AKİT MENÜ

Dünya

ABD’nin İran’a olası saldırısında nükleer felaket uyarısı

Güncelleme Tarihi:

Pennsylvania Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Farah N. Jan, Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri planlarının yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte nükleer silahlanmayı hızlandırabileceği uyarısında bulundu.

1

Pennsylvania Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Farah N. Jan, Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri planlarının yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte nükleer silahlanmayı hızlandırabileceği uyarısında bulundu.

2

28 Ocak 2026’da ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı sert bir ültimatom verdi. Tahran yönetimi, uranyum zenginleştirme programını sonlandırmaz, balistik füze kapasitesini sınırlandırmaz ve vekil örgütlere desteğini kesmezse, “hız ve şiddet içeren bir saldırı” düzenlenecek.

3

Tehdidin ardından USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle birlikte çok sayıda muhrip, bombardıman uçağı ve savaş jeti, İran menziline konuşlandırıldı.

4

Trump yönetimi, bu adımla İran üzerindeki baskıyı artırırken, uluslararası arenada nükleer caydırıcılık dengelerini de tehlikeye atmış durumda.

5

Dr. Farah N. Jan, İran’ın kırılgan bir devlet olmadığını, aksine katmanlı güvenlik kurumlarına ve 93 milyonluk nüfusa sahip, krizleri absorbe edebilen bir rejim olduğunu vurguluyor. İran’ın askeri gücünün bel kemiği olan Devrim Muhafızları Ordusu, yüz binlerce asker ve bağlı milis kuvvetleriyle rejimin ayakta kalmasında belirleyici.

6

Ancak asıl risk, İran’ın “nükleer eşik devleti” konumunda yatıyor: Yani, nükleer silah üretme kapasitesine sahip ama son aşamayı kasıtlı olarak geçmemiş bir ülke.

7

Bu durum, üç kritik riski beraberinde getiriyor: Nükleer malzemeler üzerindeki kontrolün zayıflaması, Bilim insanlarının bilgi ve teknolojiyi ihraç etme riski, Rejimin çökmeden önce caydırıcılık kazanma motivasyonu.

8

Jan’a göre, son 30 yılda yaşanan örnekler, silahsızlanmanın rejim güvenliğini sağlamadığını açıkça gösteriyor: Libya, 2003’te nükleer programını bırakmasına rağmen, 2011’de NATO müdahalesiyle çöktü.

9

Ukrayna, 1994’te nükleer silahlarını teslim etti; ancak 2014’te Kırım’ı, 2022’de ise topraklarının büyük bölümünü Rusya’ya kaptırdı. İran, 2025’te ABD ve İsrail saldırılarına maruz kaldı.

10

Bu örneklerin ortak mesajı açık: “Silahsızlanmak güvenlik getirmez, sadece hedef haline getirir.” İranlı üst düzey danışman Mehdi Muhammedi de bu mesajı açık biçimde dile getirdi: “Washington’un talepleri, istediği zaman vurabilmek için bizi silahsızlandırma çağrısından ibaret.”

11

ABD’nin İran’a askeri müdahalesi, Orta Doğu’da nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir. İran’ın nükleer kapasiteye ulaşması durumunda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman zaten açıkça uyarmıştı: “İran nükleer silah üretirse biz de aynısını yaparız.”

12

Benzer biçimde, Türkiye’nin de 2019’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aracılığıyla “neden bizde nükleer silah olmasın?” çıkışı hatırlatılıyor. Olası bir ABD saldırısı, Ankara’nın riskten korunma stratejilerini hızlandırabileceği uyarısını güçlendiriyor. Güney Kore ve Japonya gibi ABD ittifakındaki ülkeler de, Amerikan caydırıcılığına güvenin sarsılması durumunda kendi nükleer seçeneklerini yeniden değerlendirebilir.

13

ABD’nin askeri baskısı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA)’nın meşruiyetini de tehdit ediyor. İran’ın yıllarca denetime açık bir şekilde yürüttüğü nükleer faaliyetlerin hedef alınması, “kurallara uymanın koruma sağlamadığı” algısını güçlendiriyor.

14

Jan’a göre bu durum, uluslararası nükleer denetim mimarisinin temellerini sarsabilir: “Eğer uyumluluk güvenlik getirmiyorsa, neden kurallara uyalım ki?”

15

Trump yönetiminin saldırı tehdidi, Amerikan etkisini artırmak yerine zayıflatma riski taşıyor. Körfez ülkeleri, Washington’ın “seçici koruma” politikası nedeniyle güvenlik ilişkilerini Pakistan, Çin ve Rusya gibi alternatif ortaklarla çeşitlendirmeye başladı.

16

Bu tablo, ABD’nin bölgedeki liderlik rolünü aşındırırken, çok kutuplu bir güvenlik düzenine kapı aralayabilir.

17

Dr. Farah N. Jan analizini şu uyarıyla sonlandırıyor: “Eğer İran’a saldırılırsa, dünya genelinde her ülke güvenliğin yalnızca nükleer silaha sahip olmakla sağlanabileceğini düşünecektir.”

18

Bu da uluslararası nükleer silahsızlanma rejiminin sonu anlamına gelebilir. Kaynak: Farah N. Jan, Military Times