Bilim insanları, iç kulaktaki koklea bölgesinde bulunan ve ses dalgalarını elektrik sinyallerine dönüştüren hassas yapıların, yüksek sesin oluşturduğu mekanik stresle parçalandığını saptadı.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Harvard Tıp Fakültesi bünyesindeki Massachusetts Göz ve Kulak Hastanesi'nden Dr. M. Charles Liberman, işitme kaybının gizli ilerlediğine dikkat çekti.
Liberman, "Geleneksel işitme testlerinde normal görünen bireylerde bile 'gizli işitme kaybı' adını verdiğimiz sinaps hasarlarının oluştuğunu gözlemledik. Yüksek ses, sinir lifleri ile tüy hücreleri arasındaki bağlantıyı kopardı ve bu durum ilerleyen yaşlarda ciddi iletişim sorunlarına zemin hazırladı" şeklinde konuştu.
Johns Hopkins Üniversitesi'nden epidemiyolog Dr. Frank Lin ise konunun nörolojik boyutuna vurgu yaptı.
Lin, "İşitme duyusundaki azalma, beynin sesleri işlemek için daha fazla enerji harcamasına neden oldu. Bu durumun, yapısal beyin değişikliklerini hızlandırarak demans riskini artırdığını verilerimizle belgeledik" ifadelerini kullandı.
KORUNMA YÖNTEMLERİ VE GELECEK PROJEKSİYONU
Uzmanlar, gürültüye maruz kalınan süre ile sesin şiddeti arasındaki ilişkinin kritik olduğunu belirtti.
"60/60 kuralı" olarak bilinen, ses seviyesini `'ın altında tutma ve günde en fazla 60 dakika kulaklık kullanma önerisi, koruyucu hekimlikte temel kural olarak kabul edildi.
Kamusal alanlarda gürültü bariyerlerinin artırılması ve kişisel koruyucu ekipman kullanımının yaygınlaşması gerektiği vurgulandı.
Sağır eden gürültünün sağlık üzerine etkileri;
İnsan kulağı 20-20.000 Hz arasındaki sesleri duyar. Bu sınırın altındaki seslere infrasonik, üstündeki seslere de ultrasonik sesler denir. Konuşma sesi aralığı da 500-2000 hz arasında değişir. Uluslararası standartlara göre, işitme sistemine zarar veren gürültü düzeyi 100-10.000 Mhz ve 85 dB düzeyidir.