AKİT MENÜ

Dünya

ABD'li uzman: Donald Trump İran konusunda tarihi bir hata yapabilir

Güncelleme Tarihi:

ABD’de savunma çevrelerinde tartışma yaratan bir analizde, dış politika uzmanı Harrison Kass, Başkan Donald Trump’ın İran konusunda atacağı olası yeni bir askeri adımın stratejik hata olabileceğini savundu.

3

ABD’de savunma çevrelerinde tartışma yaratan bir analizde, dış politika uzmanı Harrison Kass, Başkan Donald Trump’ın İran konusunda atacağı olası yeni bir askeri adımın stratejik hata olabileceğini savundu.

4

ABD’nin Körfez’de iki uçak gemisi dahil olmak üzere görünür bir askeri güç konuşlandırması, “yeni bir saldırı mı geliyor?” sorusunu gündeme taşıdı.

5

Kass, caydırıcılık amacıyla yapılan askeri yığınakların anlaşılabilir olduğunu, ancak bunun otomatik olarak bombardıman seçeneğine evrilmemesi gerektiğini vurguluyor.

6

Geçtiğimiz yaz ABD’nin İran’daki yer altı nükleer tesislerine yönelik B-2 bombardıman uçakları ile gerçekleştirdiği saldırı, taktik düzeyde başarılı görülse de, Tahran’ın egemenliğini ihlal ettiği ve misilleme riskini artırdığı için stratejik açıdan karmaşık sonuçlar doğurmuştu.

7

İran’ın Katar’daki bir ABD üssüne sembolik füze salvosuyla karşılık vermesi, iki ülke arasındaki klasik “eylem–tepki” döngüsünü yeniden hatırlatmıştı.

8

Kass’ın analizindeki temel soru şu: İran’ın nükleer silah edinmesini önlemek, ABD için askeri harekâtı gerektirecek ölçüde hayati bir çıkar mı?

9

Washington uzun süredir İran’ın nükleer silah sahibi olmasını istemediğini açıkça dile getiriyor.

10

Ancak ABD istihbarat değerlendirmeleri, Tahran’ın kesin biçimde nükleer silah üretme kararı aldığına dair net bir bulgu ortaya koymuş değil. Bu durum, “politika beyanı” ile “askeri zorunluluk” arasındaki mesafeyi büyütüyor.

11

Kass’a göre diplomatik ve ekonomik araçlar tamamen tükenmeden başlatılacak bir bombardıman, kısa vadeli bir askeri kazanım sağlasa bile uzun vadeli stratejik maliyetler üretebilir.

12

Trump yönetiminin önünde üç temel askeri seçenek olduğu değerlendiriliyor: Sınırlı ve cezalandırıcı bir saldırı, İran altyapısını zayıflatmaya dönük daha geniş bir harekât, Doğrudan nükleer tesisleri hedef alan kapsamlı operasyon.

13

Ancak her senaryo, misilleme ve bölgesel tırmanma riskini beraberinde getiriyor. İran’ın doğrudan konvansiyonel karşılık vermek yerine vekil güçler üzerinden Irak ve Suriye’deki ABD unsurlarını hedef alabileceği, Körfez’de füze ve İHA saldırılarını artırabileceği ya da Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini tehdit edebileceği belirtiliyor. Bu tür bir tırmanma, yalnızca askeri değil, küresel enerji piyasaları açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir.

14

Kass’ın dikkat çektiği bir diğer kritik nokta ise kaynak tahsisi. İran’a yönelik uzun süreli ve yoğun bir hava harekâtı; istihbarat, yakıt ikmal uçakları, mühimmat stokları ve siyasi sermaye açısından ciddi bir yük getirebilir. Bu durum, ABD’nin Çin merkezli Hint-Pasifik stratejisiyle doğrudan rekabet eden bir kaynak tüketimi anlamına gelebilir.

15

ABD’nin temel stratejik rekabetinin Asya-Pasifik’te yoğunlaştığı bir dönemde, Ortadoğu’da yeni bir büyük ölçekli askeri angajmanın Washington’un küresel planlamasını karmaşıklaştırabileceği değerlendiriliyor.

16

Analize göre askeri güç konuşlandırması tek başına saldırı anlamına gelmek zorunda değil. Güç gösterisi; caydırıcılık sağlamak, müttefikleri güvence altına almak ve üsleri korumak için kullanılabilir. Füze savunma sistemlerinin güçlendirilmesi, insansız hava araçlarına karşı koruma ve deniz güvenliği faaliyetleri, doğrudan saldırı olmaksızın da stratejik mesaj verebilir. Kass, “itidal” yaklaşımının zayıflık değil, seçici güç kullanımı olduğunu savunuyor. ABD’nin askeri kapasitesini refleksif biçimde değil, doğrudan ve yakın tehditlere karşı, net hedeflerle kullanması gerektiğini vurguluyor.

17

Sonuç olarak analiz, Washington’un İran konusunda vereceği kararın yalnızca askeri değil, jeopolitik dengeler ve küresel güç dağılımı açısından da belirleyici olabileceğine işaret ediyor. ABD’nin atacağı her adımın, bölgesel istikrar ile büyük güç rekabeti arasındaki hassas dengeyi doğrudan etkilemesi bekleniyor. Haber Kaynağı: The National Security Journal - Harrison Kass