Sağlık
İşte bu hiç beklenmiyordu: Duygusal hafıza direniyor: Alzheimer'da ribot kanunu
Yapılan araştırmalara bakılırsa apar topar bu konu hakkında uzmanlardan yardım istenmeli ve büyüklerimiz için gereken önlemler şimdiden alınmalı...
Sağlık
Yapılan araştırmalara bakılırsa apar topar bu konu hakkında uzmanlardan yardım istenmeli ve büyüklerimiz için gereken önlemler şimdiden alınmalı...
Yapılan araştırmalara bakılırsa apar topar bu konu hakkında uzmanlardan yardım istenmeli ve büyüklerimiz için gereken önlemler şimdiden alınmalı...
Alzheimer, dünyada ve Türkiye'de yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte giderek daha fazla gündeme gelen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Hafıza kaybı başta olmak üzere düşünme, karar verme ve günlük yaşam becerilerini olumsuz etkileyen hastalık, yalnızca bireyleri değil aileleri ve sağlık sistemini de yakından ilgilendiriyor.
Modern tıp dünyasının en büyük gizemlerinden biri olan Alzheimer hastalığında, hastaların kahvaltıda ne yediklerini unuturken on yıllar öncesine ait bir şarkının sözlerini eksiksiz hatırlamaları, nörobilimsel bir temele oturtuldu.
Yapılan son araştırmalar, beyindeki bellek depolama sisteminin "son giren, ilk çıkar" prensibiyle çöktüğünü ortaya koydu.
Bilim dünyası, Alzheimer hastalarının neden en yeni anılarını hızla kaybederken çocukluk hatıralarına sıkı sıkıya tutunduğunu "Ribot Kanunu" üzerinden yeniden inceledi. Uluslararası nöroloji uzmanları, beyindeki protein birikimlerinin hücresel bazda kronolojik bir yıkım sırasını izlediğini tespit etti.
Hastalığın ilerleyiş biçimi, tıp literatüründe Ribot Kanunu olarak bilinen geriye dönük amnezi süreciyle açıklandı. Bu sürece göre, yeni oluşan anılar henüz biyokimyasal olarak "pekişmediği" için nörolojik saldırılara karşı en savunmasız halkayı oluşturdu.
Harvard Tıp Fakültesi'nden nörolog Dr. Rudolph Tanzi, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, beyindeki amiloid plakların öncelikle hipokampus bölgesini, yani yeni bilgilerin kaydedildiği "kayıt ofisini" tahrip ettiğini belirtti.
Tanzi, uzun süreli anıların ise beynin dış kabuğuna (neokorteks) çoktan yayıldığı için bu yıkımdan daha geç etkilendiğini vurguladı. HÜCRESEL ARŞİVLEME SİSTEMİ Londra Üniversitesi Akademisi (UCL) Nörobilim Enstitüsü'nden Prof. Dr. Nick Fox, anıların beyindeki fiziksel yolculuğuna dikkat çekti.
Fox, yeni bir anının oluşması için gereken sinaptik bağlantıların, yıllanmış anıların sahip olduğu güçlü protein bağlarına kıyasla çok daha zayıf olduğunu ifade etti. Bu durumun, hastalığın ilk evrelerinde neden "yakın zaman körlüğü" yaşandığını kanıtladığını dile getirdi.
Araştırmalar, uzak anıların sadece eski oldukları için değil, aynı zamanda defalarca geri çağrıldıkları için "çelikleştiğini" gösterdi. Uzmanlar, bir anı ne kadar çok hatırlanırsa, beynin farklı bölgelerinde o kadar fazla kopyasının oluşturulduğunu ve bu sayede hücresel yıkıma karşı direnç kazandığını bildirdi.