AKİT MENÜ

Yaşam

400 yıldır bir damla bile yağmur yağmadı! İşte ölülerin çürümediği tek yer olan Atacama Çölü’nün sırrı

Güncelleme Tarihi:

Şili’de Pasifik Okyanusu ile And Dağları arasına sıkışan Atacama Çölü, gezegenimizin en kurak yeri olarak bilim dünyasının en büyük gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bazı bölgelerine 400 yıldır tek damla yağış düşmeyen bu devasa alanda, aşırı kuraklık sebebiyle organik kalıntılar binlerce yıl bozulmadan ve çürümeden kalabiliyor.

2

Şili’de Pasifik Okyanusu ile And Dağları arasına sıkışan Atacama Çölü, gezegenimizin en kurak yeri olarak bilim dünyasının en büyük gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bazı bölgelerine 400 yıldır tek damla yağış düşmeyen bu devasa alanda, aşırı kuraklık sebebiyle organik kalıntılar binlerce yıl bozulmadan ve çürümeden kalabiliyor.

3

Şili'nin kuzeyinde Pasifik Okyanusu ile And Dağları arasına sıkışmış olan Atacama Çölü’nün bazı kısımlarında son 400 yıl boyunca hiç yağmur yağmadı.

4

Pasifik Okyanusu'nun hemen yanında yer alan Atacama'nın kuraklığı, coğrafi bir paradoksla şekilleniyor. Doğuda keskin bir şekilde yükselen And Dağları, kıtadan nemli havanın ayrılmasına engel olan devasa bir bariyer oluşturuyor.

5

Batıda ise, okyanusun kıyıya gönderdiği bulutlar nadiren yağmura dönüşüyor. Pasifik'ten gelen soğuk Humboldt akıntısı, yüzeye yakın havayı soğuturken, üst katmanda daha sıcak hava kalıyor. Bu termal fark, fırtınaların oluşmasını engelleyerek, oluşan nemin sise dönüşmesine neden oluyor. Alçak bulutlar tepelerin üzerinden süzülüp kayboluyor; ancak asla yağmur getirmiyor.

6

Diğer taraftan, Atacama'nın iç kesimlerinde neredeyse hiçbir bitki bulunmuyor. Bazı alanlarda ise ölü hayvanlar ve bitkiler çürümüyor. Araştırmacılar, çölde daha önce binlerce yıl öncesine ait olabilecek organik kalıntılar buldu.

7

Bu bölgelerde 550 civarında bitki türü bulunuyor ve bunların çoğu sadece Atacama’ya özgü. Hayvan türleri ise küçük kuşlar, kertenkeleler, böcekler ve akreplerden oluşuyor.

8

Ancak, Atacama’nın kıyıya yakın yerlerinde manzara değişiyor. Sis, yamaçlarda yoğunlaşarak küçük bitki popülasyonlarını besliyor. Bromeliadlar gibi bitkiler nemi doğrudan atmosferden çekiyor. Kısa ömürlü diğer bitkiler ise sisin en yoğun olduğu dönemlerde kısa bir süreliğine ortaya çıkıp kayboluyor.

9

Çöl, 20. yüzyılın başlarında keşfedilen zengin sodyum nitrat yatakları nedeniyle bir dönem madencilik faaliyetleriyle şekillenmişti.

10

Kasabalar ortaya çıkmış, ardından hızla terk edilmişti. Kuru hava sayesinde binalar hala ayakta duruyor, aletler yavaşça paslanıyor ve yollar hiçbir yere çıkmıyor.

11

Bugün ise Atacama, bilimsel ilgi odağı olarak varlığını sürdürüyor. Sessizliği, kuraklığı ve çözülmemiş yapısıyla, hayat, zaman ve uyarlanabilirlik hakkındaki varsayımlara meydan okuyor; bu haliyle araştırmacıların Mars ve diğer dünyalarda karşılaşmayı beklediği koşulları aynalıyor.

12