Bakanlar, bu işlemlerin özellikle Dördüncü Cenevre Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukuk ile başta 2334 (2016) sayılı Karar olmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının açık bir ihlalini oluşturduğunu teyit etmektedir. Karar ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı’nın işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail’in politika ve uygulamalarından kaynaklanan hukuki sonuçlara ilişkin işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki, tarihi ve demografik statüsünü değiştirmeyi amaçlayan işlemlerin hukuka aykırılığı, işgalin sona erdirilmesi yükümlülüğü ile kuvvet kullanımı yoluyla toprak kazanımı yasağını vurgulayan istişari görüşüyle de çelişmektedir. Bu adım, işgal altındaki topraklar üzerinde kontrolü pekiştirmeyi amaçlayan yeni bir hukuki ve idari gerçeklik dayatma girişimini yansıtmakta, iki devletli çözüm vizyonunu zayıflatmakta, bağımsız ve sürdürülebilir bir Filistin Devleti’nin kurulmasına yönelik perspektifleri aşındırmakta ve bölgede adil ve kapsamlı barışın tesisini tehlikeye atmaktadır" denildi.