın müttefikleri ya düşüyor ya da sendeleyip duruyor. Ancak odağını Ukrayna’ya kilitlemiş olan Putin bundan etkilenmiyor. Kötü haberlerle karşılaştığında her zamanki gibi sessizliğe çekiliyor" ifadelerini kullandı.
Viyana’daki Beşeri Bilimler Enstitüsü’nde çalışan Rus araştırmacı Kirill Rogov, "İran’daki protestolar yine de Putin için son derece büyük önem taşıyor. Diktatörlüklerin çöküşü, diğer diktatörler için her zaman kaygı verici bir gelişmedir" dedi. Rogov’a göre Putin, yaptırımlar altındaki bu petrol zengini ülkedeki gelişmeleri de yakından izliyor: “İran’da da Rusya’da olduğu gibi, ekonomik kötüleşme rejim için gerçek bir tehdit”