Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın son birkaç on yıllık tarihi bunun açık kanıtıdır. Irak, Libya, Sudan ve Yemen’de yaşananlar, iç huzursuzlukların insani, güvenlik ve ekonomik açıdan yıkıcı sonuçları olan bölgesel krizlere dönüşmesinin sadece birkaç örneğidir. Ayrılıkçılık, terörizmin yayılması, mülteci krizi, ulusal egemenliğin zayıflaması ve bölgesel rekabetin şiddetlenmesi, bu tür istikrarsızlıkların sadece bir kısmıdır.
Bu koşullarda, bölge ülkeleri özellikle İran’ın komşuları, mevcut huzursuzlukların ve dış müdahalelerin tehlikeli sonuçlarını derinlemesine analiz etmelidir. Akıllıca, önleyici ve kolektif işbirliğine dayalı bir yaklaşım, ilk kurbanları bölge halkları olacak bir yangının alevlenmesini engelleyebilir. Bu hassas dönemde İran’ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını korumak, tüm Ortadoğu’da barış ve güvenliği desteklemek anlamına gelir.