Yalnızlığın, erken ölüm riskini artıran ciddi bir faktör olduğu ve sigara ya da obeziteyle karşılaştırılabilir düzeyde tehlikeli olduğu biliniyor. Kitaplar ise baskısız bir arkadaşlık ve kırılganlık gerektirmeyen bir yakınlık sunarak bu riski azaltıyor. Kitap kulüplerine katılan okuyucular ise bu faydanın doğrudan sosyal bir versiyonunu yaşıyor.
Okumanın uzun yaşamla ilişkilendirilmesinin bir diğer nedeni ise stres azaltıcı etkisi. Mar, “İnsanlar okurken odaklanmış ama aynı zamanda düşünceli bir ruh hâline girer” dedi.
Bu hâlin meditasyona benzediğini belirten Mar, “Okumanın sağladığı dinginlik, stresi azaltarak yaşam süresini uzatabilir” ifadelerini kullandı.
Stresin, yaşlanmayı hızlandıran en güçlü faktörlerden biri olduğu; iltihaplanmayı artırdığı, uykuyu bozduğu, bağışıklık sistemini zayıflattığı ve kardiyovasküler sistemi zorladığı biliniyor.
Shaw, “Okuma, sinir sistemini nazikçe düzenler; beyni meşgul ederken bedene dinlenme imkânı tanır” diye konuştu.
Bilişsel gerilemeye karşı kalkan görevi görüyor
Uzun yaşamak tek başına yeterli değil; birçok insan yaşlandıkça zihinsel sağlığını da korumak istiyor. Bu noktada, okumanın etkisi daha da belirgin hâle geliyor.
2020 yılında yayımlanan 14 yıllık bir çalışmada, okuma gibi zihinsel olarak uyarıcı aktivitelerle ilgilenen yetişkinlerin bilişsel gerileme hızlarının daha yavaş olduğu belirlendi. Aynı yıl yapılan bir başka araştırmada ise yaşam boyu okuma ve yazma alışkanlığı olan bireylerde, Alzheimer belirtileri bulunsa bile hafıza kaybının daha yavaş ilerlediği saptandı.
Uzmanlara göre, okuma demansın biyolojik sürecini durdurmasa da beynin bu süreçle daha iyi başa çıkmasına yardımcı oluyor.
Shaw, “Okuma, dil, dikkat, hafıza ve hayal gücü gibi birden fazla beyin ağını aynı anda etkinleştirir. Bu da bilişsel rezervi güçlendirir” dedi.
Bilişsel rezerv, beynin yaşlanma veya hasara karşı telafi edici kapasitesini ifade ediyor.
Mar, “Zihinsel kaslar için ‘kullan ya da kaybet’ ilkesi geçerlidir. Okuma, yeni deneyimleri ve kimlikleri hayal etmemizi, bizi yeni dünyalara taşıyarak merakımızı canlı tutmamızı sağlar" ifadelerini kullandı.
Hafıza ve duygusal zekayı güçlendiriyor
2022 yılında Stine-Morrow tarafından yürütülen bir çalışmada, yaşlı yetişkinler sekiz hafta boyunca iki gruba ayrıldı. Bir grup roman okudu, diğer grup ise sözel bulmacalar çözdü. Roman okuyan grubun çalışan bellek ve uzun süreli hafıza performanslarında daha fazla gelişme görüldü.
Stine-Morrow, “Çalışan bellek, bilgiyi işlerken akılda tutma kapasitesidir ve okuma bu beceriyi sürekli olarak çalıştırır” dedi.
Nörobilim araştırmaları da roman okumanın, dil ve duyusal işlemeyle ilgili beyin bölgelerinin bağlantılarını artırdığını; bu etkinin kitabı bitirdikten günler sonra bile sürdüğünü ortaya koydu.
UCLA Disleksi, Çeşitli Öğrenenler ve Sosyal Adalet Merkezi Direktörü Maryanne Wolf, “Okurlar, anlamı kavramak için dikkatlerini uzun süreli odaklamayı öğrenir. Bu da gelişmiş bilişsel, dilsel ve duygusal süreçlerin sürdürülmesini sağlar” dedi.
Mar’ın yürüttüğü bir diğer araştırma, kurgu okumanın empati düzeyini artırdığını gösterdi. Mar “Kurgusal hikâyeler, bizi farklı kimlik ve deneyimlere sahip insanların yerine koyar. Onları anlamak için kendi duygusal hafızamızı kullanırız ve bu, gerçek dünyadaki empati yetimizi güçlendirir” dedi.
Wisconsin–Madison Üniversitesi’nden sosyal psikoloji profesörü Nick Buttrick ise, “Daha fazla okuyan kişiler, sosyal dünyayı daha karmaşık bir bakış açısıyla görür. Bu da gündelik hayatta daha zengin ve daha az önyargılı bir anlayış sağlar” ifadelerini kullandı.
Sesli kitaplar da beyni etkiliyor
Uzmanlar, sesli kitapların da benzer faydalar sağladığını belirtti. The Journal of Neuroscience dergisinde yayımlanan bir çalışmada, beynin hikâyeleri okurken ve dinlerken neredeyse aynı şekilde işlediği tespit edildi.
Mar, “Bir sesli kitap dinlerken de karakterleri ve hikâye dünyasını zihnimizde canlandırırız; benzer bilişsel süreçler devrededir” şeklinde konuştu.
Buttrick ise “Mesele gözleri satırlar üzerinde gezdirmek değil; farklılık, zorluk ve yenilikle yüzleşmektir” dedi.
Shaw, sesli kitapların ayrıca yürüyüş veya egzersiz gibi fiziksel aktivitelerle birleştirilebileceğini, bunun da hem fiziksel hem zihinsel fayda sağladığını belirtti.
Stine-Morrow, “Okuma, belleği, dikkati, anlamlandırmayı, duyguyu ve hayal gücünü aynı anda çalıştıran bütüncül bir beyin etkinliğidir” değerlendirmesinde bulundu.
Daha fazla okumak için öneriler
Okumanın faydalarından yararlanmak için bu alışkanlığı sürekli hâle getirmek gerekiyor, ancak büyük değişiklikler şart değil. Uzmanlara göre, günde 10 ila 30 dakika kitap okumak bile uzun vadede anlamlı etkiler yaratıyor.
Buttrick, “En iyi tavsiye, sadece başlamaktır” dedi. Mar ise, “Okumayı değer verdiğiniz bir etkinlik gibi planlayın” önerisinde bulundu.
Shaw, “Gerçekten ilgilendiğiniz kitapları seçin, ‘okumalıyım’ dediğiniz değil” dedi.
Uzmanlara göre, okumaya başlamak için hiçbir zaman geç değil. Mar, “Okumanın keyfini ve kalıcı faydalarını keşfetmek ya da yeniden keşfetmek için hiçbir zaman geç değildir” dedi.
Bir grup araştırmacı ise, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sağlık bilimleri programlarında mizah ve okumanın öğrencilerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerini ölçtü. Araştırma, 30 dakikalık okumanın kan basıncını, kalp atış hızını ve psikolojik sıkıntı duygularını yoga ve mizah kadar etkili bir şekilde düşürdüğünü buldu.