AKİT MENÜ

Dünya

Önlerinde büyük sorunlar var! Avrupa savunmada göbekten bağlanmış

Güncelleme Tarihi:

Savunma uzmanı Jason Davidson’a göre, Avrupa’nın ABD’ye olan askeri bağımlılığı, Rusya tehdidine yönelik farklı algılar ve tarihsel kimlik farklılıkları, birleşik ve bağımsız bir Avrupa savunma mimarisinin önündeki en büyük üç bariyeri oluşturuyor.

2

Savunma uzmanı Jason Davidson’a göre, Avrupa’nın ABD’ye olan askeri bağımlılığı, Rusya tehdidine yönelik farklı algılar ve tarihsel kimlik farklılıkları, birleşik ve bağımsız bir Avrupa savunma mimarisinin önündeki en büyük üç bariyeri oluşturuyor.

3

Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Avrupa güvenliği yeniden masaya yatırılırken, özellikle Donald Trump yönetiminin NATO’ya yaklaşımı kıtada stratejik bir sarsıntı yarattı. Washington’un “Avrupalılar kendi güvenliklerini üstlenmeli” mesajı, artık teorik bir tartışma değil; somut bir politika beklentisi.

4

Ancak Avrupa savunma bağımsızlığı, söylem düzeyinde destek bulsa da pratikte üç temel engelle karşı karşıya.

5

1. KRİTİK ASKERİ YETENEKLERDE ABD’YE BAĞIMLILIK Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini artırıyor. NATO’nun 2025 Lahey zirvesinde GSYİH’nin %3,5’inin savunmaya, ek %1,5’inin savunma bağlantılı alanlara ayrılması hedefi bu yönde önemli bir adım. Ancak Davidson’a göre sorun yalnızca para değil. Avrupa orduları halen şu alanlarda ABD’ye bağımlı: Entegre istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR), Stratejik hava taşımacılığı, Füze savunma sistemleri, Düşman hava savunmasının bastırılması (SEAD).

6

Bu “kritik destekleyici unsurlar” olmadan, Avrupa’nın tek başına büyük ölçekli bir savaşı sürdürebilmesi zor görünüyor. Bu kabiliyetlerin geliştirilmesi ise hem maliyetli hem de uzun vadeli koordinasyon gerektiriyor.

7

2. RUSYA TEHDİDİNE YÖNELİK FARKLI ALGILAR Avrupa’nın en büyük kırılganlığı, tehdit algısındaki parçalanmışlık. Polonya, Rusya’yı varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve 2026’da GSYİH’sinin %4,8’ini savunmaya ayırmayı planlıyor. Almanya da savunma bütçesini ciddi biçimde artırdı; 2026 bütçesi 108 milyar avro ile 2024’e göre yaklaşık P artış gösteriyor. Ancak tablo her yerde aynı değil.

8

Fransa ve Birleşik Krallık, Rusya’yı ciddi tehdit olarak görse de nükleer caydırıcılıklarına güveniyor. Bu nedenle tehdit algısı daha “kontrollü”. İtalya için ise öncelik Rusya değil; Akdeniz istikrarsızlığı ve düzensiz göç. Bu nedenle Roma yönetimi savunma harcamalarını artırmakta isteksiz ve %2 hedefini büyük ölçüde bütçe yeniden sınıflandırmasıyla yakaladı. Avrupa’nın doğusu savaş tehdidine odaklanırken, güneyi göç ve istikrarsızlığa öncelik veriyor. Ortak tehdit algısı olmadan ortak savunma vizyonu zorlaşıyor.

9

3. TARİHSEL KİMLİKLER VE STRATEJİK KÜLTÜR FARKLILIKLARI Davidson’ın üçüncü engeli kimlik meselesi. Fransa ve Birleşik Krallık, imparatorluk geçmişlerinin etkisiyle kendilerini hâlâ “küresel güç” olarak konumlandırıyor. Bu nedenle askeri yapılanmaları Avrupa merkezli savunmadan ziyade küresel projeksiyona göre tasarlanmış durumda. Fransa’nın Afrika ve Pasifik’teki askeri varlığı, İngiltere’nin Bahreyn, Brunei ve Kıbrıs’taki konuşlanmaları bu yaklaşımın örnekleri.

10

Buna karşılık Almanya ve İtalya’da II. Dünya Savaşı mirası güçlü bir pasifist refleks oluşturmuş durumda. Kamuoyu, askeri güç kullanımına ve savunma harcamalarına mesafeli. Bu durum özellikle Almanya’da zorunlu askerlik tartışmalarında kendini gösteriyor. Berlin yönetimi gönüllü modele bağlı kalırken, birçok uzman mevcut kapasitenin Rus tehdidine karşı yetersiz olduğunu savunuyor. Kimlik farkları, ortak askeri kültür oluşturmayı zorlaştırıyor.

11

Davidson’a göre çözüm teknik değil, siyasal. Avrupa liderleri kamuoylarına açık biçimde şunu anlatmalı: Savunma bağımsızlığı maliyetli olacak. Fedakârlık gerektirecek. Ancak caydırıcılık ancak inandırıcıysa işe yarar. Alman General Alexander Sollfrank’ın sözleri bu yaklaşımı özetliyor:

12

Savaşmak zorunda kalmamak için savaşmaya hazır olmalıyız.

13

Eğer Avrupa, ABD’nin güvenlik şemsiyesinin zayıflayabileceği ihtimalini ciddiye alıyorsa, savunma bağımsızlığı bir tercih değil, stratejik zorunluluk haline geliyor.

14

Ancak mevcut tablo, kıtanın hâlâ ortak tehdit algısı, ortak kimlik ve ortak askeri kapasite konusunda bütünleşmiş bir yapıdan uzak olduğunu gösteriyor. Haber Kaynağı: The National Interest - Jason Davidson