AKİT MENÜ

Sağlık

Covid 19 aşıları sonrası kan pıhtılaşması! Gizem sonunda çözüldü

Bilim insanları, adenovirüs tabanlı COVID-19 aşılarından sonra çok nadir görülen VITT vakalarının genetik yatkınlık ile tek bir amino asit mutasyonunun çakışması sonucu ortaya çıktığını gösterdi.

2

Bilim insanları, adenovirüs tabanlı COVID-19 aşılarından sonra çok nadir görülen VITT vakalarının genetik yatkınlık ile tek bir amino asit mutasyonunun çakışması sonucu ortaya çıktığını gösterdi.

3

COVID-19 salgını sırasında geliştirilen bazı adenovirüs tabanlı aşılar sonrasında, çok nadir de olsa görülen aşıya bağlı immün trombositopeni ve tromboz (VITT) vakalarının biyolojik mekanizması büyük ölçüde netleşti.

4

New England Journal of Medicine’da yayımlanan çalışmaya göre, bu tablo iki kritik unsurun bir araya gelmesiyle oluşuyor:

5

Belirli kalıtsal antikor gen varyantları. Bağışıklık yanıtı sırasında ortaya çıkan tek bir rastlantısal mutasyon.

6

Araştırma, sürecin adenovirüsün “protein VII” (pVII) adlı yapısal bileşeniyle başladığını ortaya koydu. Bu viral protein, insan kanında pıhtılaşma sürecinde rol oynayan platelet factor 4 (PF4) adlı proteine yapısal benzerlik gösteriyor.

7

Normal koşullarda bağışıklık sistemi adenovirüs proteinlerine karşı antikor geliştiriyor. Ancak bazı bireylerde tablo farklı ilerliyor. Bilim insanları, VITT’in yalnızca IGLV3-2102 veya IGLV3-2103 adlı antikor gen varyantlarını taşıyan kişilerde görüldüğünü belirledi. Bu varyantlar toplumun yaklaşık `’ında bulunabiliyor. Buna rağmen VITT son derece nadir; yaklaşık 200 bin aşılıdan birinde ortaya çıkıyor. Bu da genetik yatkınlığın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

8

Belirleyici adım ise K31E olarak adlandırılan tek bir amino asit değişimi. Bağışıklık yanıtı sırasında antikor üreten hücrelerde rastlantısal olarak gelişebilen bu mutasyon, antikorun hedefini viral pVII proteininden insan proteini PF4’e kaydırıyor. Böylece bağışıklık sistemi yanlışlıkla kendi kan proteinini hedef alıyor.

9

Trombositler aktive oluyor, Pıhtılaşma zinciri tetikleniyor, Tehlikeli kan pıhtıları ve düşük trombosit sayısı ortaya çıkıyor. Araştırmacılardan Theodore Warkentin, bunun genel bir bağışıklık bozukluğu değil, genetik yatkınlık ile tesadüfi mutasyonun çakıştığı istisnai bir durum olduğunu vurguluyor.

10

Ekip, bulguları insanlaştırılmış fare modellerinde de test etti. VITT hastalarından alınan antikorlar farelerde pıhtılaşmayı tetikledi. K31E mutasyonu geri çevrildiğinde aynı etki gözlenmedi. Bu sonuç, tek amino asit değişiminin hastalığın merkezinde yer aldığını güçlü biçimde doğruladı.

11

Adenovirüs tabanlı platformlar tamamen terk edilmiş değil. Ebola aşılarında hâlâ kullanılıyor. Grip, sıtma ve tüberküloz için çalışmalar sürüyor. Yeni bulgular, sorunun adenovirüsün belirli bir protein bileşeniyle ilişkili olabileceğini gösterdiği için, bu bileşenin yeniden tasarlanması mümkün olabilir. Böylece güçlü bağışıklık avantajı korunurken nadir görülen bu risk minimize edilebilir.

12

Çalışma, pandemi döneminde yoğun biçimde tartışılan VITT vakalarına dair önemli bir moleküler açıklama sunuyor. Aynı zamanda bağışıklık sisteminin son derece hassas dengeler üzerinde çalıştığını ve tek bir amino asit değişiminin bile klinik olarak dramatik sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.