AKİT MENÜ

Teknoloji-Bilişim

Yunan basını korku içinde duyurdu: Türkiye 5 yıla o silahı üretecek

Güncelleme Tarihi:

Son dönemde Türkiye'nin enerji ve savunma alanındaki hamlelerini yakından takip eden Yunan basını, Akkuyu Nükleer Santrali işaret ederek sürpriz bir iddiayı gündeme getirdi.

1

Son dönemde Türkiye'nin enerji ve savunma alanındaki hamlelerini yakından takip eden Yunan basını, Akkuyu Nükleer Santrali işaret ederek sürpriz bir iddiayı gündeme getirdi.

2

X'ten Hermes'in Yunan basınından aktardığı haberin detayları şu şekilde:

3

Türkiye çok hızlı bir şekilde nükleer silah edinebilir. Akkuyu'nun faaliyete geçmesinden yalnızca 5 yıl sonra Türkiye nükleer silahlara sahip olabilir.

4

Haberde, nükleer silahlarla donatılmış bir Türkiye'nin, konvansiyonel askeri kapasitenin ötesine geçerek bölgesel güç projeksiyonunu daha agresif bir şekilde genişletebileceği iddiası dile getiriliyor.

5

Aslında bu analiz teknik bir kapasite öngörüsü sunmaktan çok, uluslararası güvenlik tartışmalarında Türk tehdidini öne çıkararak mevcut risk algısını yeniden çerçeveleme girişimi olarak okunmalı.

6

Yunan medyasından doğrudan cümleler: Uzun yıllar boyunca Yeni Delhi’nin nükleer stratejisi doğrudan Pakistan merkezli tehdit algısı üzerinden şekillenmişti. Bugün bu denkleme yeni ve daha karmaşık bir aktör dahil oldu: Türkiye.

7

Geçmişte uluslararası endişeler daha çok Pakistan'daki nükleer silahların olası bir iç istikrarsızlık durumunda kontrol dışına çıkabileceği ihtimali üzerine yoğunlaşmıştı.

8

Ancak Türkiye'nin mevcut konumu itibarıyla İran ya da Pakistan’dan daha farklı bir stratejik çerçeve sunuyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin devreye girmesinin ardından Türkiye birkaç yıl içinde nükleer silah üretme kapasitesine ulaşabilir.

9

Yunan medyasındaki değerlendirmede ayrıca Türkiye'nin son yıllarda medya faaliyetleri, sivil toplum ağları ve bölgesel iş birlikleri üzerinden Hindistan'ın uluslararası meşruiyetini hedef alan bir strateji izlediği iddialarına da yer verildi.

11

Batılı ülkelerin Türkiye ile ilişkilerinde göç yönetimi ve ekonomik iş birlikleri gibi başlıklarda kırılgan bir pozisyonda bulunduğu savunulan analizde, İsrail'in ise Türkiye kaynaklı olası nükleer risklere karşı daha temkinli bir yaklaşım geliştirdiği öne sürüldü.